Orhan Miroğlu
Avrupa Birliği Standartlarına Sarılmaktan Başka Çare Yok
11.11.2014

Oslo’dan bu yana, çözüm süreci PKK/HDP bağlamında tartışıldı. PKK/HDP, Oslo’da başlayıp, çözüm süreciyle devam eden diyalog aşamalarında muhatap olarak kabul edildi.

Eğer hem Oslo hem çözüm süreci ile ilgili olarak bir muhasebe yapmak gerekirse, ortaya çıkan sonuçlar aşağı yukarı şu başlıklar altında toplanabilir:

- Hükümet PKK / HDP’yle temsil edilen Kürt siyasi hareketini tanıma siyaseti izlemekle doğru bir yerde duruyordu. Çünkü bu siyaset bizzat Öcalan’ın ifadeleri ve kaleme aldığı mektup doğrultusunda silahlı mücadelenin ve silahların tarihe gömüleceğinin az çok güvencesini veriyordu.

- Hükümet tanıma siyaseti izlemeye ve Türkiye koşullarında muhataplarına ‘yol haritası’ sunmaya devam etti.

- Lakin PKK / HDP’ye sunulan yol haritalarının hiçbirine Kürt siyaseti evet demedi ve onaylamadı. Tam tersine, kamuoyunun çözüm süreci nihayet sona yaklaşıyor dediği anlarda, kamuoyunu ve hükümeti şaşırtan, sarsan ve üzen eylemlere imza attı.

- Oslo’da yol haritası görüşülürken, Silvan’da 13 askerin şehit edilmesi ve aynı gün Diyarbakır’da demokratik özerklik ilan edilmesi unutulmamışken iki yıl sonra, bu defa ikinci yol haritasına 6-8 Ekim eylemleriyle cevap verildi.

- Son iki yıl itibariyle söylemek gerekirse, çözüm sürecinin zarar görmemesi için hükümet azami ölçülerde PKK’nın bir takım eylemlerini (yol kesme, şantiye basma gibi) görmezlikten geldi, güvenlik güçleri bu eylemlerde mümkün olduğu kadar soğukkanlı davrandı. Ama 6-8 Ekim tarihlerinde yaşananlar, bu politikanın pek de doğru olmadığını gösteriyor. PKK, maalesef çözüm sürecinin doğurduğu siyasi iklimi, şehirlerde bambaşka bir örgütlenme yaparak kullandı veya istismar etti.

- Şimdi yeni yol haritalarından söz etmenin kamuoyunda bir heyecan yaratamayacağı besbelli. PKK’yle, ‘Kürt sorununu’ değil, ‘PKK sorununu çözebilirsiniz. Bu sorun özünde PKK’nin silahsızlandırılması sürecinden başka bir şey değildir. Silahsızlanma karşılığı, Kürt halkının doğal haklarının HDP/PKK’yle pazarlık masasına yatırılamayacağı artık anlaşılmış olmalıdır.

- O halde siyasi çözümü devlet nerede arayacak sorusu hayati önemde bir sorudur.

- AB üyesi olmak için AB’yle müzakere süreci yaşayan bir ülkenin, etnik bir sorunu çözmek için sarılacağı yegâne şey, AB kurucu sözleşmelerinin her ülkenin özgül koşullarında öngördüğü demokratik çözüm model ve anlayışından başkası olamaz. Çözüm için atılması gereken adımlar acilen atılmalıdır. Suç işlememiş olanlara genel af gelmeli, Diyarbakır cezaevi müze haline getirilmeli, yer isimleri tamamen iade edilmeli ve Avrupa yerel özerklik sözleşmesinde çekince konulan maddelerdeki çekinceler kaldırılmalıdır. Kürt sorunu diye bir sorunumuz olduğunu kabul ediyorsak, bu sorunun çözümü için gerçek muhatabın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olduğunu ne kadar erken anlayabilirsek o kadar iyi.

Yazarın Diğer Yazıları
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi