Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Kıbrıs’ta Türk Mukavet Teşkilatı: Bir kovandan Petek Petek Ordulaşmaya Giden Mücadelenin Öyküsü

Mithat IŞIK
19 Temmuz 2018 11:50

Kıbrıs adasının yüzölçümü 9282 kilometre karedir. Kıbrıs Adası Anadolu’nun bir parçasıdır. Türkiye’den Anamur burnu ile Kıbrıs Kormaçıt Burnu arasındaki mesafe 71 km’dir. Yunanistan’dan Pire, Kıbrıs Arnavut burnu arasındaki mesafe 800 km’dir.

Kıbrıs Adası Türkiye’nin milli güvenliğini sağlaması bakımından çok büyük değer ve önem taşır.

-Türkiye’nin Akdeniz’e açılan tüm kapılarını kapatır.

İskenderun Körfezi ve Mersin Limanlarının emniyetini sağlar.

Yabancı bir devletin elinde bulunması halinde Güney Anadolu’nun emniyeti tehlikeye düşer.

Özellikle Yunan çemberinin Ege ve Akdeniz’de tamamlanmasına neden olur.

Batı Anadolu’ya yapılacak bir çalışma harekâtında Kıbrıs’tan İskenderun ve Mersin’e yapılacak bir Yunan harekâtı Türk ordularının gerisine çeşitli yönlerden etkili olur.

Doğu Akdeniz’i ve hatta dolaylı olarak tüm Akdeniz yollarını kontrol eder.

Orta Doğu’ya yapılacak her türlü müdahalede önemli bir üs durumundadır.

Kıbrıs için Batmayan Uçak Gemisi teriminin kullanılması sanırım çok uygun bir terimdir.

Türkiye’ye 71 km mesafede bulunan Kıbrıs Adası Yunanistan tarafından daima ilhak edilmek istenmiştir (ENOSİS). Yunanların bitmeyen bu ENOSİS istekleri 1954 yılından itibaren Kıbrıs’ta şiddet ve tedhiş eylemlerine dönüştü. Yunanistan Kıbrıs’ta EOKA adı ile bir örgüt kurarak başına Türk düşmanı Grivas’ı getirdi. Bir süre sonra EOKA adada Türk’lere karşı acımasızca katliamlara başladı. Kıbrıslı Türkler ulusal ve dinsel kimliklerini korumak için iptidai silahla da olsa 3-5 kişilik bireysel direniş birimleri oluşturarak silahlı direniş dönemini başlattılar. Direnişçilerin çoğu orta dereceli olup öğrencilerden oluşuyordu.

Dr. Fazıl Küçük ve çevresindeki arkadaşları bu direniş birimlerine kurdukları Kıbrıs Türk Mukavemet Birliği (KITEMB) isimli ilk gizli örgüt ile sahip çıktılar. 1 Eylül 1995 tarihinde yine Dr. Küçük ve arkadaşlarının onayı ile faaliyete geçen Volkan Örgütü ile birleştiler. Bu birleşme ile toplumsal direniş eylemleri güç, saygınlık ve ulusallık kazanmış oldu.

“VAR OLMAK LAZIMSA KAN AKITMAMAK NİYE” kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen VOLKAN direnişçilerinin çoğunluğu orta dereceli okul öğrencilerinden meydana geliyordu. Yine bu dönemde Dr. Küçük ve arkadaşlarının desteği ile KARAÇETE faaliyete geçti. Ancak fazla bir etkinlik gösteremedi. Bir eylem hazırlığında patlayıcının infilak etmesi ile üyelerinin çoğu hayatını kaybetti.

23 Kasım 1957 akşamı Lefkoşa varoşlarından eğlence köyünde TC Kıbrıs Konsolosluğu görevlisi Mustafa Kemal Tanrıverdi’ye ait evde Rauf Denktaş, Dr. Burhan Nalbantoğlu, Mustafa Kemal Tanrıverdi Kıbrıs Türkü’nün direnişine yeni bir güç kazandıracak olan sivil liderlik yönetiminde Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı’nı (TMT) kurdular. Örgüt ilk bildirisini Türk Lisesi Öğrencileri tarafından teksin edilip 26 Kasım 1957 günü Kıbrıs’ın her tarafına ulaştırdı ve tüm direnişçileri TMT’ye destek olmaya ve teşkilatta yer almaya çağırdı. Ancak anavatan Türkiye’nin desteğini almadan EOKA’ya karşı başarılı olunamayacağından fikir birliği içerisinde idiler. Bu nedenle TSK bünyesinde düzenli ve eğitimli bir teşkilat olması için ilk fırsatta Türk ilgililerden talepte bulunmaya karar verdiler. Beklenen bu fırsat 2 Ocak 1958 günü ele geçti. Rauf Denktaş ve Dr. Fazıl Küçük birlikte Ankara’da bulundukları bir günde T.C. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu konu ile ilgili olarak bilgilendirdiler. Fatin Rüştü Zorlu Kıbrıs davası ve Kıbrıs Türkleri ile ilgiliydi. Kıbrıs’ın önemini biliyordu. Denktaş’ın anlattıklarını dikkatle dinledi. Sahip olduğu bilgi ve karşılaştırdıktan sonra silah gönderilirse alıp almayacaklarını sordu. Bakanın bu sorusu Denktaş ve Küçük’ü çok mutlu etmişti. Elimizden geleni yaparız diye yanıtladılar. O günlerde General Danış Karabelen Özel Harp Daire Başkanı idi. Genelkurmay ikinci başkanı Salih Coşkun General Karabelen’i Genelkurmay’a çağırdı.” Hükümetten bir soru yöneltildi. Kıbrıs’ta EOKA’ya karşı silahlı bir örgüt kurabilir miyiz diyorlar, ben sizinle görüşmeden cevaplamadım. Dairenizin fonksiyonu malum. Siz dairenizde durumu değerlendirin, yazın bana bildirin” diye ön emrini verdi. General Karabelen 1952-1953 döneminde Kore’de birlikte görev yaptığı dairede personelinden Binbaşı İsmail Tansu ile konuyu görüştü. Neticede Genelkurmay’a olumlu cevap verilmeye karar verildi. Ertesi gün General Karabelen olumlu cevabı Genelkurmay ikinci başkanı Salih Coşkun’a iletti. Özel Harp dairesinin kuruluş amacı ve silahlı kuvvetler içerisindeki fonksiyonları itibari ile böyle bir teşkilatı Kıbrıs’ta kuracak nitelikte idi. Kadrosunda gizli harekât teknikleri eğitimi görmüş, yetenekli subaylar vardı. General Karabelen emrin verilmesini sabırsızlıkla bekliyordu. Aradan dört ay geçmişti ama henüz emir gelmemişti. Nihayet beklenen talimat Genelkurmay’dan 1958 yılının Nisan ortasında geldi. Talimatta Kıbrıs’ta Türk varlığını korumak amacı ile gizli silahlı bir örgütün kurulması için T.C. hükümetinin izin verdiği ifade ediliyor. Ayrıca bu işe hükümetin ve TSK’nın isminin karıştırılmaması çok kesin bir dil ile vurgulanıyordu. İsmail Tansu tarafından hazırlanan Kıbrıs İstirdat Projesi (KİP) onaylanarak Ankara’daki ilk kadrosu belirlendi. Kıbrıs Türkü’nün can, namus ve malını korumayı üstlenecek olan efsanevi TMT’nin kuruluşu ve çalışma prensiplerini düzenleyerek üst düzey ilgililerin onayı alındı. Bu prensiplere göre;

  1. Örgüt yeraltı teşkilatı kurallarına göre kurulacak.
  2. Nizami olmayan bir savaşa hazırlanılacak.
  3. Örgütün Kıbrıs’taki liderliğine Özel Harp Dairesinden rütbesi yüksek bir subay seçilecek.
  4. Lider ve lider yardımcısı olarak Kıbrıs’a gönderilecek subaylar gönüllü olacak.
  5. Örgütün ismi TMT (Türk Mukavemet Teşkilatı) olacak.
  6. TMT lideri direkt özel harp dairesine bağlı olacak ve özel harp daire başkanına karşı sorumlu olacak.
  7. TMT lideri Türk Devletinin güvenini kazanmış Kıbrıs Türk toplumu liderleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş ile iyi ilişkiler içerisinde işbirliği yapmaya özen gösterecek ve gerektikçe onlardan yardım isteyebilecek.
  8. Örgütün silah desteğini MSB Bakanlığı Personel desteğini DİB sağlayacak. İhtiyaç halinde diğer bakanlıklarla ilgili konularda Dışişleri Bakanlığı’nın aracılığı istenecek.
  9. Örgütün kuruluşu ve yönetimi için seçilen subaylar gönüllü olarak görev alacak. Bu subaylar süresiz izinli sayılacak. Maaşları ve her türlü yasal hakları saklı tutulacak.
  10. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş acilen Ankara’ya davet edilecek, yardım ve işbirliği şartları görüşülecek.
  11. TMT’nin yer altından çıkacak varlığını ortaya koyacağı gününü EOKA’nın Türk’lere yönelik planlı saldırıları belirleyecektir.
  12. Örgüt toplantı yapmayacak, bildiri dağıtmayacak örgüt varlığını belli etmemeye azami özen gösterecek. Örgütün elemanları 18 yaşını doldurmuş kız ve erkeklerden oluşacak. Örgüte alınanlar mutlaka Türkiye ve Kıbrıs’ta yeterli bir eğitime tabi tutulacak. İlk hedef kısa sürede beş bin kişiye ulaşmak, daha sonra on bin kişiye ulaşmaktır. TMT’de görev alacak subayların komando kursu görmüş olmaları ve özel harp dairesinde görev yapmış olmaları daima bir tercih nedeni olmuştur. Bu göreve TMT lideri ile birlikte beş subay gönderilmiştir. TMT’nin net yapısını düzenlemek ve Bozkurt kod adı ile TMT’yi sevk ve idare etmek üzere P. Yb. Rıza Vuruşkan ve dört üst düzey subay Kıbrıs’a gönderilmek üzere seçildi. Seçilen bu personel kod isimleri kullanacakları için Yb. Rıza Vuruşkan’a kod isim olarak Ali Conon verilmiştir. Kıbrıs’a gönderilecek subaylar seçilip hazırlanınca Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş Ankara’ya çağrılarak bilgilendirildi.

