Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Radikal ve Köklü

Muhammet Savaş KAFKASYALI
13 Ağustos 2018 22:23

Radikal, köklü veya köke ait olan demektir, fakat kökü olmayan için radikal aşırılıktır. Kendi kökü olmayanın, köklülükten yani radikallikten anladığı aşırılık olmaktadır. Bu durum baba ile dede arasındaki fark ile anlatılabilir. Şöyle ki, babanın bilhassa çocukları için aldığı kararlar ve uygulamaları, babalık geçmişi/kökü olmadığından aşırıdır ve serttir. Fakat dedenin geçmişi yani tecrübesi çok olduğundan herhangi bir durum karşısında keskin ve sert tepki vermez, aşırı/radikal kararlar almaz. Modern uluslararası sistemde, kadim devlet geleneği olan ile geçmişi yani tecrübesi olmayan devletlerin politikalarında da bu farkı görebilmek mümkündür.

Güçlü olmak, belli bir zaman diliminde çeşitli nitelikler bakımından daha üstün olmak, müstakbel güçlülüğün veya üstünlüğün yeter şartı değildir. Bugün güçlü olmak, yarın güçlü olmaya adaylık için önemli bir imkândır. Lâkin yarının güçlüsü olmak, en fazla dünün gücünü ve güçlüsünü bilmekle ilgilidir.

Güçlü olmak kendi gayretinden gayrı sebeplerle de elde edilebilir. Hatta büsbütün başkalarının açtığı bir yolla erişilebilir güce. Fakat gücüne güç katmak ve güçlü kalmak, tecrübe, bilgi ve kök gerektirir. Daha da önemlisi adalet gerektirir. Güçlü kalmanın yolu adaletten uzak olamaz. Zira bu yolun yolcusu hasbelkaderdir ancak yolun kendisi bellidir ve adaletten ayrı düşemez. Gücü bizatihi amaç edinen, güç kazanmak için her türlü kötülüğe, hileye, haksızlığa, zulme uğrayan/varan bir yol ise yolsuzluktur esasında.

Adil olmak için güçlü olmak isteği ve amacı, amaca giden yolu hem meşru kılar hem de basitleştirir. Hileden, desiseden, yalandan, dolandan ve zulümden geçmeyen, adaletin tesisi için güçlü olmaya giden meşru bir yol aynı zamanda yalındır, berraktır, aydınlıktır. Bu yol açık olmasa da sonuna erişilemese de zarar vermez, çünkü bu yolun yolculuğudur zaten aslında amaçlanan.   

Binlerce yıl doğrudan, haktan ve rızadan geçerek yeni yollara kapılar açan, yani hem yeni yerler ve yollar hem de gönüller fetheden, adalet tesis eden, adil oldukça güçlenen ve güçlü kalan bir milletin tecrübesi, bilgisi, asaleti ve bütün güçlülere hem de güçlü olmak isteyenlere misal olan yolu ve yolculuğu var bir tarafta. Hırsla gücüne güç katmak isteyen, güçlü kalmak için her türlü eyleyen, eyledikçe can yakan, gönül kıran, hak yiyen ve zulmeyleyen, tecrübesi ve kökü olmadığı için yolunu bilmeyen, yolsuzluğu yol belleyen, baskıdan, şiddetten ve zordan vazgeçmeyen, yanlış yaptıkça sendeleyen ve sendeledikçe hırçınlaşan, radikal kararlar veren zamanın zulüm timsali bir yol ve yolcusu var diğer tarafta.

Biz kadim geçmişimize ve tecrübelerimize dayanarak biliyoruz ki, zulmün yolcusu ne yaparsa yapsın, yol zannettiği hangi yolsuzluğa baş vurursa vursun baki kalamaz, muradına eremez. Bunun sayısız misalleriyle doludur adına tarih dediğimiz şimdiler hazinesi. Köksüzler, tarih ile şimdinin ilişkisini dahi kuramazken ve farklı kılmaya çalıştıkları şimdileriyle tarihe meydan okuduklarını zannederken, biz köklüler tarihin zaten özü itibariyle birbirinden farksız şimdilerden meydana geldiğini ve şimdiler hazinesi olduğunu biliriz.

Bugün radikal ekonomik kararlar alarak bize ve diğer devletlere/milletlere saldıran ve zarar vermeye çalışan Amerika Birleşik Devletleri’nin kendisi dahi geçmişi olmadığı, kökü olmadığı ve tecrübesi olmadığı için böyle yaptığını bilmiyor. Nitekim güçlü olduğu birkaç on yıl içinde, yani adına geçmiş bile denemeyecek kadar kısa dönemde kendi yaşadıkları dahi iyi incelendiğinde, tutarlı ve istikrarlı sayılamaz. Ayrıca sürekli saldırgan ve radikal politikalarına bakıldığında, başarılı olduğu hükmünü vermeyi gerekli kılacak hemen hiçbir sonuç yoktur. Attığı bütün adımlardan istediği sonucu elde edemeden, giriştiği bütün uygulamalardan başarısız çıkmıştır. Kaldı ki, güçlü olan istediklerini yapabilene denir. İstediklerini elde etmek için hırçınlaşan/saldırganlaşan ve radikal kararlar alan, yeterince güçlü olmadığı, gücü istediğini elde etmeye kâfi gelmediği ve bu sebeple başkaca yollar aramak mecburiyetinde olduğu için böyle yapar.

Amerika Birleşik Devletleri’ni rahatsız ve tedirgin eden, sahip olduğumuz ve bizi yeniden çok güçlü kılacak imkân ve kabiliyetlerimizdir. Bizden istediği ise imkânlarımızı ve kabiliyetlerimizi niyetimizle buluşturmamamızdır. Niyetimizin, imkânlarımız ve kabiliyetlerimiz ile yeniden güçlenmemiz olması düşüncesi, bize karşı her yolu denemeleri için yeter şarttır. Zira bizde olanlar, onların güçlü olarak elde edemediği ve sahip olmadıkları için de güçlü kalamayacakları kök ve tecrübedir.

Bu kök ve tecrübe ile sahip olduğumuz kadim devlet geleneği ve anlayışı ki, defalarca tam yok olma noktasına kadar geldiğimiz hâlde, arınarak kendi küllerimizden yeniden doğmamızı sağlamıştır. Bugün dahi bu tecrübe ile bizi yıkmaya çalışan radikal kararlara ve politikalara karşı en doğru adımları atarak, sarsılsak ve bazı yaralar alsak bile daha da güçlenerek kendimiz, milletimiz ve insanlık için adalet yolculuğumuza devam edeceğiz.

Amerika Birleşik Devletleri henüz kurulmamışken, hatta Avrupa’dan Amerika’ya göçler daha yeni başlamışken, bizim şairimiz Nâbi şöyle diyordu:

 

Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz

Biz neşâtın da gâmın da rûzgârın görmüşüz

 

Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde

Biz hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

 

13.08.2018