Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
SD ANALİZ - Yeni İpek Yolu Projesi ve Türk-Çin İlişkilerinde Uygur Sorunu
Doç. Dr. Erkin Ekrem
21 Ağustos 2018 12:40

Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi

21. yüzyılın en önemli gelişmelerinden biri Çin’in yeniden yükselişidir. Bununla beraber dünya ekonomik merkezi de Asya Pasifik bölgesine kaymaya başlamıştır. Söz konusu bölgede dünyanın en büyük ekonomik güçleri olan ABD, Çin ve Japonya’yı kapsamakla birlikte bölgenin ekonomik, siyasî ve güvenlik önemini de arttırmaktadır. 150 yıl aradan sonra tekrar yükselen Çin bölgedeki mevcut güç dengelerini değiştirdiği gibi Çin’in bazı komşu ülkeleri ve bölgenin hegemonya gücü olan ABD ile farklı düzey ve alanlarda mücadeleleri başlamıştır. Dünyanın ikinci ekonomik gücü (Satın Alma Gücü Paritesine göre dünya birincisi) olan Çin’in ekonomik çıkarları dünyanın her yerini kapsadığı için Çin’in küresel siyasî ve diplomasisinin kapasitesini zorunlu olarak artırmaktadır. Ulusal güvenlik ve ekonomik (enerji) güvenlik çıkarlarını korumak için askerî modernizasyona hız veren Çin, dünyanın önde gelen bir askerî ülkesi olarak sadece kendi ulusal çıkarını korumakla kalmıyor aynı zamanda küresel ekonomik ve enerji çıkarlarını korumak için deniz ve hava askerî kapasitesini artırmaktadır. Mao’dan sonra ikinci nesil Çin lideri Deng Xiaoping’in ortaya koyduğu üç aşamalı kalkınma stratejisinin (1981-2025) son aşamasını gerçekleştirmek, ABD’nin Asya Pasifik’ten stratejik kuşatma baskısını azaltmak ve Xi Jinping’in 2017’de ortaya koyduğu ikinci bir üç aşamalı büyüme stratejisinin (2020-2050) altyapısını oluşturmak için söz konusu Yeni İpek Yolu Projesini yürütmeye başlamıştır.

 Yükselen Çin’in yetkilerini bir araya toplayan Çin Devlet Başkan’ı Xi Jinping 2013 yılının sonunda Çin’in 21. yüzyılın iki büyük planı açıklamıştı: ilki İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve diğeri de 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu Projesi. Çin’in söz konusu Yeni İpek Yolu projeleri birçok Çinli bankaların sponsorluğu ile bir trilyon dolara sahiptir ve genellikle altyapı yatırımına önem vermektedir. Gelişmekte olan ülkeler bu projeden istifade ederek ülke kalkınmasını sağlayabilir, gelişmiş olan ülkeler ise eskimiş olan altyapısını iyileştirebilir. Gelişmekte olan ülkelerin altyapısına yatırım yaptığında gelişmiş olan ülkelerden yapılan ihracat da artacaktır. Altyapı inşaatı ve tedarik zincirinin oluşturulması ile birlikte arabağlantı (interconnection) devri geleceğini ve 21. yüzyılda arabağlantı rekabetinin belirleyici olduğunu ileri süren strateji uzmanı Parag Khanna, Çin’in Yeni İpek Yolu projesini dünya tarihindeki en büyük koordine altyapı girişimi olduğunu belirtmektedir.[1]Çin uzmanları da söz konusu projenin Çin’in dünyaya sunduğu “kamu ürünü” (public goods) olarak görmektedir. Söz konusu “kamu ürünü” aslında hegemonya güçlerin uluslararası topluma sağladığı bir hizmettir.[2][3] Bazıları Yeni İpek Yolu projesi tekrar küreselleşmeyi tetikleyeceği kanaatindedir.[4] Bazılarına göre söz konusu proje uluslararası ekonomik sistem ve düzeni değiştireceği gibi mevcut uluslararası sistemi de değiştirecektir. Bazıları ise projenin Çin’in uluslararası sistemi ve düzenini oluşturma stratejisinde önemli işlevi vardır. [5]

Çin’in Avrasya’ya açılan Yeni İpek Yolu Projesi’nin amacı, Çin pazarı ile Avrupa pazarını bağlamakla dünya ticaretinin %60’ını ve ekonomik gücün %40’ını elde etmektir. Böylece dünyanın mevcut ekonomik ve ticaret kurallarını etkileyerek oyunun kurallarını kendisi oluşturmak niyetindedir. Yeni İpek Yolu Projesi Çin’in üretim fazlalığı için pazar arama ve ham madde kaynağı bulması için de önemi vardır. Bu proje aynı zamanda ABD’nin Hint okyanusu ile Asya Pasifik bölgesinde oluşturduğu stratejik çevrelemesini de kırmış olacaktır. ABD’nin Çin’in kuzeybatı tarafından kuşatılmasına imkân tanımamış olacaktır. Çin bu proje ile ekonomik ilişkileri geliştirmekle bölge ülkeleri arasındaki etkileşim ve bağımlılığı güçlendirecektir, belli bir düzeyde bu ülkeler üzerinde siyasal etkisini sağlamaya çalışacaktır. Çin, yine bu Yeni İpek Yolu Projesi ile enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve enerji yolunun kesilmesini önlemektedir. Çin bu proje ile dışa yayılması için gerekçeleri bulabilmekte ve Çin donanmasının Okyanusa genişlemesi için bahane bulmaktadır. [6]

Söz konu Yeni İpek Yolu Projesi, bilinen Deniz Hâkimiyet Teorisi (Amiral Alfred Mahan), Kara Hâkimiyet Teorisi (Halford Mackinder), Kenar Kuşak Teorisi (Nicholas Spykman), Hava Hâkimiyet Teorisi ve Avrasya Hâkimiyet teorisi (Zbigniew Brzezinski) gibi klasik jeopolitik fikirleri harmanlayarak senkretizm bir yapıyı yaratmıştır. Deniz ve kara olarak iki yoldan ilerleyen Yeni İpek Yolu’nun, aynı zamanda birbirini tamamlayan stratejik rolü de vardır. [7] Bazı uzmanlara göre Çin’in ekonomik, enerji, çevre, diplomasi ve bölgesel güvenlik konuları kapsayan stratejik düşünce ile oluşturulan Yeni İpek Yolu projesi, sadece ABD’nin Asya pasifik bölgesindeki dengelemesine karşı çıkmakla kalmıyor, aynı zamanda jeopolitik dengeyi değiştirme gibi stratejik düşüncesi de vardır. [8] Çin’in bu muazzam projesi Avrasya’nın mevcut jeopolitik dengesini değiştireceği gibi Avrasya jeopolitik konumunun inisiyatifini de ele geçirme imkânlarını sağlamış olacaktır. Bazı uzmanlara göre, Söz konusu projenin arkasında jeopolitik, siyasî, ekonomik, toplumsal ve kültürel etkisini sağlanma planları yatmaktadır. Neoklasik jeopolitik teori özelliğini taşıyan bu plan mevcut uluslararası ilişkiler ve küresel siyasal ekonomik alanında etki ve değişimleri getirebilir. [9]

Çin, son 500 yılda yükselen oyuncuların güç kullanarak yayılmasından farklı olarak ekonomik işbirliği ve ticaret yapmasını araç olarak tercih etmiştir. Bu araç birçok kalkınmakta olan ülkeler için ret edilmesi zor bir teklif, kalkınmış ancak altyapıları deforme olmuş ülkeler için de cazibesi vardır. Bu araçla itibar kazanacağı gibi İpek Yolu boyunca ülkelerin sempatisine erişmekle birlikte yaratmış yumuşak gücü ile bu ülkelerin üzerinde etki de sağlayabilir.  Bu güçlere sahip olan Çin’in küresel siyasetine daha fazla etki sağlayabileceğini, küresel kuralları kendisi koyacağını ve yeni hegemonya olma yolunda rol alacağını göstermektedir. Neticede Çin devlet Başkanı Xi Jinping’in dediği gibi Çin Rüyası’nı (Çin Ulusunun Yeniden Ulu Canlanışı) gerçekleştirecek yani süper güç olmasını sağlayacaktır. Uzmanlara göre bu proje yalnızca bölgesel bir politika değil, aynı zamanda Çin Rüyası’nı gerçekleştirecek küresel bir stratejidir. [10] Bu bağlamda Yeni İpek Yolu projesi jeopolitiği ve ekonomiyi kapsayan Çin’in büyük stratejisini oluşturmaktadır.[11]

