Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : info@sde.org.tr
“Türkiye'de Kentsel Dönüşüm Projeleri'nin Sağlıklı Yürütülmesi ve Yöntem Arayışı” Çalıştayı
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) öncülüğünde Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE), Emlak Konut GYO ve kentsel dönüşüm şirketlerinin işbirliği ile gerçekleştirilen “Türkiye’de Kentsel Dönüşüm Projeleri'nin Sağlıklı Yürütülmesi ve Yöntem Arayışı” çalıştayı 11.07.2012 tarihinde Mersin’de yapıldı. Çalıştaya Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, TOKİ Başkanı Ahmet Haluk Karabel, Mersin'deki belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve kentsel dönüşüm kapsamına alınan Çay, Özgürlük ve Çilek mahallelerinden vatandaşlar katıldı.
13 Temmuz 2012 15:38

Protokol konuşmalarından sonra SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın moderatörlüğünde Doç. Dr. Mustafa Orçan, Doç. Dr. Rahmi Erdem ve Yrd. Doç. Dr. Enes Yaşa’nın konuşmacı olarak katıldığı panelde kentsel dönüşüm projesinin uygulanacağı mahallelere ilişkin yapılmış alan araştırmasının verileri sunuldu. Ayrıca kentsel dönüşümü teorik ve mimarlık açısından değerlendiren konuşmalar yapıldı. Panelden sonra Mersin örneği üzerinden kentsel dönüşümün tartışıldığı “Sosyo-Kültürel ve Ekonomik Değişim Açısından Kentsel Dönüşüm”, “Bölgesel Planlama ve Kentsel Dönüşüm”, “Makro Kentsel Planlama ve Mersin”, “Mimarlık Bağlamında Kentsel Dönüşüm Uygulamaları” başlıkları altında eşzamanlı dört çalıştay yapıldı. Çalıştaylardan sonra yapılan değerlendirme toplantısında her çalıştayın moderatörü tartışılan soruları ve önerileri katılımcılarla paylaştı.

Kuşkusuz Türkiye’de kentsel dönüşüm politikaları yeni bir gelişme değil. 1960’lı yıllardan sonra ekonomik ve toplumsal kalkınma için kaynakların yerinde ve verimli bir şekilde kullanılması için beş yıllık kalkınma planları yapılmıştır. Bu beş yıllık kalkınma planlamalarında kentlerin kalkınması ve planlanması üzerinde de önemle durulmuştur. Kentleşme politikası diyebileceğimiz bu planlar çerçevesinde kentlerin alt yapısı, nüfusun iskânı, göçlerin düzenlenmesi gibi konular üzerinde durulmuş, yeri geldiğinde yasalarla desteklenmiştir. Kağıt üzerinde kalan bu kentleşme politikalarına yeterince dikkat edildiğini söylemek zor. Çünkü planlama siyasi iradenin elinde olmasından dolayı her parti bu konuda gereken hassasiyeti gösterememiş ve Türkiye’de kentleşme politikaları pek de başarılı olamamıştır.

Bu bağlamda panelin açılış konuşmasında SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay önemli bir noktaya değindi. Aktay, kentlere yönelik göçün belli bir dönemde devlet tarafından istenmediğini, kentlere yönelik göçü durdurmak için değişik yönetemlere başvurulduğunu çünkü o dönemin anlayışına göre vatandaşların kırsal alanda yaşamasının daha uygun olacağı düşüncesinin hakim olduğunu belirterek kentleşme politikalarının niçin zamanında uygulanamadığının arkasındaki zihniyete değindi.

Fakat 2000’li yıllardan sonra TOKİ öncülüğünde başlayan kentsel dönüşüm projeleri halihazırda kentlerin yapısını çok yönlü bir şekilde değiştirdi. Elbette Türkiye’de ciddi bir kentleşme problemi var ve bu problemin değişik yollarla giderilmesi, kentlerin daha planlı ve yaşanılabilir hale getirilmesi gerekir. Devlet bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri yapmalı fakat ülkenin her tarafının benzer mantıkla dizayn edilmesi yeni problemlere de yol açmaktadır. Kentsel dönüşüm süreçlerinde yerli halkın zarara uğratılmaması, oluşan iş imkanlarından öncelikle onların istihdam edilmesinin yanında kentsel dönüşümün başarılı olması yani kentin fiziksel dönüşümünün yanında sosyal ve kültürel açıdan da başarılı olabilmesi için yerel halkın beklentilerini ve katılımını dikkate alan projeler uygulanmalı.

Bu çalıştay tam da bu açıdan önemliydi. Çünkü Mersin’deki çalıştay, kentsel dönüşüm yapılacak yerlerden yerel yöneticilerin, sivil kuruluşların ve mahalle sakinlerinin katılımıyla gerçekleşti. Nitekim panel sırasında Aktay, TOKİ’nin daha önceki faaliyetlerinde ihtiyaçtan dolayı biraz tepeden inmeci bir şekilde çalıştığını ancak bundan sonraki süreçte kentsel dönüşüm kapsamına alınacak yerlerdeki vatandaşlarla iletişim içine girmeye başladığını, istişare ettiğini Mersin’deki çalıştayında bu açıdan hem bir ilk hem de bundan sonrakiler için örnek teşkil etiğini vurgulayarak kentsel dönüşümün demokratik bir süreç içinde gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

 Katılımcı profilin oldukça çeşitlilik arzettiği çalıştaylarda Mersin özelinde dile getirilen önerilerden bazıları şu şekildedir:

Kentin heterojen kültürü kimlik olarak desteklenmeli. Bu hem kamusal hem de STK boyutunda projelendirilmeli.

 

Bölge koşullarına uygun bir mimari geliştirilmeli. TOKİ uygulama yapacağı kimi alanları müteahhitlere kat karşılığı vermek suretiyle özel sektörün de belirlenen alanlara girmesini sağlamalıdır.

 

Öncelikle proje alanındaki insanlarla doğrudan ilişki kurulmalı. Proje mevcut mülklerin karşılığı olarak ve artı ücret almadan konut vermeyi garanti altına alınmalı.

 

 Bu bölgelerde yaşayan insanları da bu projede istihdam etmek ve gruplaşmaları ortadan kaldırmak gerekir.

 

Siyasal hesaplardan uzak durulmalı. Bütün siyasi, ekonomik, sosyal taraflar karar mekanizmalarına dahil edilmelidir.

 

 Mimari, yerel ve özgün unsurlara uygun olmalı.

 

 Bir çalışma yapılırken insanları ötekileştirerek iş yapılmaz. Cami gibi inanç mekanlarına fazla dokunulmamalı. Grup olarak yaşamak isteyenlere karışılmamalı. Mahallelerde konferanslar düzenleyerek proje anlatılmalı.

 

Mahalle sakinleri üzerinde siyasi baskıların olması kent kimliğini ve bütünleşmeyi olumsuz yönde etkilemektedir.

 

 Hem makro hem de mikro planlamalarda kentsel dinamiklerin uzun vadede değişim olasılıklarının hesaplanmaması, kentin gelişimini engelliyor.

 

 Mikro bölgelere kentsel dönüşüm uygulanırken makro yapı ve planlama ihmal edilmektedir. Bu da ileride kentsel dönüşüm yaşayan bölgelerin (on yirmi yıl içinde) yeniden kentsel dönüşüm gerektirmesine yol açabilir.

 

Kentsel dönüşüm projelerinin onayı aşamasında belediye meclisi gündemine daha kısa zamanda alınması ve belediye meclisince komisyona havale edilen konuların bir sonraki belediye meclisine yetiştirilmesinin zorunlu hale getirilmesi.

 

Yerel yönetimlere konu ile ilgili eğitim verilmesi, müşavir firmalarında lisanslandırılması.

 

Bölgedeki yerel yöneticilerin katkısı olmadan çözüm arayışı mümkün görünmüyor. Bu aşamada yapılması gereken yetkililerin projeye dahil edilmesi.

 

Kent planlama çalışmalarında yeterli ölçüde eşgüdüm içinde çalışılmaması problem oluşturmaktadır.

 

Mahalle sakinleri üzerinde siyasi baskıların olması kent kimliğini ve bütünleşmeyi olumsuz yönde etkilemektedir.

 

Haber-Yorum: Bedir Sala