ENGLISH
18.05.2012
Ana Sayfa » AfrikaGeri Dön «

Küresel Mali Kriz ve Afrika

09.11.2009 16:39:31

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dünya Bankası'nın yayınladığı raporda, küresel boyuttaki mali krizin Afrika kıtasında yaşanan pek çok siyasi ve etnik çatışmayı hızlandıracağı belirtilmektedir.

Küresel Mali Kriz ve Afrika

Dünya Bankası (DB), bu hafta yayınladığı bir raporda küresel çapta etkileri hissedilen mali krizin Afrika’da otuzun üzerinde ülkeyi olumsuz etkilediğini ve yaklaşık 90 milyonluk bir nüfusun açlık tehlikesi yaşadığını bildirdi. Raporda ayrıca, bu tip krizlerin Afrika kıtasında yaşanan pek çok siyasi ve etnik çatışmaları hızlandıracağı, zaten kırılgan olan yönetimleri daha da zayıflatacağı belirtilmektedir. Rapora göre Afrika ülkelerinin pek çoğu, mali krizin risk haritasında yer almaktadır. (Tıkla-1)

Gerçekte son yıllarda dış yardımların ve doğal kaynaklardan doğan gelirlerin Afrika ekonomilerinde yaptığı olumlu etkiler dikkat çekicidir. Fakat Batı’da 2007 ve 2008 dönemlerinde yaşanan petrol talebinin azalması dolayısıyla Afrika ülkelerinin ihraç gelirlerinde ve kalkınma hızlarında düşüşler yaşanmıştır. Finansal anlamda dış ülkelerle bağlantıları önem arzeden Güney Afrika, Kenya ve Nijerya gibi ülkeler, krizin etkilerini hisseden ilk ekonomiler olmuştur. Özellikle bankacılık sistemlerinde çözülmeler ve iflas ilanları artık sık rastlanan haberler olmaya başlamıştır. Her ne kadar bu ülkelerin mali sistemleri, ABD, Avrupa ve diğer gelişmiş ekonomilerle olan bağlantıları nispeten zayıf olsa da bu sistemlerin bu çaptaki krizlere dayanıklılık seviyeleri oldukça düşüktür.

 

Kıtadaki genel ekonomik daralma, bankalar üzerinden gerçekleşen işlem hacminin de daralmasına sebep olmuştur. Bu durum iç yatırımlara kredi ve borç verme imkanlarını kısıtlamış, ekonomik gelişmeleri bölgesel olmaktan çok dış bağlantılara endeksli olan kıta devletlerinin kalkınma projelerini askıya almalarına yol açmıştır. Bunun yanında dış ekonomilerle ilişkisi sınırlı olan fakat ABD Dolarını ülke içinde yoğunlukla kullanan Liberya gibi ülkeler de mali piyasalarda dolaylı etkilere maruz kalmıştır.
Krizin, çeşitli maden ve petrol üreticisi ülkelere etkileri farklı olmuştur. Bu grup ülkeler, son bir yıllık süreç içinde petrol fiyatlarında düşüş yaşanması sonucu gelirlerinin yaklaşık %60’lık kısmını kaybetmişlerdir. Ancak topraklarında yer altı zenginliği yerine tarımsal ürünler bulunan ve bunları ihraç eden ülkeler de aynı düşüşten nasiplerini almışlardır. Kahve ve kakao gibi başlıca ihraç ürünlerinin fiyatları %15 gibi bir düşüşe uğramıştır. Ayrıca Afrika ülkelerinin neredeyse tamamı, küresel turizm hızının düşmesiyle de bu gelirlerinden de mahrum kalmışlardır. (Tıkla-2)

Dünya Bankası’na göre kamu gelirlerinin azalmasıyla birlikte çalışanların maaşlarının ödenememesi öncelikle güvenlik güçleri ve ordunun hizmetlerinde aksaklıklar doğurmaktadır. Bu meslek gruplarının verimliliklerinin düşmesi, ülke içi şiddetin ve hatta hükümet karşıtı cunta hareketlerinin önünü açmaktadır. Afrika’da yaşanan hemen her darbenin gerekçesi siyasi belirsizlik ve ekonomik sorunlardır.

Bütün bu sorunlarla ilgili olarak Dünya Bankası, krizin etkilerinin daha az hissedilmesi için kıta devletlerinin birçoğuna insani yardımlar, sağlık, eğitim ve altyapı hizmetleri sağlanması gerektiğini belirtmekte ve kurumsal anlamda kendisinin 2008 ve 2009 yılları için gerçekleştirdiği yardımlara dikkat çekmektedir. Zira bu tip yardım ve hizmetler Afrika ekonomisine reel bir dinamizm katmaktan ziyade, dile getirilen toplumsal gerginlikleri bir nebze olsun yumuşatabilecek etkiye sahiptir. Öte yandan bağışçı devletlerin, Afrika hükümetlerine ekonomik tedbirlerin alınması ve uygulanması için baskıda bulunması olumlu etkiler yaratabilecektir.   

Bu noktada kıta devletleri için ekonomik anlamda başlıca sorun makro dengeyi sağlamakla ilgilidir. Yavaşlayan ticari faaliyetler bir yanda iç piyasada durgunluğa ve verimsizliğe yol açarken, diğer yandan kıta dışına satılan ürünlerin getirisini azaltmaktadır. Fakat bu süreçte ülkelerin verimsiz ekonomik sistemlerini elden geçirerek revize etmeleri ve kalkınma programlarını ihmal etmemeleri gerekmektedir. Sözkonusu dengenin sağlanması iç durgunluğun ve dış talep azlığının bulunduğu bir dönemde gerçekleşmesi zor görünmekle beraber, Afrika devletleri, ekonomilerindeki yapısal sorunlarını çözme anlamında bu krizi fırsat olarak değerlendirmelidirler.

(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan, 3 Ekim 2009



AFRİKA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya