Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : info@sde.org.tr
“AB Borç Krizi ve Türkiye’ye Yansımaları” Paneli
Stratejik Düşünce Enstitüsü tarafından 28 Haziran 2012 tarihinde SDE konferans salonunda düzenlenen “Avrupa Birliği Borç Krizi ve Türkiye’ye Yansımaları” başlıklı panel TC Merkez Bankası Başkanı Doç. Dr. Erdem Başçı’nın katılımıyla gerçekleştirildi.
28 Haziran 2012 13:14

 

 
 
 
 
 
 
Toplantının açılış konuşmasını SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay yaptı. Aktay’ın konuşmasının tam metni şöyle; “Sayın TC Merkez Bankası Başkanı, Stratejik Düşünce ve Araştırma Vakfı Başkan ve Üyeleri, değerli panelistler, basın mensupları, bayanlar ve baylar,SDE Ekonomi Koordinatörlüğünce düzenlenmiş olan “Avrupa Birliği Borç Krizi ve Türkiye’ye Yansımaları” Paneli’ne hoş geldiniz.”
 
“Hepinizin bildiği gibi 2007 yılının ikinci yarısında ABD gayrimenkul piyasasında patlak veren ve 2008 Eylül’ünde Lehman Brothers’ın iflasıyla küresel nitelik kazanan finansal kriz 2009 yılında dünya genelinde hemen hemen tüm ülkelerin ekonomilerinde ciddi daralma meydana getirmiştir. Finansal sektöre olan güvenin yeniden tahsisi ve krizin reel sektör üzerindeki etkilerinin azaltılması amaçlı alınan para politikası, maliye politikası ve finansal sektöre yönelik alınan politika önlemleri nispi bir başarı sağlasa da çok ciddi sosyal ve iktisadi sorunları da beraberinde getirmiştir. Özellikle de bazı bankaların borçlarının kamulaştırılması doğal olarak kamu borcunun çok ciddi seviyelere yükselmesine ve bu borcun geri ödenmesiyle ilgili endişelerin oluşmasına sebep vermiştir. Bu da borcu yüksek olan Yunanistan, İrlanda, Portekiz, İspanya gibi ülkelerin borç sorunuyla karşılaşmasıyla sonuçlanmıştır. Standard&Poor’s, Moody’s, Fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının bu ülke notlarını düşürmesi ve krizin maliyetini kimin üstleneceği tartışmalarının netleşmemesi Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu krizden çıkışı güçleştirmektedir. Krizin Avrupa’daki ciddi etkileri Türkiye’nin kıta ile olan gerek politik ve gerekse ticari ilişkilerinin yoğunluğu dikkate alınınca bu konuda Türkiye’nin ciddi tedbirler almasını gerektirmiştir. Kriz Avrupa’nın huzurunu kaçırmış olabilir fakat yaşananlardan ders alarak krizi fırsata çevirmek her zaman mümkündür.”
 
“Bu yaklaşımla, Avrupa Birliği Borç Krizi konusu Stratejik Düşünce Enstitüsü Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından oluşturulmuş olan Kriz İzleme Grubu tarafından uzunca bir süredir yakinen takip edilmektedir. Bu süreçte düzenlenen panel ve çalıştaylar ve ayrıca düzenli olarak çıkartılan e-bültenler grubun konuya bakış açısını hem belirlemiş hem de ilgili bürokrat ve akademisyenlere aktarılmasını sağlamıştır. Grup bu faaliyetlerine ek olarak bir süredir bugün sizlere sunulmuş bulunan “Avrupa Birliği Borç Krizi ve Türkiye’ye Yansımaları” başlığındaki Analiz üzerinde çalışmaktadır. Editörlüğü SDE Ekonomi Koordinatörümüz Doç. Dr. Kıvılcım Metin Özcan tarafından yapılan ve gerek kamu gerekse akademik camiadan olup Kriz İzleme Grubunun içinde de yer alan araştırmacıların katkılarıyla hazırlanan bu analizin ana noktaları birazdan Doç. Dr. Kıvılcım Metin Özcan tarafından sizlerle paylaşılacaktır. Analizin Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomi politikalarına ve kamuoyuna katkı sağlayacağını ummaktayız.”
 
“Bugünkü programımızın birinci kısmı Analizin sunumunun ardından açılış konuşmaları ile bizi onurlandıracak olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Doç. Dr. Erdem BAŞÇI’nın konuşması ile nihayetlenecektir. İkinci kısımda ise gerek Analizimiz gerekse kriz ile ilgili görüşlerini moderatör Prof. Dr. Jülide Yıldırım Öcal’ın yönetiminde paylaşacak olan değerli panelistlerimiz Prof. Dr. Murat Yülek ve Prof. Dr. Kerem Alkin yer alacaktır.”
 
“Ben sözü daha fazla uzatmayarak Analizi sunmak üzere kürsüye Doç. Dr. Kıvılcım Metin Özcan’ı davet ederken Analizin çıkmasında katkısı olan herkese, ekonomi koordinatörlüğümüze ve Panelimize teşrifinizden dolayı siz değerli konuklarımıza teşekkür etmek istiyorum. Umuyorum gerek Analiz gerekse Panel sorunların çözülmesi yolunda katkı sağlayacak faaliyetler olacaktır.”
 
 
Aktay’ın konuşmasının ardından ise SDE Ekonomi Programı Koordinatörü Doç. Dr. Kıvılcım Metin Özcan ise SDE Ekonomi programının hazırladığı Haziran ayında yayınlanan “AB Krizi ve Türkiye’ye Olası Yansımaları” başlıklı analizi tanıttı. Özcan analizin hazırlanmasına katkı sağlayanları; Ali Arı, Mehmet Hondur, Muhsin Kar, Kıvılcım Metin Özcan, Güray Vural ve Dilek Yiğit olarak sıraladıktan sonra analizde değinilen konuları şu başlıklar altında belirtti;
 
1. Yakınlaşma Kriterlerine Göre Genel Bir Durum Değerlendirmesi
2. Kriz ve Krizi Derinleştiren Faktörler
3. Alınan Önlemler ve Etkileri
4. Krizin Türkiye’ye Yansıması
5. Krizden Çıkış Senaryoları
6. Sonuç ve Öneriler
 
Analizin tanıtımının ardından ise TC Merkez Bankası Başkanı Doç. Dr. Erdem Başçı “AB Krizi ve TCMB’nin Para Politikaları” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
 
Başkan Başçı genel olarak; küresel ekonomik gelişmeler, yeni politika çerçevesi, dengelenme, büyüme ve enflasyon konuları üzerinde durdu. Küresel krizde iki farklı dönem olduğunu belirten Başçı bu dönemleri şu şekilde sıraladı;
 
- Lehman Krizi
- Avrupa Borç Krizi
 
Lehman Krizinin küresel bir kriz olup tüm dünyayı etkilediğini ve akut özellikler gösterdiğini belirten Başçı, Avrupa Borç Krizinin ise daha çok seçici olduğunu ve daha çok kronik bir rahatsızlık gibi etki ettiğini vurguladı.
 
Başçı sunumunda Yunanistan, İtalya, İspanya ve İrlanda’yı birbirleri ile kıyaslayarak grafikler yardımı ile ele aldı. Yunanistan ve İtalya’da kamu borç yükü fazlalığına dikkat çeken Başçı, İspanya ve İrlanda’da ise hane halkı borçlarının ağırlığına işaret etti. Hane halkı borçlarının ise genellikle konut kredilerinden kaynaklandığını vurguladı.
 
Aşırı hızlı kredi büyümesine karşı alınan tedbirler kapsamında ise Ağustos 2011 öncesi ağırlıklı politikanın Makro-ihtiyati sıkılaştırma, Ekim 2011 sonrası ağılıklı politikanın ise parasal sıkılaştırma olduğunu ifade eden Başçı, iki amaç ve 3 araçları olduğuna dikkat çekti. Araçları; kredi politikası, faiz politikası ve likidite politikası olarak sıralarken amaçları; fiyat istikararı ve finansal istikrar olarak sıraladı.
 
Konuşmasının sonunda genel bir değerlendirme yapan Başçı şunları kaydetti; “Küresel etkileri olan Lehman Krizi’nden farklı olarak, Avrupa Borç Krizi daha seçici etki yapmaktadır. Kamu borç yükü düşük ve bankacılık sektörü sağlıklı olan ülkeler Avrupa Borç Krizi sürecinde olumlu yönde ayrışmaktadır. Petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki düşüşler ülkemizde enflasyon, büyüme ve cari dengeyi olumlu yönde etkilemektedir. Ekonomi politikalarında sahip olduğumuz esneklik ülkemizin dış şoklara karşı dayanıklılığını arttırmaktadır.”         
 
Başçı’nın konuşmasının ardından panel, TED Üniversitesi’nden  Prof. Dr. Jülide Yıldırım Öcal’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi.Panelistler ise Türk Hava Kurumu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Yülek ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Bloomberg HT Ekonomi Direktörü Prof. Dr. Kerem Alkin oldu.
 
Yülek, AB borç krizi ve Türkiye’ye yansımaları ile ilgili bir sunum yaptı. AB’yi eleştirerek sözlerine başlayan Yülek şunları kaydetti; “ AB ne siyasi ne de ekonomik olarak karar alamıyor, kaliteli devlet adamı ve lider üretemiyor, demografik sıkıntılar çekiyor ve bir dinamizmi yok. Bu krizler Avrupa krizi ile birlikle farklı bir noktaya geldi. Avrupa bu krizi uzun da sürse atlatacak ancak önemli olan krizin altında yatan sıkıntıları çözmek.”
 
Yülek daha sonra Türkiye ile ilgili olarak; “İç talep, dış talep ve kur arasındaki ilişki Türkiye’nin hikayesini belirleyecektir” dedi. Yülek’in ardından sözü alan Alkin konuşmasında daha çok Almanya’nın politikalarına değindi:
 
“Japonya ve Almanya sanayi üretimi noktasında iyi bir noktaya geldiler. Ancak artan şekilde ithalata bağımlılar. Bu da devamlı rekabet içinde olunan bir ortama işaret ediyor. Almanya, dünya ekonomisinin hiçbir zaman sorunlarla karşılaşmayacağı beklentisi ile stratejik hatalar yapıyor. Almanya’nın riskli gelişmelere göz yummuş olması oldukça ürpertici. Bir yönü ile bakıldığında ekonomi konusunda AK Parti’yi 1990 hükümetlerinden ayıran, AK Parti hükümetlerinin daha çok iş hayatından gelen kişilerden oluşması. Merkel ise SSCB’nin gelişmesine izin vermediği, kapitalist sistemden uzak yerden gelen bir siyasetçi. Almanya finansal sistemi şok edecek şekilde kesenin ağzını açsaydı Avrupa krizinde bu noktaya gelinmezdi. Ancak bazı kararlar zamanında alınırsa çok net sonuçlar verir.”
 
Alkin konuşmasında, “Siyasal sistem mazoşisttir. Kendisini döven merkez bankasından hoşlanır. Bazen piyasadan çıkan acayip seslere aldırmadan yolunuza devam etmelisiniz. Bu bile başlı başına bir sonuç getirir.” İfadelerini kullandı.
 
İç talebe bağlı büyüme ve Çin ile ilgili olarak ise Alkin; “Çin’in bugün 2 trilyonluk malı var. 10 yıl geçince bu 4 trilyona ulaşacaktır. Ama 10 yıl sonra Çin bu malı satabilecek bir dünya bulamayacaktır. İç talebe  dayalı büyüme Türkiye için erken.
 
Bu model Türk hakının kazandığından daha fazlasını harcattıran bir modeldir. Şimdiden kendimizi Çin gibi görmemeliyiz” diye konuşarak sözlerine son verdi.
 
Konuşmaların ardından toplantı soru cevap bölümü ile son buldu.
 
 
 
SUNUMLAR