Nihayet Rıza Vuruşkan ve dört arakadaşı 31 Temmuz 1958 akşamı ilk parti olarak Kıbrıs’a ulaştı ve kuruluş çalışmalarını başlattı. Ardından gelen altı subay ile birlikte kuruluş kadrosu tamamlanmış oldu. Bozkurt ve arkadaşları adaya ulaştıkları gün bir başka önemli gelişme oldu. İngiltere başbakanı Mc Milan ile Yunanistan başbakanı Karamanlis Kıbrıs’taki şiddet hareketlerini durdurmak için çağrıda bulundular. Bu çağrıdan bir gün sonra T.C. Başbakanı Adnan Menderes’in aşağıdaki değerlendirmesi radyodan yayınlandı. Bu değerlendirme Kıbrıs Türklerine büyük bir moral verdi.

Menderes’in Değerlendirme Metni

Tüm dünyanın gözleri önünde yıllardan beri Kıbrıs’ta devam etmekte olan kanlı tedhiş hareketlerinin bütün insanlık vicdanını üzdüğü malumdur. Bu tedhiş hareketleri karşısında daima ağırbaşlı bir metanet ve soğukkanlılık içinde davranan Türk toplumu son günlerde kendisine yöneltilen saldırılan yoğunlaşması karşısında kendini savunma hakkını kullanmak zorunda kaldı. Kıbrıs’taki arkadaşlarımızın haklarından ve isteklerinden her veçhile emin olarak adadaki tedhiş hareketlerinin durdurulması için elden gelen her türlü yardımı yapmalarını çok temenniye şayan görmekteyim.

Kıbrıs’ta askeri alanda yapılan çalışmalara paralel olarak bürokrasi kanadında hazırlıklar yapılıyordu. Ankara’da Yenişehir Tunalı Hilmi Caddesinde faal olan Kıbrıs Türk Kültür Derneği’ne ait Kıbrıslı Öğrenciler Yurdu Başkan Mehmet Ertuğrul tarafından Kip’e karargâh olarak verildi. TMT ile ilişkileri yürütecek olan bürokrat kanadı, DİB Genel sekreteri Zeki Kuneralp, yardımcısı Daniş Tunalıgil, Vahit Halefoğlu, İsmail Sosyal, Burhan Işın, Adnan Bulak, Oğuz Gökmen oluşturdular ve yoğun bir çalışmaya başladılar.

Genel koordinatör İsmail Tansu başkanlığında Ahmet Görmez (Personel), Halil Pamukoğlu (İletişim), Bedri Esen (Eğitim), Cemal Biber ve Recep Atasu  (İkmal) ilerinin sorumluluğunu üstlenmiştir.

Rıza Vuruşkan Kıbrıs’a ayak basması ile birlikte; sağlığı, yaşı, kişiliği ile uygun olanlar Kuran’ı Kerim, Türk bayrağı, tabanca üstüne el basarak TMT yemini içtiler ve örgüte gönüllü üye oldular. TMT’nin ilk hücresi Ağustos ayı başında oluştu. Bunlar Dr. Fazıl Küçük (Ağrı), Rauf Denktaş (Toros), Dr. Burhan Nalbat oğlu; Osman Örnek, Kemal Şemi yemin ederek görevlerine başladılar. Ardından sancaktar komuta kadrosu oluşturuldu. Daha sonra kod adı Hasret olan Antalya ce Ankara Zir köyündeki eğitim kamplarına TMT üyelerini eğitim için gönderilmeye başlandı. TMT Kıbrıs’ta teşkilatlanmasını Türk mitolojisine ve Türk Ulusunun öz karakterine uygun olarak yapmıştır. Kıbrıs kazalara idari bölümlere ayrılmış her kaza, Yayla kod adı ve bir Türk şehri ile anılmıştır. Örnek, Lefkoşa (Sivas Yaylası), Magosa (Erzurum Yaylası) gibi. Her yaylanın teşkilatlanması için bölge Türklerinden saygın bir kişi Baş Yayla unvanı ile görev almıştır. Öğretmen Yusuf Salih, Lefkoşa (Sivas) Başyayla’sı gibi. Baş Yayla olarak seçilen kişiler kendi bölgelerinde gizli karargâhlarını kurmuş, yemin ederek göreve başlamışlardır. Çalışmalar Bayraktarlık karargâhında bulunan bölge komutanlığına bağlı Başyayla aracılığıyla yürütülmüştür. Yaylalar; otağ, oba, çadır kodu ile bilinen mukavemetçi birimlerden meydana gelmiş ve bunların komutanlarına Bey denmiştir. Mukavemetçiler ise Kurt olarak isimlendirilmiştir. Zamanla bu isimler değişmiştir. 1960’dan sonra Lefkoşa bölge komutanı Sancaktar ismini almıştır. Bu düzenleme ile Yayla; Sancak, Otağ; Kuvan, Oba; Petek, Çadır; Oğul isimlerini almıştır. Kurt; Arı sonra Mücahit adı ile bilinmiştir. Zamanla isimlerde değişiklik olsada yapacakları görev hep aynı kalmıştır. Değişmez görev ise Kıbrıs’ta Türk varlığını korumak, Türkleri yapılacak her türlü EOKA ve Rum saldırılarına karşı koymaktır.

TMT kuruluş prensiplerinden hiç taviz vermeden kendisine verilen görevleri zor şartlarda en iyi şekilde yapmıştır. Kıbrıs Türkü’nün adada var olması için onlarca şehit verilmiştir. Bünyesinde yüzlerce isimsiz kahraman barındırmıştır. Beklenen gün nihayet gelmiştir. 20 Temmuz 1974 günü sabahın ilk ışıkları ile 07.00’den itibaren TBMM aldığı kararla Türkiye Cumhuriyeti havadan ve denizden adaya müdahale etmiş, Kıbrıs Barış Harekâtını başlatmıştır. Harekâta katılan genç bir teğmen olarak TMT’nin kahramanlıklarına bizzat şahit oldum. Ben harekâttan altı ay önce Kıbrıs’taki Türk Kuvvetleri Alayına TK. Komutanı olarak atandım.

TMT mensuplarını ilk o zaman tanıdım. Vücuduma sarıp götürdüğüm ve onlara teslim ettiğim mermileri teslim ettiğimi dün gibi hatırlıyorum. Ben Kıbrıs’ta altı ay kaldım ve savaş çıktı. Mücahitlerle omuz omuza savaştık.

TMT mensubu mücahitler TSK’nın adaya paraşütle inen birliklerinin emniyetini eksiksiz aldı. Onları savaşacakları bölgelere yönlendirdi. Kılavuzlama ve karşılama görevlerini eksiksiz yaptı. Aynı görevi denizden çıkan birlikler ve helikopterlerle gelen birlikler içinde eksiksiz olarak icra etti.

TMT mensupları Mehmetçikle omuz omuza savaşarak yıllarca süren Rum mezalimine son vermiştir.

TMT küçük bir gizli yer altı örgütü olarak kurulmuş, büyümüş, güçlenmiş görevini tamamladıktan sonra 1 Ağustos 1976'da Kıbrıs Türklerinin oluşturduğu güvenlik kuvvetlerinin çekirdeğini teşkil etmiştir. Yaşı ve görevi müsait olanlar güvenlik kuvvetlerine katılmış diğerleri evlerine köylerine dönmüşlerdir. TMT Güvenlik kuvvetlerine intikal ettiği zaman on bir sancak bölgesinden oluşuyordu.

TMT Dünya’da benzeri olmayan gizli bir yeraltı örgütüdür. Tüm mensuplarını saygı ile selamlıyorum. Şehitlere Allah’tan rahmet diliyorum. Nicelerinin mezarı bile belli değildir. Şimdi TMT mensuplarının en genci altmış yaşının üzerindedir. Yaşayanlar Lefkoşa’da, Girne’de, Magosa’da kurdukları mütevazı derneklerinde hatıralarını anlatarak yaşamlarına devam ediyorlar.

Toprak su ile sulanırsa çamur olur

Toprak kan ile sulanırsa vatan olur.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin topraklarında kanın değmediği yer kalmamıştır. Bu kadar kanın karşılığı vatandır. Kıbrıs Türklerinin bölgesi ve adı KKTC değil artık KTC; Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olmalıdır. Rumlar, Yunanlılar ve bunları şımartanlar şunu bilsinler ki ENOSİS dirilmemek üzere Akdeniz derin sularına 20 Temmuz 1974’te gömülmüştür.