Yargı Konferansı 2. Oturum: Adli ve İdari Yargı

Demokratikleşme Sürecinde Hukukun Üstünlüğü ve Yargı Konferansının ikinci oturumun konusu; “Adli ve İdari Yargı” oldu. Bu oturumun moderatörlüğünü Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Şafak yaptı. Gazi Üniversitesi hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Fadıl Yıldırım, Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Çağlayan, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhan Üzülmez ve (E) Danıştay Üyesi Av. Orhun Yet bu oturumun konuşmacılarıydı. Bu oturumda özetle şunlar kaydedildi:

 

Prof. Dr. Ali Şafak; Osmanlı döneminde bir vilayete kadı tayin edilirken süreli tayin ediliyordu. Süresi bittikten sonra merkeze alınıyordu. Adaleti zedeleyici kararlar vermemiş ise oradan çekildiği vakit bir süre bekletildikten sonra ya Anadolu kazaskerliğine ya da Rumeli’deki bir yere gönderilirdi. O zamanlar bile adaletin tecellisi için tedbirler alınmış. Adalet duygusu insanın kişiliği ve sistemle alakalıdır. Nuşirevan, ateist olmasına rağmen adil bir padişah olarak bilinirdi. Haccac ise Müslüman olduğu halde zalim olarak anılıyor.

Prof. Dr. Mustafa Fadıl Yıldırım; Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) yargı kararlarının hızlı bir şekilde alınmasını sağladı. 1982 Anayasa koyucularının yargıya yüklediği misyon insanın siyasi düşüncelerini yaptığı işe karıştırmasına sebebiyet veriyor. Sistemi genel olarak kurgulayanların düşüncesine baktığımız zaman vesayet sistemi yargıya yüklenen bir misyon olarak karşımıza çıkıyor.HSYK ve Yargıtay üyelerinin seçilmesi konusuyla ilgili ben seçim yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bir seçim olduğu zaman her zaman ideolojik oluyor. Bu da yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını etkileyen en önemli şeylerden birisidir. Belli bir statüye gelmiş insanlar arasında kura yöntemi kullanılabilir.
 
 Doç. Dr. Ramazan Çağlayan; Türkiye tarihinde şura-yı devletin ilk kuruluşu 1868’dir. Bir felsefesi de yoktur. O dönemin aydınları konuya Fransız penceresinden baktıkları için bizde de bir Danıştay olsun demişlerdir. Bence Tanzimat aydınlarının etkili isimleri Fransız penceresinden değil de İngiliz penceresinden bakmış olsalardı bugün Danıştay ve idari yargı diye bir şey büyük ihtimalle olmazdı.
 
Doç. Dr. İlhan Üzülmez; Ülkedeki üst yargı organlarının, temyiz mahkemelerinin genel sistem içerisinde ifa ettiği görev buna hakim olan felsefe konusunda bu konferansta doyurucu açıklamalar yapıldı. Yargıtay’da bu sistem içerisinde kendisine biçilen görevi yerine getiren bir temyiz mahkemesidir ancak arz ettiği bir özellik var; Yargıtay daha ziyade siyasi yönü fazla olmayan vermiş olduğu kararlar vatandaşı çok ilgilendiriyor. Yargıtay ile ilgili genel sorunlardan biri olarak ben ilgili kanunda değişikliklerin yapılmaması ya da daha doğru bir deyişle doyurucu bir değişiklik yapılamaması olarak görmekteyim. Bu tip sorunlarında sistemden değil kişilerden kaynaklandığını söylemek mümkündür.
 
Av. Orhut Yet;  Ben şunu söylemek istiyorum adli yargı içinde özel mahkeme olduğunda bu sakıncaların ortadan kalkacağını öngörmek mümkün değildir. Çünkü bana kalırsa bu bahsedilenler sistemin sıkıntısı değildir kişilerle yani görev yapanlarla alakalıdır. Türkiye’ de yaşananlardan bir sonuç çıkaramamak hala büyük bir sıkıntı olarak karşımızda duruyor. Biz bir olumsuzluk olduğunda tepki veriyoruz. Ve dolayısıyla Baktığımız zaman bütün anayasalarımız tepki anayasalarıdır. Bütün hukuk devletlerinde en mühim ve önde gelen şart hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirmektir.
 
Konuşmaların ardından konferansın birinci günü son buldu.