ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » AvrupaGeri Dön «

Avrupa Dış İlişkilerinde Zorluklar

03.05.2010 15:24:19

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

26 Nisan Pazartesi günü gerçekleşen Avrupa Birliği (AB) Bakanlar Konseyi toplantısında Avrupa Dış Eylem Servisi’nin (ADES) yapısına dair anlaşma sağlandı. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, 21. yüzyılda farklı bir Avrupa’nın oluşumuna katkıda bulunacak servise Avrupa’nın ihtiyacı olduğunu dile getirerek servisin kapsamlı politikaların teşvik edilmesi ve dünyadaki sorunlarla birlikte baş edilmesine yönelik cevaplar üreteceğini belirtti.[1]

1 Ocak 2010’da yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması ile ADES’nin yapısına ilişkin kesin düzenlemeler öngörülmemesinden dolayı servisin kurumsal ve işlevsel altyapısının oluşturulması AB Dış İlişkiler Konseyi kararlarına bırakılmıştı.

AB Antlaşması’nın 27. Maddesi uyarınca temel olarak yüksek temsilciye yardımcı olmak üzere tasarlanan servisin bir genel sekreter, iki genel sekreter yardımcısı ve altı genel direktör tarafından yönetilmesi ve Komisyon temsilcileri ile üye devletlerin diplomatik memurlarından oluşması öngörülmektedir. Bununla birlikte ADES’nin bağımsız bir statüye sahip olması gündeme gelirken ortaya çıkabilecek idari ve bütçesel sorunlar çözümlenmeye bırakılmıştır. Lizbon Antlaşması ile sütunlu yapının ortadan kaldırılmasını takiben AB’nin dış servisleriyle ilgili tüm konuları Avrupa Komisyonu ile işbirliği içerisinde ele alması düşünülen servisin dış politikaya ilişkin tüm alanları tek bir çatı altında toplaması beklenmektedir.

AB’de dış politika alanı Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesine kadar ikili bir yapı sergilemektedir. Dış ekonomik ilişkiler ile dış siyasi ilişkiler birbirinden ayrılarak dış ekonomik ilişkiler birinci sütun; dış siyasi ilişkiler ise ikinci sütunun politika alanları olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede kurumsal yapı ve karar alma mekanizması farklılaşarak dış ekonomik ilişkiler alanında ulusüstü özellikler dış siyasi ilişkiler alanında ise hükümetler arası yaklaşımlar söz konusu olmaktadır.
 
Dış siyasi ilişkilerin temel hedefleri AB Antlaşması’nın 11. maddesinde Birliğin ortak değerlerini, temel çıkarlarını ve bağımsızlığını korumak, Birliğin ve üye devletlerin güvenliğini güçlendirmek, uluslararası işbirliğini gerçekleştirmek ve demokrasi ve hukukun üstünlüğünü ve insan haklarına ve temel hak ve özgürlüklere saygıyı geliştirmek ve pekiştirmek olarak belirlenmiştir. Bu hedeflerin yerine getirilmesi için siyasi, diplomatik ve kültürel araçların harekete geçirilmesine dayanan “ortak dış politika” ile güvenlik politikası çerçevesinde şekillendirilen Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası’nın oluşturulması ve yönetilmesine ilişkin kurumsal yapıyı AB Zirvesi, AB Bakanlar Konseyi, AB Dönem Başkanlığı, Daimi Temsilciler Komitesi, Siyasi ve Güvenlik Komitesi, Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, Yüksek Temsilcilik, Politika Planlama ve Erken Uyarı Birimi, Avrupa Muhabirleri, danışmanlar ve çalışma gruplarının oluşturması öngörülmüştür.
 
Hükümetler arası niteliği ağır basan ve üye devletlerin dış politika önceliklerini yansıtan sözkonusu yapıda karar alma mekanizması büyük ölçüde oybirliğine dayanmakta ve üye devletlerin veto hakları saklı tutulmaktadır. Karmaşık ve dağınık söz konusu bu yapıda AB seviyesinde etkin, tek sesli ve bütünleşik dış politika üretilmesi imkânının daralması reform arayışlarını beraberinde getirmiştir. 2000’li yıllarda Avrupa’nın siyasi ve ekonomik görünümünün belirlenmesi ve beklentilerin karşılanmasına yönelik olarak yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması, AB Zirvesi ile AB Bakanlar Konseyi’nde kurumsal değişiklikler meydana getirmişse de hükümetler arası yapı ve oybirliği ilkesi korunmuştur. İki buçuk yıl süreyle ve bir kez yenilenebilir olmak koşuluyla tam zamanlı Zirve başkanlığı kurulmasıyla temsilde devamlılık, etkinlik ve istikrarın sağlanması amaçlanmıştır.
 
Yüksek Temsilcilik ile Avrupa Komisyonu başkan yardımcılığı makamlarını birleştiren yeni bir birim olarak AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği’nin oluşturulmasıyla birinci sütun ile ikinci sütundaki dış politika alanlarının birlikte yönetilmesi hedefi güdülmüştür. Dış politikadaki kurumsal reformlar çerçevesinde ortaya çıkan ADES’nin ise “diplomatik bakanlık” gibi işlemesi öngörülmüştür. ADES’nin AB’nin ihtiyaç duyduğu kurumsal sadeleşmeye cevap vermek üzere dış politikanın kurumsal çatısı haline gelip siyasi tutarlılık ve etkinlik sağlamada önemli rol oynaması beklenmektedir. Ancak servisin bu beklentiyi karşılaması için idari ve teknik yapısı ile işlevinin uyumlu ve örtüşen biçimde yapılandırılması gereği ortaya çıkmaktadır. Aksi takdirde dış politikanın ağır ve tasarrufta bulunmakta zorlanan mekanizmasına yeni bir halka eklenmiş olacaktır.
 
AB’nin uluslararası alanda etkin bir aktör olarak ortaya çıkamamasının nedeni AB dış ilişkilerindeki çok merkezli yapı olarak gösterilebilmektedir. Pek çok aktörün müdahil olması ve aktörler arası koordinasyonun sağlanamaması politika verimliliğini düşüren ve status quo devam ettiren bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. Lizbon Antlaşması ile öngörülen değişim ve yeniliklerin etkili ve tutarlı bir dış politika sürdürülmesine katkıda bulunması beklenirken bütünleşik bir dış politika oluşturulamaması sonucunda AB’nin uluslararası temsilinde tek bir mercii yetkili kılınmamış ve söz konusu yetkinin farklı yapılar tarafından kullanılması öngörülmüştür. Reformların hükümetler arası yapıdan taviz vermemesi ve dış politika ve güvenlik kimliklerinin ortaklaştırılamamasından dolayı ekonomik alanda sermaye birleşimleri ve geniş pazarlar ile ifade bulan ortak ekonomik çıkar, siyasi alanda ortaya konulamamaktadır. Ortak kaygı ve tehditlerden yola çıkılarak tanımlanan ortak siyasi çıkarın eksikliği, AB’nin uluslararası alanda etkin ve tutarlı politikalar üretmesine ve uygulamasına engel teşkil eden ve AB’nin uluslararası görünürlüğüne ve güvenilirliğine zarar veren bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.
 
(Zeynep Songülen-İnanç, SDE Asistan)

[1]http://euobserver.com/18/29944. EU Observer,




AVRUPA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya