Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

İvan İlyin: Muhacirlikten Kremlin’in Filozofluğuna mı? - 2

Hasan BEKDEŞ
18 Temmuz 2018 11:11

İlyin’de Rus Devletinin Yapısı: Bir Kader Olarak Otoriterlik   

İlyin’e göre devlet ne güçlülerin zayıflar üzerindeki hâkimiyetini sağlayan bir araç ne de şiddet tekelini elinde bulunduran bir mekanizmadır. Devletin bir ruhsal/manevî yönü vardır ki İlyin’e göre bu yön devletin temelini oluşturur.[5, s. 200] Buna göre devlet bir ölçüde, vatandaşlarının dış davranışları için kurallar oluşturan, vatandaşları arasındaki ruhsal/manevî bağlantının bir tezahürüdür.[6, s. 276] Bu bağlamda İlyin için her yerde geçerli olan bir devlet modeli mümkün değildir. Çünkü her devletin kendine ait bir özelliği söz konusudur. Buna göre halkın içsel ve ruhsal bağlarından kopartılarak oluşturulmaya çalışılan her mekanik uygulama başarısızlığa mahkûmdur. İlyin, her şeyden evvel bir devletin yapısının onun coğrafî konumuyla, iklimiyle, büyüklüğüyle ve tarihsel kaderiyle birebir ilintili olduğunu belirtir. Devletin yapısıyla ilintili olan daha önemli ve daha derin bir unsur daha söz konusudur ki o unsur da halkın yaşamını, doğasını, dinî inancını ve hislerini içinde barındıran halkın millî karakteridir.[3, s. 72]

Devletlerin tarihlerini inceleyen İlyin, genel olarak tarihte iki devlet tipinin ortaya çıktığını belirtir: Monarşi ve cumhuriyet. Rusya için uygun gördüğü devlet tipi ise bir ölçüde monarşiden izler barındıran (Monarşi dönemi keza artık mazide kalmıştır.) güçlü ve otoriter bir devlet tipidir. Çünkü İlyin’de devletin kültürel, ekonomik ve siyasî olarak birliği/tekliği her şeyin üstünde gelir ve Rusya için hayırlı olan da bu birliğin/tekliğin sağlanmasıdır. Ona göre zaten tarih de kendisini desteklemektedir. Bu bağlamda ne Kiev Rusyası’nda, ne Suzdal-Moskavası’nda ne de Çarlık Rusyası’nın herhangi bir döneminde Rus topraklarında cumhuriyet yaşanmamıştır. Hatta İlyin’e göre Novgorod devlet yapısı bile cumhuriyet görünümlü bir monarşiden ibaretti.[7, s. 291-293] Bununla birlikte tarihin belirli dönemlerinde Rus devlet yapısında federatifliğe kayan durumların yaşandığını kabul eden İlyin, bu dönemlerde herhangi bir başarının sağlanamadığını ve bu dönemlerin hepsinin kaosla son bulduğunu belirtmektedir. Öte yandan otoriterliğin ve birliğin/tekliğin sağlandığı dönemlerde ise Rusya gelişmiş ve büyümüştür.[3, s. 10 ve 73]

Pekiyi, neden Rusya otoriter devlet iktidarına ihtiyaç duymaktadır? İlyin’e göre bunun neden(leri)i açıktır. Buna göre yukarıda sayılan bir devletin yapısını oluşturan unsurları Rusya bağlamında ele aldığımızda, İlyin’e göre bizatihi Rusya’nın kendisinin güçlü ve otoriter bir devlet iktidarını talep ettiği görülür. Nitekim otuza yakın dinî inancın ve yüz yetmişe yakın dil grubunun olduğu Rusya gibi devletlerde birlik/teklik ancak güçlü bir iktidarla sağlanabilir. Aynı zamanda İlyin’e göre Rusya’nın büyük kutsal görevlerini yerine getirebilmesi için de güçlü bir iktidara sahip olması elzemdir. Nitekim zayıf iktidar yapısına sahip devletlerin uluslararası ilişkilerde söz sahibi olabilmesi mümkün değildir; onlar ne diplomasiyi ne de savaşı yürütebilirler. Özellikle savaş, halkın yüksek konsantrasyonunu ve disiplinini isteyen bir iştir ki bu da ancak güçlü bir iktidarla sağlanabilir. İlyin Rus halkında bu konsantrasyonun ve disiplinin fazlasıyla var olduğunu öne sürmektedir. Rus halkı düzeni korumasını ve devlet kurmasını bildiği gibi vatanı için ölmesini de bilir. Ona gerekli olan kendisine layık güçlü ve otoriter bir devlet iktidarı ve yine kendisini büyüleyen/etkileyen bir lider tarafından yönetilmektir. İlyin’e göre işte o zaman Rus halkının sahip olduğu meziyetler kendiliğinden meyve vermeye başlayacaktır.[6, s. 408-412]

Sonuç Yerine: Kremlin’in İlyin ile İlişkisinin Mahiyeti

Literatür her ne kadar İlyin’i muhafazakâr filozoflar arasında gösterse de aynı zamanda onda güçlü bir milliyetçi yanın da var olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Bu bağlamda Putin’in özellikle son yıllarda ön plana çıkardığı muhafazakârlık ve vatanseverlik vurgusuyla İlyin’in duruşu arasında bir paralellik olduğu söylenebilir. Nitekim Putin’in İlyin’den yaptığı alıntılarda da vatanseverlik unsurunun ön planda olduğu görülmektedir. Bununla birlikte Mihail Zygar’, Putin/Kremlin tarafından formüle edilen ve ‘Tanrı’, ‘aile’, ‘mülkiyet’ üçlemesinden müteşekkil olan “geleneksel değerler” konseptinin temelinde İlyin’in etkisini görmenin zor olmadığını öne sürmektedir.[8, s. 306] Yine Rus demokrasisinin Batı demokrasisinden farkını ortaya koymak için Vladislav Surkov tarafından ortaya atılan “egemen demokrasi” kavramının içeriğinde de İlyin’in etkisinin görülebileceğine yönelik görüşler söz konusudur.[9]

Öte yandan İlyin ile ilgili belirtilmesi gereken bir husus daha vardır ki o da onun faşizme yönelik beslediği sempatidir. Özellikle birtakım Batılı araştırmacılar Putin’in filozofu olarak lanse ettikleri İlyin’in faşizme yönelik yazdığı olumlu metinleri ön plana çıkarmışlar ve böylece faşizm kavramıyla Putin’i aynı cümle içinde geçirmeyi ihmal etmemişlerdir.[10] Bu yaklaşımın (İlyin’in faşist ve Putin’in filozofu olduğu) kabul edilmesi otomatik olarak şöyle bir soruyu beraberinde getireceği açıktır: Faşizme karşı kazandığı zaferle gururlanan/övünen Rusya/Kremlin için faşist bir filozofu rehber edinmek bir çelişki değil midir? İlyin’in bir faşist olup olmamasından bağımsız olarak bu soruya verilebilecek cevap, bunun bir çelişki yaratmayacağı yönündedir. Çünkü burada bilinmesi gereken husus Kremlin’in perspektifinin ne olduğudur; tıpkı bir zamanlar Marks’ın perspektifinin ne olduğunun bilinmesi gerektiği gibi.

Bilindiği üzere Marks Balkan halklarının bağımsızlık hareketlerini desteklerken, İrlanda halkının bağımsızlık hareketine karşı çıkmış ve bu başlangıçta bir çelişki gibi algılanmıştı. Hâlbuki bu durum Marks için herhangi bir çelişki oluşturmuyordu. Şöyle ki Marks’ın dünya devrimine yönelik bir perspektifi söz konusuydu ve uluslararası ilişkilerde cereyan eden olayları bu perspektiften değerlendiriyordu. Buna göre Balkan halklarının bağımsızlıklarını kazanmaları ilerlemeci tarih anlayışından hareketle sosyalizme giden yolda bir sıçrama oluştururken; İrlanda halkının bağımsızlık mücadelesi ise dünya devriminin fitilini ateşlemesi beklenen İngiliz işçi sınıfını milliyetçiliğe sevk ettiği için bizatihi dünya devriminin karşısında bir engel teşkil etmekteydi. Dolayısıyla tıpkı Marks’ın bir perspektifinin olduğu gibi Kremlin’in de bir perspektifi söz konusudur ve o perspektif Rusya’nın kendisidir. Buna göre Rus’a ve Rusya’ya ait olduğu düşünülen ve yine Rus’a ve Rusya’ya katkı verdiği veya vereceği umulan her şey o perspektifin içindedir. Ve orada ontolojik ve epistemolojik duruşlarından bağımsız olarak hem Lev Gumilev’e hem Stalin’e hem de İvan İlyin’e yer vardır.

Kaynakça

[1] “Kreml’ podaril politikam sbornik Tsitat Putina.”

http://www.forbes.ru/news/309445-kreml-podaril-politikam-sbornik-tsitat-putina

[2] Anton Barbaşin, “İvan İlyin: Faşist vvedennıy v modu.”

http://intersectionproject.eu/ru/article/politics/ivan-ilin-fashist-vvedennyy-v-modu

[3] İvan İlyin, O russkom natsionalizme. Sbornik statey, Moskva, Rossiyskoy Fond Kultury, 2007.

[4] İvan İlyin, Naşi zadaçi. Sobranie soçineniy, Tom 2, Kniga 2, Мoskva, Ruskaya Kniga, 1993.

[5] İvan İlyin, “O soprotivlenii zlu siloyu”, Novıy Mir, No: 10, 1991.

[6] İvan İlyin, O sushchnosti pravosoznaniya. Sobranie soçineniy, Tom 4, Мoskva, Russkaya Kniga, 1994.  

[7] İvan İlyin, Naşi zadaçi. Sobranie soçineniy, Tom 2, Kniga 1, Мoskva, Ruskaya Kniga, 1993.

[8] Mihail Zıgar’, Vsya kremlevskaya rat’: Kratkaya istoriya sovremonnoy Rossii, Moskva, İntellektualnaya literatura, 2017, s. 306.

[9] “Poçemu Putin tsitiruet filosofa İlyina?”

 https://www.kp.ru/daily/24321/513782/

[10] Timothy Snyder, “Ivan Ilyin, Putin’s Philosopher of Russian Fascism.”

http://www.nybooks.com/daily/2018/03/16/ivan-ilyin-putins-philosopher-of-russian-fascism/