Önümüzdeki ay, dünyanın en prestijli spor organizasyonlarından birisi olan FIFA 2010 Dünya Şampiyonası, Güney Afrika’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecektir. Grup maçlarından çıkmadığından dolayı Türkiye’nin yer alamadığı Şampiyona, toplam 32 milli takımın rekabetine sahne olacaktır. Sportif anlamda güzelliklerin yaşanacağı bu uluslararası organizasyonun, Güney Afrika’ya taşıyacağı bazı olumsuz yan etkileri de bulunmaktadır. Bir ay boyunca devam edecek ve yüz binlerce yabancı turisti Güney Afrika’ya çekecek olan a Kupanın bu etkileri peyder pey gün yüzüne çıkmaktadır.
Güney Afrika’daki Güvenlik Bilimleri Enstitüsü tarafından hazırlanan ‘Oyuncu ve Hakem’ başlıklı rapor, geçen günlerde Cape Town’da kamuoyuna duyurulmuştur. Kitap, milyonlarca Dolara mal olan futbol statlarının yapımı için açılan ihalelerde yaşanan yaygın yolsuzluklara işaret etmektedir.
Güney Afrika’da, Dünya Kupası için 6 yeni futbol stadyumu inşa edilmiş ve 4 stadyum da elden geçirilmiştir. Güney Afrika’daki Dünya Kupası’nın en gösterişli yapısı olan 68 bin seyirci kapasiteli Cape Town stadyumu, 832 milyon Dolara mal olmuştur. Bu yönüyle stadyum, Güney Afrika’nın en pahalı binası olma özelliğini kazanmıştır.
Güney Afrika nüfusunun yaklaşık yarısının aylık 200 Dolar gelirle ve çoğu yerde elektrik ve şehir suyu olmadan hayatını sürdürmeye çalışmaktadır. Bu fakirlik karşısında, ülkeye doğu dürüst bir getirisi olmayan futbol sektörüne böylesine büyük fonların ayrılması ülkede ayrı bir tartışma konusu olmuştur. Stadyum ihalelerine ilişkin usulsüzlükleri kamuoyuna duyurmaya çalışan yerel bir politikacının Ocak ayında bir cinayete kurban gitmesi de durumun vahametini gözler önüne seren ciddi bir hadise olmuştur.
Güney Afrika’ya daha yakından bakacak olursak, şu anki Devlet Başkanı Jacob Zuma’nın son 5 yıldır hakkında açılan yolsuzluk soruşturmalarıyla uğraştığını görmekteyiz. Zuma, önceki Devlet başkanı Thabo Mbeki'nin kararıyla, hakkındaki yolsuzluk iddialarının araştırılması amacıyla 2005 yılında Devlet Başkan Yardımcısı görevinden el çektirilmiştir. Hükümetin milyar Dolarlık silah anlaşmalarıyla bağlantılı olarak Zuma’ya uzanan iddialar mahkemeye taşınmıştır. Ancak, mahkeme 2009 yılında genel seçimlerin hemen öncesinde, hakkında yeterli delil olmadığı gerekçesiyle Zuma davasını düşürmüştür. Ardından Zuma, iki hafta sonra yapılan seçimlerden birinci çıkarak Devlet Başkanlığı koltuğuna oturmuştur.
Uyuşturucu ve Kadın Ticareti Yükselişte
Dünya Kupası nedeniyle yarım milyon insanın Güney Afrika’ya gitmesi beklenmektedir. Bu durum ülkeyi, fuhuş sektörü, kadın ticareti ve uyuşturucu kaçakçılığı için cazip bir pazar haline getirmektedir. Sınır kontrolünün zayıf ve rüşvetin yaygın olduğu ülkede uluslararası suç örgütlerinin yasadışı mal ve hizmetleri ülkeye sokmakta fazla zorlanmayacağı uzmanlarca dile getirilmektedir.
[i]
Uganda, Rwanda, Malavi, Zimbabve, Kenya, Tanzanya, Kongo, Mozambik Burundi ve Botsvana başta olmak üzere birçok Afrika ülkesinden ayrıca Doğu Avrupa ülkelerinden kadın ve kızların, fuhuş sektöründe çalıştırılmak üzere Güney Afrika’ya giriş yaptığı belirtilmektedir. Bu sayının en az 40 bin olacağı tahmin edilmektedir. Bunların önemli bir kısmı ise, insan tacirlerinin kontrolündedir.
Ülkede yasak olan fahişeliğin en azından kupa süresince serbest bırakılmasına yönelik çağrılara Güney Afrika Hükümeti olumsuz yanıt vermiştir. Bu durum, teoride olumlu karşılansa da, insan ticareti ve fuhuşla mücadele kapasitesi yetersiz olan ülkede, kontrol dışı yer altı fuhuş sektörünün suç örgütlerinin elinde daha da büyümesi anlamına gelecektir. Zira koyulan yasağı uygulama gücünün olmaması, yasadışı faaliyetlerin ortaya çıkması için gerekli olan en uygun ortamı sağlamaktadır.
Dünyanın en yüksek HIV oranına sahip Güney Afrika’da (48 milyon nüfusun beş buçuk milyonu AIDS’lidir) HIV vakalarının artmasından da korkulmaktadır.
[ii] Ayrıca, ülkedeki okul tatiline denk gelen kupa süresince fakir bölgelerdeki kız çocuklarının da insan tacirlerince suiistimal edilmeye çalışılacağı yerel makamlarca tahmin edilmektedir.
[iii]
İnsan ticaretinin yanında uyuşturucu madde tüketiminin ve kaçakçılığında da artış yaşanacağı ortadadır. Bunun ilk işaretlerinden birisi, Eylül 2009’da ülkenin önemli liman kentlerinden Durban’da yaklaşık 3 ton esrarın ele geçirilmesidir. 3 İngiliz ve 2 Güney Afrikalının yakalandığı operasyon ülkedeki en büyük uyuşturucu operasyonu olarak tarihe geçmiştir.
[iv] Ülkeye eroin ve kokain girişinde de artış yaşanmaktadır.
Yolsuzluk, uyuşturucu, silah ve kadın ticareti başta olmak üzere sınıraşan suç faaliyetlerinin hem hedefi hem de mağduru olan Afrika kıtasının bu tehditlere karşı ortak mekanizmalar geliştirmesi, şeffaflığı ve demokrasiyi desteklemesi gereklidir. Ancak, demokrasinin bir türlü yerleşemediği kıtaya, BM başta olmak üzere ilgili uluslararası kuruluşların ve ülkelerin desteği şart görünmektedir.
Ömer Ersoy, Araştırmacı
[i] http://edition.cnn.com/2009/SPORT/football/10/09/south.africa.world.cup.sex/index.html
[ii] http://www.france24.com/en/node/4929938
[iii] http://www.telegraph.co.uk/sport/football/world-cup-2010/7374301/World-Cup-2010-40000-prostitutes-to-enter-South-Africa.html
[iv] http://www.int.iol.co.za/index.php?set_id=1&click_id=&art_id=vn20090915040615475C269420