Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
"Ortadoğu’da Geleceğin İnşasında Kürtler" Kitabı
SDE “Ortadoğu’da Geleceğin İnşasında Kürtler” başlıklı kitap çalışmasını yayınladı. Kitabın editörlüğünü SDE Tarih ve Toplumsal Hafıza Araştırmaları Koordinatörü Orhan Miroğlu yaptı.
20 Mart 2014 13:49

Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE) bir sivil toplum örgütü olarak kurulduğu günden bu yana, Türkiye’nin en önemli sorunlarını cesaretle ve kararlılıkla tartışarak kalıcı ve gerçekçi çözüm önerileri geliştirmeye çalışmaktadır. Amacımız tüm vatandaşların onuruyla yaşayabileceği, gönül huzuruyla benimseyebileceği, kendisini içtenlikle ve tereddütsüz ait hissedebileceği, hak ve adalet üzerine kurulmuş demokratik bir siyasal sistemin inşasına katkıda bulunmaktır.

Türkiye, içinde bulunduğumuz tarihi süreç içinde, yeni bir Kürt politikası oluşturuyor. Zaten Türkiye’nin Kürt meselesinde stratejik tercihi en azından körfez savaşlarından sonra, hiçbir zaman kendi Kürt nüfusuyla ilgili ve sınırlı bir tercih olmadı. Kürt sorunu olan diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’nin Kürt meselesinde, tarihi bir rol oynadığı görülüyor.

Stratejik Düşünce Enstitüsünde gerçekleşen ‘Ortadoğu’da Geleceğin İnşasında Kürtler’ çalıştayında öne çıkan fikirlere bakıldığında; Kürtler ve Türklerin yeni yüzyılı bu düşüncelerle karşıladığı görülecek ve bin yıldır bir arada yaşamakta olan her iki halk arasında barış ve demokrasi idealinin ortak bir ideale dönüştüğü memnuniyetle müşahede edilecektir.

"Ortadoğu’da Geleceğin İnşasında Kürtler" başlıklı kitabın Ön Söz yazısı aşağıdadır:

Stratejik Düşünce Enstitüsü 2 Aralık 2013’te, ‘Ortadoğu’da Geleceğin İnşasında Kürtler’ konulu önemli bir çalıştaya ev sahipliği yaptı. SDE, şimdiye kadar gerçekleştirdiği benzer çalıştay çalışmalarının bazılarını rapor haline getirdi ve kamuoyuyla paylaştı.

Kuşkusuz bu çalıştay için de aynı yöntem benimsenmiş ve SDE bünyesinde yeni kurulan Tarih ve Toplumsal Hafıza Araştırmaları Koordinatörlüğünün ilk çalışması olarak görülebilecek bu çalıştayın da bir raporla medya ve kamuoyuyla paylaşılması düşünülmüştü. Ama Aralık ayı içinde meydana gelen ve tarihe 17 Aralık operasyonu olarak geçen siyasi operasyon, Türkiye’nin gündemini bambaşka mecralara taşıyınca, ‘Ortadoğu’da Geleceğin İnşasında Kürtler’ çalıştayı için bir raporun hazırlanması yerine, katılımcıların birbirinden değerli konuşmalarının yer alacağı bir kitabın daha etkili ve faydalı olacağı düşüncesi benimsendi.

Elinizdeki kitap, çok sayıda konuşmayı barındırıyor. Sözlü olarak yapılmış konuşmaların çözümü, takdir edersiniz ki, bazı zorluklar ihtiva eder.

Kimi cümlelerin anlaşılması ve kayda geçirilmesi gerçekten çok zordur. Bu türden cümleleri ayıklamaktan başka çare yoktu. Ama bu cümlelerin sayısı da zaten fazla değildi ve asıl metnin muhtevasına ve konuşmacının vermek istediği mesaj ya da paylaşmaya çalıştığı fikirlerine hiçbir şekilde zarar vermedi.

Çalıştay katılımcılarının listesine bakıldığında, Kürt siyasetçi ve aydınlarının sayısının daha fazla olduğu görülüyor. Bu galiba bir geleneğe dönüştü. Kürt sorunu bağlamında bir şey konuşacak ve tartışacaksanız, Kürt aktörleri dinlemek ihtiyacı hissedersiniz. Biz de öyle hissetmiş olmalıyız ki, Kürt konuşmacıların sayısı bir hayli fazlaydı. Oysa küresel anlamda, Ortadoğu ve Avrupa Birliğinin artık bir iç sorunu haline gelmiş olması açısından Kürt meselesi, üstünde sadece Kürtlerin fikir yürüteceği bir mesele olmaktan da çıkmış bulunuyor.

Gerçekleştirdiğimiz çalıştaya lütfedip katılan ve Kürt siyasi geleneğinden gelmeyen başka konuşmacılar, doğrusu çalıştaya renk kattılar.

Bir kez daha anladık ki, Kürt sorunu aynı zamanda bir Türk sorunudur ve her iki kesimden aydınların, siyasetçilerin fikirlerini ve deneyimlerini paylaştıkları böylesi buluşmalar çok faydalı olabilmektedir.

Benzer bir çalışmanın, yurt içinde ve yurt dışında, yapılması talebi ortak bir talep olarak ortaya çıktı. Bu yönde hazırlıkların olduğunu da söylemek isterim.

