ENGLISH
09.02.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Küresel Nükleer Kontrol Rejimi Gözden Geçiriliyor

03.05.2010 15:00:39

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Nükleer silahlı güce ulaşan ve aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri olan ilk beş ülke (ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin), nükleer silah elde etmek için kolları sıvayan diğer ülkelerin varlığından endişe duyarak Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nı ortaya koymuşlardır. Üye ülkeleri Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetim ve takibine açan Antlaşmayı bugüne kadar 189 ülke onaylamıştır.

2010 Gözden Geçirme Toplantısı

BM Genel Merkezi’nde bugün başlıyor olan 2010 Gözden Geçirme Toplantısı, Mayıs ayı sonuna kadar devam edecektir. ‘1968 tarihli Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme (NSYÖ) Antlaşması’na taraf ülkeleri bir araya getiren Toplantı, Antlaşmanın 2005’den bu yana ne şekilde uygulandığına ilişkin değerlendirmeler yapılmasına ve daha etkin uygulanmasına yönelik tavsiyelerin belirlenmesine imkân vermektedir.

Gözden geçirme toplantıları, Anlaşma’nın yürürlüğe girdiği tarih olan 1970’den itibaren her 5 yılda bir düzenlenmektedir. Toplantı sonunda üzerinde uzlaşılan değerlendirme ve tavsiyeler, sonuç deklarasyonu ile dünyaya ilan edilmektedir. Ancak böyle bir deklarasyona sadece 1975, 1985 ve 2000 yıllarında ulaşılabilmiştir.
 
2005 yılında yapılan son toplantıda sonuç deklarasyonuna ulaşılamamasının en temel sebebi silahsızlanmanın mı yoksa silahların yayılmasının önlenmesinin mi daha öncelikli olduğunda mutabık kalınamamasıdır.
 
Bu yılki toplantının İran’ın NSYÖ’den gelen yükümlülüklerine uyup uymadığı meselesi ile başta İsrail olmak üzere NSYÖ Antlaşmasına taraf olmayan ülkelerin durumuna ve nükleer silahların azaltılmasına yönelik çabalara odaklanacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca, NSYÖ’nün tam olarak uygulanmasını denetlemekle görevli Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) performansı ve taraf ülkelerden bazılarına yönelik şikâyetleri de gündeme gelecektir.
 
Ülkesine yönelik yeni BM yaptırımlarının konuşulduğu bugünlerde İran’ın Toplantıya Cumhurbaşkanı düzeyinde katılmak istemesi ayrı bir önem taşımaktadır. Toplantıda ele alınmak üzere Libya, Mısır ve Cezayir, Ortadoğu’nun nükleer silahtan arındırılmış bölge haline getirilmesiyle ilgili çalışma belgelerini çoktan sunmuştur. Dolayısıyla, Türkiye’nin de en üst düzeyde savunduğu ‘Nükleer silahsız Ortadoğu’ fikri tartışma ortamı bulacaktır. Bu durum İsrail’in konuşmak dahi istemediği bir mesele olarak çözüm beklemektedir. Bu toplantıların tam anlaşılabilmesi için nükleer kontrol alanında tek bağlayıcı belge olan NSYÖ Antlaşmasına kısaca bakmamız gerekir.
 
Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme (NSYÖ) Antlaşması
 
Nükleer kontrol rejiminin merkezinde, nükleer enerjinin barışçıl amaçların dışında kullanılmasını önlemek üzere ortaya koyulan ‘1968 tarihli Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme (NSYÖ) Antlaşması’ bulunmaktadır.
 
Nükleer silahlı güce ulaşan ve aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri olan ilk beş ülke (ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin), nükleer silah elde etmek için kolları sıvayan diğer ülkelerin varlığından endişe duyarak bu Antlaşmayı ortaya koymuşlardır. İlk beş ülkenin yasal olarak nükleer silaha sahip olduğunu garanti altına alan Antlaşma, 1970 yılında yürürlüğe girmiştir. Antlaşmanın üç temel hedefi vardır. Bunlar; nükleer silahların yayılmasını önlenmek, barışçıl amaçlarla nükleer enerjiden yararlanma hakkını garanti altına almak ve nükleer silahsızlanmadır. Bu amaçla üye ülkeleri Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) denetim ve takibine açan Antlaşmayı bugüne kadar 189 ülke onaylamıştır. NSYÖ Antlaşması’nın, nükleer silahların yayılmasının önlenmesinde kısmen başarılı olduğu kabul edilmektedir. Ancak kendi ulusal güvenlik doktrinlerinde gizli nükleer silah programlarına yer veren Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore gibi ülkeleri bu amaçlarından caydırmakta çok etkili olduğunu söylemek mümkün değildir.
 
Ancak NSYÖ Antlaşmasına Hindistan, Pakistan ve İsrail gibi hiç taraf olmayan ülkeler olduğu gibi Kuzey Kore gibi taraf olup da sonradan çekilen ülkeler de olabilmektedir. Antlaşmanın en önemli eksikliği burada yatmaktadır. Antlaşma, tüm ülkelerin taraf olmasını gerektirecek zorlayıcı bir müeyyide gücünden yoksundur. Ayrıca, Antlaşmada ayrıcalıklı konumda olan ilk beş nükleer ülkenin aynı zamanda Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olmaları, Antlaşmanın bu ülkelere karşı hiçbir baskı gücüne ve bağlayıcılığa sahip olmaması anlamına gelmektedir. 
 
Meşru-Gayri Meşru Nükleer Silahlar
 
Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme (NSYÖ) Antlaşması’yla birlikte yürürlüğe giren uluslararası nükleer kontrol rejimi ilk 5 ülkeyi anlaşma kapsamı dışında tutmakta ve bu ülkelerin elinde bulunan nükleer silahları meşru görmektedir. Ancak 1970 yılından sonra nükleer silah elde eden ülkelerin elindeki nükleer silahlar anlaşma hükümleri uyarınca gayri meşru sayılmaktadır.
 
NSYÖ Rejimi Sarsılıyor
 
NSYÖ ile kendi durumlarını yasal güvence altına alan ülkeler, nükleerleşme yoluna giren diğer ülkelere teknik, tecrübe ve malzeme yardımlarını esirgemeyerek bir anlamda küresel denetim sisteminin delinmesine adeta zemin hazırlamışlardır. Baktığımızda, Hindistan’a ABD’nin, Pakistan’a Çin’in, Kuzey Kore’ye Rusya ve Çin’in,  İsrail’e İngiltere, Fransa ve Güney Afrika’nın nükleer teknoloji ve malzeme bakımından çeşitli yardımları sözkonusu olmuştur. Tüm bu gelişmeler NSYÖ’nün güçsüzleşmesine sebep olmuş ve olmaya devam etmektedir.
 
 Diğer taraftan, NATO güvenlik konsepti kapsamında ABD malı nükleer bombaların Avrupa’daki bazı NATO üyesi ülkelere yerleştirilmesi de ayrı bir tartışma konusudur. Bu ülkelerin, kendi topraklarında başka bir ülkenin nükleer silahlarını barındırmaları nükleer silahların kontrol rejimini tehdit eder nitelikte görülmektedir.
 
Toplantıdan Beklentiler
 
Nükleer silahların, dünya barışı ve güvenliği için ciddi bir tehlike oluşturduğu muhakkaktır. Karşılıklı güvensizlik ve çatışmalar, nükleer silahlanma arzusunu beslemektedir.
 
Diğer taraftan, artan nükleer enerji ihtiyacının, mutlaka nükleer silahlanmayı tetikleyeceğini söylemek doğru değildir. Ancak nükleer teknolojinin, sivil kullanımdan askeri alana kaymasının engellenmesi için, her türlü tedbirin alınması gerekmektedir. Bunun için de, nükleer enerjiyi sivil amaçlarla kullanma hakkını garanti altına alan NSYÖ Antlaşmasına, zorunlu olarak ve istisnasız tüm ülkelerin taraf olmasını sağlayacak etkili bir mekanizma geliştirilmelidir.
 
Dünyadaki nükleer silahların yüzde 90’ından fazlasını ellerinde tutan ABD ve Rusya’nın bu noktada ciddi sorumlulukları bulunmaktadır. Nükleer silahların yayılmasının önlenmesinin, silahsızlanma olmaksızın gerçekleştirilmesi çok zordur. Dolayısıyla, nükleer güç olarak kabul edilen ilk beş ülkeden birisinin ya da bir kaçının nükleer silahsızlanmanın öncülüğünü yapması ve bu konuda diğer tüm ülkelere örnek olması dünyada silahsızlanmaya karşı önemli bir sinerjinin doğmasına yol açabilecektir.
 
İlk beş ülke de dâhil olmak üzere tüm ülkelerce her türlü nükleer bombanın kullanımının yasaklanmasının da bir gün tartışılması gerekmektedir. Ancak 2010 yılına baktığımızda, nükleer tartışmaların sıcaklığını giderek arttırdığı şu günlerde, 2010 Gözden Geçirme Toplantısı sonunda, üzerinde konsensüse ulaşılacak bir deklarasyonun kabul edilmesi zor görünmektedir.
 
(Ömer Ersoy, Araştırmacı) 
 





SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya