Garzon’un Girişimi (2010)
1936-1939 sivil savaş dönemi ve takip eden Franco döneminde İspanya’da kaybolan 100 bini aşkın kişinin akıbetlerinin soruşturulması için harekete geçen İspanya’nın uluslararası çapta tanınan hâkimlerinden
Baltasar Garzón hakkında, 1977 Af kanununu ihlal ve yetki aşımı gerekçeleriyle 7 Nisan 2010 tarihinde İspanya Anayasa Mahkemesi’nde dava açılmıştır. Suçlu bulunması halinde hâkimlik kariyeri sona erecektir.
[1] Garzon, soruşturmaya başlarken, insan hakları ihlallerinin Af kanunu kapsamında düşünülmesinin mümkün olamayacağını belirtmiştir.
Garzon, eski Şili diktatörü
Augusto Pinochet hakkında yakalama emri çıkaran,
Guantanamo askeri üssünde tutulanlara karşı işkence iddialarının soruşturulmasını isteyen ve Osama Bin Ladin hakkında fezleke hazırlayan hâkim olarak bilinmektedir. Ayrıca ETA’ya yönelik soruşturmaların başında da yine Curzon’u görüyoruz.
Yaptığı bu soruşturmalarla uluslararası üne kavuşan hâkim, soruşturma yönünü İspanya’nın karanlıkta kalan dönemine çevirdiğinde, kendisini sanık sandalyesinde bulmuştur. Elbette bu durumun, İspanya’nın geçmişiyle yüzleşmesine herhangi bir fayda sağlamayacağı ortadadır.
Peki, 1936’da iç savaşta başlayan ve
General Francisco Franco’nun 1975’te ölümüne kadar devam eden kaotik ve baskıcı dönemde İspanya’da neler yaşanmıştır? Kronolojik sırayla kısaca bu döneme baktığımızda:
İspanya İç Savaşı (1936-1939)
1936-1939 yılları arasında ülke, nasyonalistler ve cumhuriyetçiler arasında yıkıcı bir iç savaş yaşamıştır. Savaş,
17 Temmuz 1936'da da aralarında yer aldığı nasyonalist güçlerin, seçimle işbaşına gelen Cumhuriyetçi "Halk Cephesi" koalisyonuna karşı darbe girişimiyle başlamıştır. Faşizm ve komünizmin saflaşması nedeniyle ideolojik zemine kayan savaş hızlıca uluslararası boyut kazanmıştır. Bu nedenle, savaş boyunca Sovyetlerin Cumhuriyetçilere, Almanya ve İtalya’nın ise nasyonalistlere ciddi askeri yardımları söz konusu olmuştur.
[2] Savaş İspanya’ya büyük bir yıkım ve yüz binlerce can kaybı bırakmıştır.
Savaşın Galibi Franco (1939)
Savaşın bitiş tarihi olan 1939’da, General Franco, nasyonalist cephenin liderliğini de kendi elinde toplayarak Halk Cephesi’ne karşı zaferini ilan etmiştir. Bu tarih İspanya için 1975’e kadar sürecek yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Ölene kadar tek adam olarak ülkeyi demir yumrukla yöneten Franco, kurduğu faşist rejime tehdit olarak gördüğü hiçbir kişiye ve harekete müsamaha göstermemiş; sistematik baskı ve şiddet uygulamaktan kaçınmamıştır.
Bu baskından nasibi alan bölgeler arasında, iç savaşta cumhuriyetçilerin yanında yer alan Bask ve Katalan Bölgeleri de vardır. Önceki dönemde özerkliğe sahip olan bu bölgeler, Franco döneminde ulusal birliğe tehdit olarak algılandığından, özerklikleri elinden alınmış, bütçeden aldıkları pay azaltılmış, dilleri ve kültürel kimlikleri yasaklanmıştır.
Franco’nun uyguladığı baskılar ve yargısız infazlar, 1950’lerde başlayan direniş hareketlerine ardından Baskların bağımsız olmasını savunan ETA terörünün ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir.
Genel Af (1977)
Franco’nun 1975 yılında ölmesinin ardından İspanya için meşruti demokrasi yolu açılmıştır. Dedesinin 1931’de ayrılmak zorunda kaldığı Madrid’e kral olarak dönen
Juan Carlos, Franco’dan miras aldığı totaliter yönetimi, demokratik anayasal bir sisteme dönüştürmeyi başarmıştır.
Franco sonrası yapılan ilk işlerden birisi politik suç işleyenlere yönelik 1977 yılında ilan edilen genel aftır. Af Kanunu, diktatörlük döneminde işlenen her türlü politik suçu ve politik suçlara karşı yürütülen baskı ve şiddet uygulamalarını da kapsayacak şekilde formüle edilmiştir. Dolayısıyla kabul edilen affın, geçmişin tüm hataları ve sevaplarıyla geride bırakılmasını ve bir daha kurcalanmamasını isteyen bir yönü bulunmaktadır.
Daha sonraki dönemde, ülkeyi merkeziyetçilik ve diktatörlüğün etkisinden kurtararak demokratik platforma taşımak üzere 1978 Anayasası hazırlanmış ve halkın büyük çoğunluğunun onayıyla yürürlüğe girmiştir.
1978’de adım atılan demokratik idarenin, ülkede bilinen bu en büyük sırrı 35 yıldır muhafaza etmekte gösterdiği ısrar, Garzon gibi hâkimlerin sayısı artmadıkça, ülkenin yakın geçmişindeki soru işaretlerini ve karanlık noktalarını ileriki dönemlere de taşıyacak gibi görünmektedir.
Ömer Ersoy, Araştırmacı
[1] http://www.guardian.co.uk/world/2010/apr/25/baltasar-garzon-spain-franco
[2] http://www.bbc.co.uk/turkce/ozeldosyalar/2009/09/090903_spain_war.shtml