Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : info@sde.org.tr
Güvenlik Kavramında Yeni Bir Boyut; Ekonomi Güvenliği “TÜRKİYE NE KADAR GÜVENDE?”
12 Nisan 2013 15:19

Alışkın olduğumuz her şeyin değiştiği bir dönem yaşıyoruz. Bu değişim, hayatımızın her alanına etki ediyor. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızlı gelişimi günlük hayatı kolaylaştırmasının yanı sıra beraberinde de pek çok olumsuz değişkeni hayatımıza sokuyor. Bilişimin donanımsal ve yazılımsal gelişimi bireylere pek çok açıdan fayda sağlıyor ve adeta dünyayı herkesin birbiri hakkında bilgi sahibi olduğu kocaman bir köye dönüştürüyor. Uydular dünyanın her yerini görüyor, Çin’de bir işçinin yaptığı Yuan harcaması, Türkiye’deki dolar kuruna etki ediyor, Rusya’nın doğalgazı Fransa’yı ısıtıyor, Irak’ın petrolü ABD’nin uzay mekiklerinde yakıt olarak kullanılıyor. Şüphesiz bu dönüşüm birden bire olmadı. Önce dünyada sayısız meydan, oldukça vahşi olarak tabir edilebilecek savaşlara sahne oldu. Milyonlarca insan meydanlarda kurallarını kendilerinin koymadıkları savaşlarda can verdi, milyonlarcası da savaşlardan sonraki süreçlerde hayatlarını kaybetti. Madenlerin eritilip şekillendirilip silah olarak kullanılmaya başlamasının üzerinden bin yıllar geçerken, barutun icadı ve savaş aleti olarak kullanılması savaşların seyrini değiştirdi. Sonra da, bilgisayar ve uydu teknolojilerinin gelişmesine nükleer enerjinin gemilerde kullanılmasın eklenmesi, savaşları meydanlardan okyanuslara, okyanuslardan kıtalara taşıdı. Paranın bilgisayarlar üzerinden transferi ile başlayan elektronik serüven, Japonya’daki ev hanımlarının Türkiye’de hisse senedi alıp satması, bir Alman vatandaşının İngiliz devlet tahvillerine anında sahip olması gibi süreçleri beraberinde getirdi. Şüphesiz bu sürecin olumlu yanları var ve bunları inkar etmek mümkün değil. Ancak bu sistemin hayatta kalabilmesi için farklı bir besine ihtiyacı var; daha çok ekonomik kaynak. Artık ülkeler daha çok toprağa değil, topraklardaki ekonomik kaynaklara sahip olarak hayatta kalabiliyorlar. Bu bakımdan askeri güç ile toprakları fethedip fizikken ona sahip olmak gibi oldukça pahalı ve tepki çeken bir operasyonun yerini, bir şekilde o toprakların kullanım haklarına sahip olmak alıyor. Örneğin, bir ülke için son derece önemli olan bir limanın içinde bulunduğu coğrafi bölgeye askeri olarak sahip olmaktansa, o limanın işletmecilik haklarını satın almak ya da elde etmek daha kolay kazanılan, daha az maliyetli ama daha karlı bir savaş haline geliyor. Dünyanın askeri olarak en güvenli bölgeleri bile artık ekonomik savaşın tehdidi altına girmiş bulunuyor. Devasa silahlarla korunan ve güvende olduğu zannedilen yerler bir anda ekonomik olarak darmadağın olabiliyor. Dünyadaki bu hızlı dönüşümden belki de en çok “güvenlik” kavramı etkileniyor. Artık ülkelerin güvenliğinden bahsederken, sadece asker sayıları ya da sahip oldukları silahları değil, onların ekonomik güçlerini de göz önünde bulunduruyoruz. Ordusu kadar ekonomisi de güçlü olan ülkeler; kuralları yeniden belirlenmekte olan yeni savaş meydanında bir adım öne çıkıyor. Yeni savaş meydanında “Ekonomi Güvenliği” olmazsa olmaz bir kavram olarak giderek belirginleşiyor. Bu çalışma, yazında oldukça yeni olan “Ekonomi Güvenliği” kavramı ile ilgili bilgiler içeriyor. Konunun daha iyi anlaşılması için, detaylardan çok, daha net ve özet bilgilere yer veriyor. Hiçbir ideolojinin etkisinde kalmadan; olan ile olması gereken arasında karşılaştırmalara yer vererek, konuyu Türkiye ekseninde tartışıyor.

 

Raporun Tamamına Ulaşmak İçin Tıklayınız