ENGLISH
07.02.2012
Ana Sayfa » AvrupaGeri Dön «

AB’den Yolsuzluk Atağı

11.05.2010 22:09:15

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Avrupa Parlamentosu, 6 Mayıs 2010’da yolsuzlukla mücadeleye yönelik önemli bir Deklarasyona imza attı. AB Parlamentosu bu Deklarasyonla, yolsuzlukla mücadeledeki resmi pozisyonunu ortaya koymuştur. Ülkelerin gelişmesindeki en büyük engellerden birisi kabul edilen yolsuzluk, son dönemde birey ve devlet güvenliğini tehdit edecek tarzda artış göstermektedir. Yolsuzluk halka ve devlete fakirlik getirirken, iç piyasanın işleyişini olumsuz etkilemekte, idarecilere ve devlete olan güven ve itimadın derinden zedelenmesine yol açmaktadır. Yolsuzluk, insan eliyle ortaya çıkan ve geniş halk kitlelerini sefalet ve açlığa mahkûm eden tehditlerin başında gelmektedir.

Küreselleşmenin de etkisiyle, bireylerin önüne ‘zengin olmak’ hedef ulaşması gereken bir hedef olarak konulmuş durumdadır. Bireyler bu hedefe doağru koşarken sahip oldukları makam, mevki ve görevlerinden gelen durumsal avantajlarını kendi kişisel çıkarları doğrultusunda suiistimal etmeye meyledebilmektedir. Yolsuzluğun da temel çıkış noktası budur.

Yolsuzluk, ceza hukuku anlamında rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırmak, görevi suiistimal gibi fiillerle kendini göstermektedir. Sadece yerel bir problem olarak kalmayan yolsuzluk, çok uluslu şirketlerin yerel düzeydeki faaliyetlerini en hızlı ve sorunsuz bir şekilde yürütmek ve yerel makamları bu yönde ikna etmek için zaman zaman başvurdukları bir yöntemdir. Daha çok, gelişmiş ülkelerin milyar Dolarlık şirketlerinin, gelişmekte olan ülkelerde başvurdukları bir hukuksuzluk aracı olarak karşımıza yolsuzluk çıkmaktadır.
 
Yolsuzluk en kesif halini Latin Amerika ve Afrika’daki totaliter idarelerde bulmaktayken günümüzde, gelişmiş Batı ülkelerinin de bu sorundan bağışık olmadığını görmekteyiz.  
 
AB Parlamentosu da bu riski görerek AB içinde yolsuzlukla mücadele amacıyla sağlıklı ve güçlü bir izleme mekanizmasının kurulmasını ve bu amaçla üye ülkelerin böylesi bir mekanizmaya destek olmalarını istemektedir. Bu kararın diğer bir anlamı, AB içinde alın teriyle üreten ve vergisi veren kesimlerin, AB fonlarının ve bu fonları oluşturan ulusal katkıların yolsuzluk yoluyla birilerinin cebine indirilmesine sessiz kalmayacağıdır.
 
2009 yılında AB vatandaşlarının yolsuzluğa karşı tavrını ölçen bir ankete göre, halkın yüzde 78’i yolsuzluğun kendi ülkelerinde en önemli problemlerden birisi olduğunu belirtmiştir. Avrupalıların çoğu, yerel idarelerden ulusal ve AB kurumlarına kadar kamu idaresinin her seviyesinde yolsuzluğun bir problem olduğu fikrindedir.
 
Üye ülkelerden yolsuzlukla ilgili en fazla evet cevabı, yüzde 95 ile Yunanistan’dan gelmiştir. [1] Bu rakam Yunanistan’ın bugününe baktığımızda pek de şaşırtıcı değildir. Uluslararası Saydamlık Örgütü’nün 2009 yolsuzluk sıralaması da bu tespiti doğrulamaktadır. Yunanistan, Yolsuzluk İndeksinde, diğer AB ülkeleri Romanya ve Bulgaristan’la birlikte 71. sırayı paylaşmaktadır. Bu üç ülke AB ülkeleri açısından listenin sonunda yer almaktadır.[2]
 
Birlik, Bulgaristan ve Romanya için izleme mekanizmasını kullanmakta ve bu ülkeleri yolsuzluk ve organize suçlarla daha etkin mücadele etmeye adeta zorlamaktadır. Bu ülkelerin AB’den alacakları yardım payları dahi bu uğurda kesintiye uğrayabilmektedir.
 
İlerleyen günlerde Yunanistan için de buna benzer bir izleme mekanizmasının kurulabileceği akla gelmektedir. Bakıldığında, Yunanistan’da patlak veren ve ülkeyi sosyo-ekonomik ve siyasi bir krizin eşiğine getiren ekonomik depremin asıl failinin ülkede yaygın olarak görülen yolsuzluktan başkasının olmadığı görülecektir.
 
AB’nin, Yunanistan’ı, içinde bulunduğu borç batağından çıkarmak için vermeyi taahhüt ettiği 110 milyar Avro’nun doğru bir şekilde harcanmasını sağlamak için gerekli mali denetim ve kontrolleri de ihmal edeceğini düşünmek mümkün değildir. AB kısaca, vereceği paranın boşa gitmemesi için Yunanistan’dan garanti istemektedir. AB Parlamentosu Bütçe Kontrol Komitesi’nin Yunanistan’a geçen günlerde yaptığı ziyaret de bu isteğin bir yansımasıdır.
 
AB Parlamentosu’nun Yolsuzlukla Mücadele Deklarasyonunu da, halen AB’yi sarsmaya devam eden bu krizin altındaki temel soruna çözüm bulmaya yönelik önemli bir çaba olarak okumak gerekir.
 
(Ömer Ersoy, SDE Asistan)  


[1] http://ec.europa.eu/public_opinion/archives/ebs/ebs_325_sum_en.pdf



AVRUPA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya