Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
“YAŞ ve Silahlı Kuvvetlerin Demokratik Sistemdeki Yeri” Raporu
Stratejik Düşünce Enstitüsü tarafından “YAŞ ve Silahlı Kuvvetlerin Demokratik Sistemdeki Yeri” adlı bir rapor yayınlandı. SDE Uzmanı Doç. Dr. Hamit Emrah Beriş tarafından hazırlanan rapor öncesinde SDE İç Politika ve Demokratikleşme Programı Koordinatörlüğü tarafından “Yüksek Askeri Şura” çalıştayı gerçekleştirildi.
02 Ağustos 2012 11:13

  

 
 
 
 
Çalıştay sonrası hazırlanan rapor; SDE İç Politika ve Demokratikleşme Koordinatörü Murat Yılmaz, SDE Savunma ve Güvenlik Koordinatörü Prof. Dr. Aytekin Geleri, SDE Uzmanı Doç. Dr. Hamit Emrah Beriş, Hazar Strateji Enstitüsü Başkanı Mesut Ülker,  E. Askeri Hâkim Faik Tarımcıoğlu, E. Askeri Hâkim Veysi Savaş, Yeni Şafak Gazetesi Ankara Temsilcisi Abdulkadir Selvi, Star Ankara Temsilcisi Mustafa Kartoğlu, Radikal Gazetesi Haber Müdürü Ömer Şahin, A.Ü. DTCF Öğr. Üyesi Yrd. Doç.Dr. Levent Ünsaldı ve SDE Stratejik Planlama Kurul Başkanı Aydın Bolat’ın katıldığı “YAŞ ve Silahlı Kuvvetlerin Demokratik Sistemdeki Yeri” Paneli ile kamuoyuna tanıtıldı.
 
Raporda Türkiye’de Ordu-Siyaset İlişkilerinin Tarihsel Boyutu, 2000 Sonrası Gelişmeler, Son Dönemde Yaşanan Gelişmeler, Balyoz Davası YAŞ Süreci, Bedelli Askerlik, Vicdani Ret ve Profesyonel Orduya Geçiş, Ordunun Denetimi Açısından Gelişmeler, Mevzuat, Kurumsal Mekanizmalar ve MGK başlıkları kendine yer buldu.
 
 
“YAŞ ve Silahlı Kuvvetlerin Demokratik Sistemdeki Yeri” başlıklı raporun özeti aşağıdadır:
 
Türkiye’de son dönemde güçlenen demokratikleşme dalgası, halkın meşru temsilcileri olan siyasetçilerin inisiyatifi tam olarak ellerine almaları demokrasi üzerindeki vesayet perdesinin kalkması yönünde işlemektedir. Bu bakımdan, herhangi bir mekanizma veya organın aslında kendisine ait olmayan bir yetkiyi kullanmasının engellenmesi önem arz etmektedir. Söz konusu demokratikleşme dalgasının en önemli bileşenlerinden birisi, ordu üzerinde, siyaset kurumunun tam bir kontrol sağlayabilmesini sağlayacak somut ve kalıcı adımların atılmasından geçmektedir. Bu bağlamda, 2012 yılının Ağustos ayında yapılacak Yüksek Askeri Şura toplantısının klasik işlevinin çok daha ötesine geçen bir anlama ve öneme sahip olduğu görülmektedir. YAŞ toplantısının bu denli kritik bir görünüm kazanmasının en önemli nedenlerinden biri, Ergenekon ve Balyoz gibi davalar nedeniyle yargılanan veya tutuklu durumda bulunan subaylarla ilgili kararların alınacak olmasıdır. 2011 YAŞ toplantılarında bu yönde somut bir adımın atılmadığı açıktır. Bu durum, bugüne kadar yapılan reformların kalıcılığına yönelik bakışın karamsar olmasına neden olmaktadır.
 
Ayrıca, bu şekilde, tutuklu yargılanan generallerin durumlarından ötürü kadroların boşalmaması nedeniyle terfi bekleyen pek çok subayın mağdur olmalarına da sebebiyet verilmektedir. Dolayısıyla YAŞ toplantısında Balyoz ve Ergenekon davalarında tutuklu ve tutuksuz yargılanan ve bekleme süreleri dolan general ve amirallerin emekliye sevk edilmesi gerekmektedir. Halen TSK’daki general ve amiral sayısı 301 olarak belirlenen kadro sayısını çok aşıp 361 rakamına ulaşmıştır. Dolayısıyla bu kişilere yönelik emeklilik kararının hizmette bir zaaf oluşturmayacağı rahatlıkla söylenebilir.
Bu davalar nedeniyle tutuklu olan personelin terfi ettirilmesi hukuken mümkün değildir. Sözkonusu davalarda yargılanan ve rütbelerinde bekleme sürelerini dolduran (tutuklu-tutuksuz) personel emekli edilmelidir. Rütbelerinde bekleme süresini doldurmayan tutuklu personel açığa alınmalı, tutuksuz yargılananlar ise pasif görevlere getirilmelidir. Böylece siyasi otorite reform sürecindeki kararlığını, ordu ise demokrasiye tam bağlılığını göstermiş olacaktır. Bunların yanında daha genel bir çerçeve içinde;
 
- Silahlı Kuvvetlere ait harcamaların siyaset kurumu tarafından tam olarak denetim altına alınması,
 
- Hâlen genel bütçe dışında yer alan ve bu nedenle sınırlı bir denetlenme imkânları bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ve Savunma Sanayii Destekleme Fonu (SSDF) kanalıyla yapılan harcamaların bütçe içine alınması,
 
- Sayıştay’ın ordu üzerindeki denetim yetkisini tam olarak kullanmasının sağlanması,
 
- Tamamen askeri bir görünüm sergileyen Milli Savunma Bakanlığı’nın mümkün olduğunca sivilleştirilmesi,
 
- Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması,
 
- OYAK’a kanun ile tanınan ayrıcalıklara son verilmesi,
 
- Ordunun tüm kadrolarında ihtiyaç planlamasını yeniden yapması ve nicelik açısından küçültülmesi,
 
- Profesyonel orduya geçiş çalışmalarının hızlandırılması,
 
- TSK içindeki terfi sisteminin gözden geçirilmesi,
 
- Darbelerin gerekçesi olarak gösterilen TSK Kanunu 35. Maddesinin yürürlükten kaldırılması, gibi önerilere rapor kapsamında yer verilmiştir.