Çalıştaya katılan Kürt siyasi camiasının değerli isimleri, bugün de çeşitli Kürt siyasi partilerini temsil eden isimlerdi. Aralarında BDP, HAK-PAR ve yeni kurulan HÜDA-PAR’ın temsilcileri de vardı.

Bunun dışında geleneksel Kürt muhafazakâr çizgisini temsil eden ama henüz partileşme aşamasında olan Kürt aydın ve siyasetçileri de çalıştaya birbirinden ilginç ve değerli fikirleriyle renk kattılar.

Çalıştay’ın Diyarbakır’da gerçekleşen, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan buluşmasından sonra yapılması ayrıca önem taşıyordu.

Çalıştay bu bakımdan, bir yanda devam eden çözüm süreci ve bu sürecin, ileri aşamalara taşınabilmesi için yürütülen tartışmalara bir katkı olarak da görülebilir.

Katılımcıların hemen tümü, çözüm sürecinin ve Erbil-Ankara arasındaki stratejik işbirliğinin devamından yana olduklarını ifade ettiler.

Bu durum, kuşku yok ki, Türk-Kürt siyasi ve tarihsel ilişkileri bakımından önemli bir kazanımdır.

Kürt sorununda yeni bir entelektüel zeminin oluşması bu türden buluşmaları çoğaltmaktan ve diyalog kapılarını sonuna kadar açık tutmaktan geçiyor.

Türkiye’nin kendi arka bahçesindeki Kürtlerle siyasi ve ekonomik ilişkileri, Mesut Barzani’nin Başbakan Erdoğan’la Diyarbakır’da buluşmasından sonra yeni bir konum kazandı diyebiliriz.

Türkiye bugün hem kendi yurttaşı Kürtlerle barışmak, geçmişte yaşanan inkâr politikalarını demokratik düzenlemelerle telafi etmek, hem de arka bahçesindeki Kürtlerle dostane ilişkiler içinde olmak istiyor.

Dolayısıyla Kürtlerin kendi aralarında, geçmişte olduğu gibi hep kavgalı halde olmalarının, bu kavga ve anlaşmazlıkları yine geçmişte olduğu gibi kışkırtmanın Türkiye’ye bir yararı olmadığı açıktır.

Türkiye, içinde bulunduğumuz tarihi süreç içinde, yeni bir Kürt politikası oluşturuyor. Zaten Türkiye’nin Kürt meselesinde stratejik tercihi en azından körfez savaşlarından sonra, hiçbir zaman kendi Kürt nüfusuyla ilgili ve sınırlı bir tercih olmadı. Kürt sorunu olan diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’nin Kürt meselesinde, tarihi bir rol oynadığı görülüyor.

‘Ulusal kuruluş’ veya uluslaşma süreci’ diye tanımlanan ve devletsel kurumsallaşmayı mümkün kılan altyapının, örneğin hava ve kara ulaşımı, Erbil, Süleymaniye ve diğer Kürt şehirlerinin, mekânsal bölünmesi, su ve kanalizasyon şebekeleri, üniversite ve okul binaları ve hastanelerin %90 oranında Türkiye’nin eliyle gerçekleştiğini sanırım herkes kabul etmektedir.

Meseleyi sadece bu yönüyle de değil, siyasi ve kültürel muhtevası, tarihsel çerçevesi içinde okuduğunuzda, her iki halkın içinde bulunduğu ve geliştirdiği ilişkiler, sanırım kıskanılacak bir aşamaya taşınmaktadır.

Türk-Kürt siyasi ilişkilerinin yeni bir binyıla barış içinde evrilebileceğini söylemek, kuşkusuz, ilişkilerin sorunsuz olduğunu kabul etmek anlamına gelmiyor. Her iki halkın ilişkilerinde ciddi ve önemli bir değişimin yaşanmakta olduğunu, bu değişimi herkesin hayra yorması gerektiğini söylemek de, kuşkusuz, şimdiye kadar birlikte yaşamayı ve birlikte kalmayı mümkün kılan bir takım tarihsel değerlere haddinden fazla önem vermek ve bu değerlerin yeni bir gelecek kurmak için, tek başına yeterli olabileceğini iddia etmek anlamına gelmez.

Bugünün Türkiye sosyolojisi ağırlıklı olarak yeni ve ortak bir Kürt-Türk sosyolojisi demektir.

Türkiye’nin Ortadoğu jeopolitiğinin yeniden şekillenmesinde oynayacağı rolün, Diyarbakır ve Erbil’den geçtiğini de unutmamak gerekir.

Eğer bu tespit doğruysa yapılacak bir tek şey kalıyor geriye:

Diyarbakır’dan Erbil’e, hatta İstanbul’dan Erbil’e kadar uzanan bir coğrafyada sosyal ve siyasi entegrasyonu mümkün kılacak enstrümanlar üretmek, politikalar geliştirmek.

Basra’dan İstanbul’a, Erbil’den Diyarbakır’a sorunsuz bir ulaşımın koşullarını hazırlamak gerekiyor.

Seçimlerde Diyarbakır’a bir vaat olarak dile getirilen, ‘Diyarbakır-Erbil Hızlı Tren Projesi’ bu bakımdan son derece önemli bir proje olarak anılmaya değerdir.

Tarih ve kültür köprülerinin Ortadoğu’da yeniden inşası büyük ölçüde, entegrasyon programlarına bağlıdır.

Kitabı Ankara'daki seçkin kitapevlerinden temin edebilirsiniz.

Keyifli okumalar dileğiyle…