Küresel Mali Kriz ve Afrika
Dünya Bankası (DB), bu hafta yayınladığı bir raporda küresel çapta etkileri hissedilen mali krizin Afrika’da otuzun üzerinde ülkeyi olumsuz etkilediğini ve yaklaşık 90 milyonluk bir nüfusun açlık tehlikesi yaşadığını bildirdi. Raporda ayrıca, bu tip krizlerin Afrika kıtasında yaşanan pek çok siyasi ve etnik çatışmaları hızlandıracağı, zaten kırılgan olan yönetimleri daha da zayıflatacağı belirtilmektedir. Rapora göre Afrika ülkelerinin pek çoğu, mali krizin risk haritasında yer almaktadır. (Tıkla-1)
Gerçekte son yıllarda dış yardımların ve doğal kaynaklardan doğan gelirlerin Afrika ekonomilerinde yaptığı olumlu etkiler dikkat çekicidir. Fakat Batı’da 2007 ve 2008 dönemlerinde yaşanan petrol talebinin azalması dolayısıyla Afrika ülkelerinin ihraç gelirlerinde ve kalkınma hızlarında düşüşler yaşanmıştır. Finansal anlamda dış ülkelerle bağlantıları önem arzeden Güney Afrika, Kenya ve Nijerya gibi ülkeler, krizin etkilerini hisseden ilk ekonomiler olmuştur. Özellikle bankacılık sistemlerinde çözülmeler ve iflas ilanları artık sık rastlanan haberler olmaya başlamıştır. Her ne kadar bu ülkelerin mali sistemleri, ABD, Avrupa ve diğer gelişmiş ekonomilerle olan bağlantıları nispeten zayıf olsa da bu sistemlerin bu çaptaki krizlere dayanıklılık seviyeleri oldukça düşüktür.
Kıtadaki genel ekonomik daralma, bankalar üzerinden gerçekleşen işlem hacminin de daralmasına sebep olmuştur. Bu durum iç yatırımlara kredi ve borç verme imkanlarını kısıtlamış, ekonomik gelişmeleri bölgesel olmaktan çok dış bağlantılara endeksli olan kıta devletlerinin kalkınma projelerini askıya almalarına yol açmıştır. Bunun yanında dış ekonomilerle ilişkisi sınırlı olan fakat ABD Dolarını ülke içinde yoğunlukla kullanan Liberya gibi ülkeler de mali piyasalarda dolaylı etkilere maruz kalmıştır.
Krizin, çeşitli maden ve petrol üreticisi ülkelere etkileri farklı olmuştur. Bu grup ülkeler, son bir yıllık süreç içinde petrol fiyatlarında düşüş yaşanması sonucu gelirlerinin yaklaşık %60’lık kısmını kaybetmişlerdir. Ancak topraklarında yer altı zenginliği yerine tarımsal ürünler bulunan ve bunları ihraç eden ülkeler de aynı düşüşten nasiplerini almışlardır. Kahve ve kakao gibi başlıca ihraç ürünlerinin fiyatları %15 gibi bir düşüşe uğramıştır. Ayrıca Afrika ülkelerinin neredeyse tamamı, küresel turizm hızının düşmesiyle de bu gelirlerinden de mahrum kalmışlardır. (Tıkla-2)
Dünya Bankası’na göre kamu gelirlerinin azalmasıyla birlikte çalışanların maaşlarının ödenememesi öncelikle güvenlik güçleri ve ordunun hizmetlerinde aksaklıklar doğurmaktadır. Bu meslek gruplarının verimliliklerinin düşmesi, ülke içi şiddetin ve hatta hükümet karşıtı cunta hareketlerinin önünü açmaktadır. Afrika’da yaşanan hemen her darbenin gerekçesi siyasi belirsizlik ve ekonomik sorunlardır.
Bütün bu sorunlarla ilgili olarak Dünya Bankası, krizin etkilerinin daha az hissedilmesi için kıta devletlerinin birçoğuna insani yardımlar, sağlık, eğitim ve altyapı hizmetleri sağlanması gerektiğini belirtmekte ve kurumsal anlamda kendisinin 2008 ve 2009 yılları için gerçekleştirdiği yardımlara dikkat çekmektedir. Zira bu tip yardım ve hizmetler Afrika ekonomisine reel bir dinamizm katmaktan ziyade, dile getirilen toplumsal gerginlikleri bir nebze olsun yumuşatabilecek etkiye sahiptir. Öte yandan bağışçı devletlerin, Afrika hükümetlerine ekonomik tedbirlerin alınması ve uygulanması için baskıda bulunması olumlu etkiler yaratabilecektir.
Bu noktada kıta devletleri için ekonomik anlamda başlıca sorun makro dengeyi sağlamakla ilgilidir. Yavaşlayan ticari faaliyetler bir yanda iç piyasada durgunluğa ve verimsizliğe yol açarken, diğer yandan kıta dışına satılan ürünlerin getirisini azaltmaktadır. Fakat bu süreçte ülkelerin verimsiz ekonomik sistemlerini elden geçirerek revize etmeleri ve kalkınma programlarını ihmal etmemeleri gerekmektedir. Sözkonusu dengenin sağlanması iç durgunluğun ve dış talep azlığının bulunduğu bir dönemde gerçekleşmesi zor görünmekle beraber, Afrika devletleri, ekonomilerindeki yapısal sorunlarını çözme anlamında bu krizi fırsat olarak değerlendirmelidirler.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan, 3 Ekim 2009)