Yeni İpek Yolu Projesine Tepkiler

Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi resmi olarak ortaya koyulmadan önce ve sonrasında birçok ülke de benzer projeleri gündeme getirmişlerdir. Japonya’nın İpek Yolu Diplomasisi (2004), BM’nin İpek Yolu Girişimi (SRI, 2008), ABD’nin Yeni İpek Yolu Girişimi (2011), İran’ın Yeni Çelik İpek Yolu (2011), Hindistan’ın Kuzey-Güney Koridoru (2011) ve Muson Projesi (2014), Kazakistan’ın Yeni İpek Yolu Projesi (2012), Güney Kore’nin Avrupa-Asya Girişimi (2013), Rusya’nın Avrasya Ekonomik Birliği (2014), Moğolistan’ın Bozkır Yolu Programı (2014). Türkiye ise 2015’te Orta Koridor Girişimi adı ile bu Yeni İpek Yolu girişimine katılmıştı. Ancak ekonomik ve ticari gücüyle Çin’in yürüttüğü Yeni İpek Yolu Projesi ise daha kapsamlı ve etkili olacak gibi gözükmektedir.

BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyelerinden bir olan Çin’in söz konusu proje ile birlikte geleceğe yönelik mevcut uluslararası ekonomik ve siyasal düzeni değiştirebilme kapasitesine sahiptir. Söz konusu düzenin değişmesi, yeni bir düzenin yaratılacağı anlamına gelmektedir. Bu değişim sürecinde bütün güçler kendi çıkarları doğrultusunda yeni düzen oluşturmanın her aşamasına müdahale yapmakla menfaatleri maksimize haline getirmek için çabalayacaklardır. Yükselen Çin bu değişimin en önemli aktöründen biri olabilir. Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi ile birlikte nasıl bir iç ve dış politika izlemesinin, Çin’in mevcut hegemonya gücü olan ABD ile nasıl bir ilişki kurması ve mücadelesinin, Çin’in komşu ve bölgesel güçlerle nasıl bir ittifak ya da rakip ilişkilerini tesis etmesinin bölgesel ve küresel dengeler, düzenler ve sorunları etkileyebilecek durumdadır.

ABD’nin küresel hegemonyasının nispeten zayıf düşmesi ve yeni yükselen Çin’in mevcut uluslararası siyasal ve ekonomik sisteme kendi çıkarları doğrultusunda revize etmeleri, ABD’nin ulusal stratejisini Asya Pasifik’e yönlendirmesine ve Çin’i stratejik hedefe almasına neden olmaktadır. ABD’nin Çin ile yaptığı mücadelesi ile birlikte dünyanın önde gelen devletlerinin de mevcut uluslararası sisteme memnuniyetsizlikten dolayı yeni bir uluslararası sistemin oluşmasına yol açabilir. Bu bağlamda yeniden oluşacak uluslararası sistemin önemli bir oyun kurucusu Çin olacağı muhtemeldir. Çin’in İpek Yolu Projesi’nin böyle bir zamanda ortaya koyması manidardır. ABD Devlet Başkanı Obama döneminde Çin’in bu projeye ile küresel ekonomik ve ticari alanında güç kazanmasına karşı TPP (Trans Pacific Partnership) ve TIPP (Transatlantic Trade and Investment Partnership) gibi iki projeyi üretmiş, ancak uygulayamamış ve Başkan Trump döneminde iptal edilmiştir. Çin ise Asya Pasifik bölgesinde kendinin oluşturduğu Boao Forumu ile birlikte TPP yerine RCEP (Regional Comprehensive Economic Partnership) projesini koymaya çalışmaktadır. Yeni İpek Yolu’nun deniz kolu olan 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu Projesi de Asya Pasifik bölgesindeki ekonomik-ticaret etkisini sağlamaktadır. Yani Yeni İpek Yolu projesinin ayakları BRICS, ŞİÖ, BOAO ve RCEP gibi Çin’in etkisinde olan kuruluşlar tarafından oluşacaktır. Finansman olanakları ise Çin’in önemli bankaları dışında AIIB, BRICS Kalkınma Bankası ve kurmaya çalışılan ŞİÖ Kalkınma Bankası tarafından sağlanacaktır. Bu gelişme Çin’in İpek Yolu Projesi’nin uygulanabilirliğine imkân yaratmıştır. Obama Hükümeti ile farklı olarak Başkan Trump’ın yöntemi ise Çin’in teknolojik kapasitesini düşüren girişimi (Made in China 2025 projesi) engellemesidir, bunu ise ticaret savaşını başlatarak amacına ulaşmaya çalışmaktadır. Obama Hükümeti Çin’in stratejik kuşatılması için uygulamaya çalıştığı Asya’ya geri dönüş (return to Asia) yada Asya-Pasifik’e yeniden denge (rebalance to Asia-Pacific) politikası yerine[12] Trump Hükümeti “Indo-Pacific” politikasını uygulamaya koymuştu.[13] Bu politika ABD’nin bir stratejik planı olarak bölgede etkisi büyümekte olan Çin’e karşı olduğu anlaşılmaktadır.[14] ABD’nin Asya Pasifik’teki müttefikleri de Indo-Pacific stratejisine destek vererek Çin’in Yeni İpek Yolu projesini dengelemek için anlaşmışlardır.[15]

ABD’nin ulusal güvenlik stratejisinin önceliği ve hedefi de değişmiştir. Trump Yönetiminin ilk Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde, Çin ve Rusya’yı revizyonist güçler ve ABD’nin rakipleri olarak tanımlamıştır. Çin ve Rusya, ABD’nin küresel etkisine, değerlerine ve çıkarlarına meydan okuduğunu ileri sürmektedir. [16] Trump Hükümeti’nin yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde, ABD’nin ulusal güvenliğin önceliği terörizmin değil, devletlerarası stratejik rekabet olduğunu belirtmektedir.[17] Anlaşıldığı gibi ABD daha çok Çin ve Rusya ile mücadele edecektir, diğer terörizm dâhil bölgesel sorunları ABD’nin ulusal güvenlik ve savunma önceliği değildir. Çin’i hedefe alan ABD’nin stratejisi doğal olarak Yeni İpek Yolu projesinin gerçekleşmesini engeller. Ancak ABD’nin Avrupa ülkelerle siyasî ve ekonomik üzerindeki ihtilaflar AB’yi Çin’e yakınlaştırmasına sebep olmaktadır. Çin de hem Yeni İpek Yolu Projesi hedefi gerçekleşmesi hem de Trump Yönetimin Çin’e açtığı ticaret savaşına karşı Avrupa ülkelerle farklı düzeyde ve alanlarda daha yakın ilişkilerini oluşturmaya çalışmaktadır.

Çin, Batı Avrupa ülkelerle ikili ilişkilerini geliştirirken Orta ve Doğu Avrupa ülkelerle çok taraflı olarak 16+1 İşbirliği platformda ilişkilerini sağlamaktadır. ABD’nin Avrupa ülkelerle olan olumlu yada olumsuz ilişkileri, Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi’nin Çin pazarı ile Avrupa pazarını bağlama hedefini ciddi etkilemektedir. Ayrıca ABD’nin Yeni İpek Yolu Projesi’ne sıcak bakmayan ve dünyanın üçüncü ve onuncu ekonomik gücü olan Japonya ve Hindistan ile olan ilişkileri de Çin’in söz konusu projesini etkileyebilir. Çin’in stratejik işbirliği ortağı Rusya da Yeni İpek Yolu Projesi’ne ikilemli tutumundadır. Neticede Yeni İpek Yolu Projesi, Rusya’nın 115 yıl öncesi hizmete girmiş ve Asya ile Avrupa’yı bağlayan Trans Sibirya Demiryolu’na rakip olmuştur. 15. yüzyıldan itibaren deniz yolu ticaretinin açılması sonucunda tarihî İpek Yolu da rolünü kaybetmiş ve Çin’den Osmanlılara kadar bölgede büyük çöküşe yol açmıştır.

Yeni İpek Yolu Projesi ve Türkiye

Çin’in Türk Dünyası’ndan Türkiye’ye doğru ve Türkiye aracılığı ile Avrupa’ya ulaşmak istediği Yeni İpek Yolu Projesi, Türkiye’nin mevcut bölgesel çıkarlarını ve geleceğini etkileyeceği açıktır. Türkiye’nin de bu değişime karşı hazırlıklı olabilmek ve Yeni İpek Yolu Projesine karşı kendi politikasını oluşturabilmesi için Çin’in yarattığı bütün olumlu ve olumsuz gelişmeleri yakından tanıması gerekmektedir. Çin aynı zamanda dünyanın ikinci ekonomik gücü ve yeterli teknolojiye sahip olan bir ülkedir, sürdürmekte olan Yeni İpek Yolu Projesi ile birlikte kalkınmakta olan Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu sermaye ile teknolojiyi karşılamaktadır, bu durum Türkiye’nin Çin ile işbirliği imkânlarını da yaratmaktadır. Türkiye’nin Batı ile bölgesel ve ikili ilişkileri üzerinde çıkar çatışması mevcuttur, bu da Türkiye’nin Çin ile küresel, bölgesel ve ikili ilişkilerinin derinleşmesine neden olmaktadır. Çin’in 21. yüzyılın en büyük projesi olan Yeni İpek Yolu Projesini gerçekleştirebilmesi için, özellikle karadan Avrupa’ya ulaştıran ticaret yolunun güvenliği için stratejik konumunda olan Türkiye’nin oynayacağı rolü kilit konumundadır. Yine geleceğe yönelik, Çin açısından Orta Asya, Ortadoğu ve diğer Türkiye’nin menfaat alanlarında işbirliği yapabilecek en ideal ülke Türkiye’dir. Uygur sorunu üzerinde de Çin’in Türkiye ile işbirlikçi problem çözme (collaborative problem solving) yöntemi ile ikili ilişkileri bağladığı gibi Çin’in de bu sorunu çözmek için Türkiye’ye ihtiyaç duymaktadır. Bütün bunlar Türkiye’nin söz konusu Yeni İpek Yolu Projesi’ne karşı nasıl bir politika izlemesini zorlamaktadır.

Türkiye’nin Yeni İpek Yolu Projesi’ne karşı üç seçeneği olabilir: 1. Bağımsız ve kendine özgü bir Yeni İpek Yolu Projesi geliştirmesi. 2. Komşu ve bölge ülkelerle birlikte Yeni İpek Yolu Topluluğu oluşturması. 3. Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi’ne dâhil olması. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 30 Temmuz 2015’te Çin’e yaptığı ziyarette Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi’ne karşı Türkiye’nin Orta Koridor Projesi’ni ortaya koymuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmesi esnasında, “Çin’in İpek Yolu ekonomik koridoru oluşturulması önerisi ülkemizin Orta Asya üzerinden Çin’e bağlanmasını hedefleyen Orta Koridor Projesi’yle uyumludur şeklinde konuşmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasında: “Asya ve Avrupa kıtalarını su altından tüp geçit ile bağlayan Marmaray faaliyete geçti. Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun test seferlerine başlandı. Edirne-Kars demiryolu projelerinde önemli mesafe kaydedildi. Bu çalışmalar nihayete erdiğinde Doğu-Batı güzergâhında Hazar Denizi yoluyla Pekin’den Londra’ya kadar kesintisiz bir demiryolu bağlantısı ortaya çıkacaktır. Çin ile bu alanda da uzun soluklu ve her iki tarafın da kazanacağı güçlü ilişkiler kurabileceğimize inanıyorum” diye konuştu.[18] 14 Kasım 2015 tarihinde Antalya’da düzenlenen G20 toplantısında Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Feridun Bilgin ile Çin Kalkınma ve Reform Komisyonu Başkanı Xu Shaoshi, iki ülke arasında İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu ile Orta Koridor girişiminin uyumlaştırılmasına ilişkin mutabakat zaptını imzalamıştı. Söz konusu “İpek Yolu Ekonomik Kuşağının, 21. Yüzyıl Denizdeki İpek Yolu’nun ve Orta Koridor Girişiminin Uyumlaştırılmasına İlişkin Mutabakat Zaptı”, 15 Şubat 2017 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.[19] Çin’in de Çin-Orta Asya-Batı Asya Koridoru 中國-中亞-西亞經濟走廊 projesi var ve Türkiye’nin Orta Koridoru Projesi’ne benzemektedir.[20] Bu benzerlikler iki ülke karşılıklı birbirini anlama konusunda kolaylık sağlamıştır.

Aslında, Türkiye-Çin arasındaki İpek Yolu işbirliği düşüncesi 2000 yılından beri mevcut idi.[21] 2008 yılında Türkiye’nin “İpek Yolu Girişimi ve Kervansaray Projesi’nin Çin’in 2013 yılında Ortaya koyduğu Yeni İpek Yolu Projesi ile çıkarlar (ekonomi, ticaret ve jeopolitik) uyumu olması nedeniyle Ankara bu projeye olumlu bakmaktadır. Çin tarafı da Türkiye’nin Orta Koridor Projesi’nin Yeni İpek Yolu Projesi ile uyum sağlamakla katkılarda bulunacağı kanaatindedir.[22]

Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi’nin kapsadığı Avrasya bölgesi Türk toplulukların yoğun yaşadığı bir alandır. Çin Avrupa’ya ulaşabilmek için Türkiye’ye doğru gelirken, Türkiye’nin Orta Asya Türklerine gelmesini istememektedir. 2003 yılından itibaren Ankara’nın Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olma çabaları vardır, ancak bu tarihten sonra Pakistan ve Hindistan bu örgüte üyeliği gerçekleşti ve İran da bir sonraki adayıdır. Türkiye henüz bir diyalog ülkesi statüsündedir. Türk-Çin ilişkileri bakımından bazı psikolojik ve reel sorunlardan (dengesiz ticaret ilişkisi, finansman, endüstriyel kapasite işbirliği ) dolayı Türkiye beklendiği bir düzeye gelememiştir. Çin açısından ikili ilişkilerinde öncelik bir sorun ise Uygur meselesidir. Türkiye toplumun bir kısmında ve kısmen Müslüman dünyasında karşılığı olan Uygur meselesi, Türkiye kaynaklı olmayan ve Çin’i ilgilendiren bir mesele olmasına rağmen, çözümü Türkiye’den beklemektedir. İkili ilişkileri etkileyen bölgesel sorunlarda da ortak çıkar içinde olmadığı için iki ülkenin Orta Asya, Ortadoğu, Balkanlar bölgesi politikaları da uyumlu değildir. Küresel açıdan, Türkiye’nin ABD ve kısmen Avrupa ülkeleri arasında ikili ve bölgesel çıkarlar çatışması yaşandığı için Türk-Çin ilişkileri de konjonktürel bir yakınlaşma söz konusudur. Türkiye, küresel ortamda Çin ile daha reel ve derin ilişkileri tesis etmesine karşı, Yeni İpek Yolu Projesi’ni destelemeyen ABD, Japonya ve Hindistan gibi güçlerin olumsuz yaklaşımı ile karşılanabilir.

Çin’in Türkiye Bakışı

Çin tarafı Türkiye’nin Yeni İpek Yolu Projesi için stratejik ehemmiyeti olduğu bilincindedir. Türkiye-Çin iki ülke arasında siyasî, askerî, güvenlik, ticaret, yatırım, finans, enerji, ulaşım, haberleşme, madencilik, mühendislik, turizm, kültür, bilim ve teknoloji gibi birçok alanlarda işbirliği yapılabilir. Çin tarafı da öncelikle altyapı inşaatı ve enerji alanında işbirliğini derinleştirmesini istemektedir, Türkiye’de serbest ticaret bölgeleri ve sanayi bölgeleri oluşturma niyetindedir. Bu bağlamda Yeni İpek Yolu Projesi ile birlikte Türk-Çin işbirliği ilişkileri ekonomik düzeyden siyasî ve güvenlik düzeyine doğru gelişecektir.[23]

Ancak bazı sorun ve endişeleri de vardır. Türk tarihinde meydana gelen Türkçülük, İslamcılık ve modernlik düşüncelerin Çin ile Türkiye arasındaki karşılıklı bir birini tanımasını etkilemiştir ve ikili ilişkileri hassas konuma sokmuştur. Tarihsel olarak her iki ülke de benmerkezcilik (egosantrizm) düşünceye sahip ve bu sorunlara çözüm getiremediği halde Yeni İpek Yolu Projesi’ne de zarar verebilir.[24]

Çin uzmanlarına göre, geleceğe yönelik ikili ilişkilerinde risk ve zorluklar bulunmaktadır. 1. Siyasî açından iki taraf arasındaki stratejik karşılıklı güvenin arttırılması. 2. Jeopolitik risk de söz konusu, Türkiye’nin Ortadoğu istikrarsız fay hattında bulunması ve büyük ülkelerin jeostratejik rekabet baskısı altında olması. 3. Doğu Türkistan (Uygur) sorunu. 4. Geleceğe yönelik Türkiye’nin siyasî, ekonomik ve toplumsal gelişmede gösterdiği belirsizliği. 5. Türkiye’nin aleyhine gelişen ikili ticaret ilişkileri ve tamamlayıcı ekonomik yapısı olmasına rağmen ürünlerde ciddi rekabet sorunların olması.[25] Çin uzmanlara göre, Yeni İpek Yolu Projesi’nin Türkiye’nin çıkarları ile bağlanması konusunda bazı riskler vardır, Türkiye’nin özel tarihsel süreci, kültürel çevre ve jeopolitik konumu, hatta “dinî sızmalar”, ordu ile siyaset ilişkileri ve altyapı eksikliği de düşünülmelidir.[26] Türkiye Batı ile olan olumsuz ilişkilerden dolayı Doğuya Yönlenme politikayı izlemektedir, bu dönüşün sürecinde Ortadoğu bölgesinde birçok belirsizliği yaratmaktadır.[27] Bu sorunlar çözüldüğü halde iki ülke birlikte refaha kavuşabilir.[28]

Bu sorunların çözülmesi için iki ülke arasında yeni tipteki ortaklık ilişkileri 新型伙伴关系 geliştirilmesi gerektiği dile getirilmektedir.[29] Çin uzmanlara göre iki ülke arasında çıkar çatışması yoktur ve siyasî ile kültürel ilişkileri geliştirmekle çözülebilir.[30] Bazıları Türkiye tarafı ikili işbirliği ilişkiler için ideal çevre ve imkânları yaratması gerektiğini ileri sürmektedir.[31] Bazıları ise Türkiye’nin dış ve iç faktörlerden dolayı ikili ilişkileri değişiklikler yaşanabilir, Çin’in bu yönden dikkat etmesi gerekir ve Çin tarafı da Türkiye’nin stratejik güvensizliği (strategic distrust) gidermeye çalışması gerekmektedir.[32]

Türk basınında karşılıklı imaj sorunu[33] ve Yeni İpek Yolu Projesi hakkında olumsuz yorumların da bulunduğunu belirten Çin uzmanları medya, hükümetler arası ve STK’larla iletişim ve bağlantılarını güçlendirmesini önermektedir.[34] Bazı Çin uzmanları: Türkiye’nin, 2023 Cumhuriyetin 100’üncü yıldönümü; 2053 İstanbul’un Fethinin 600’üncü yıldönümü ve 2071 Malazgirt Zaferinin 1000’inci yıldönümünü Türkiye Rüyası olarak tanımlamaktadır ve Türkiye’nin bu hedefe ulaşmak için geliştirdiği kalkınma stratejisini dikkate alarak Yeni İpek Yolu Projesi ile nasıl kenetlemesi konusunda kafa yorulması gerektiğini belirtmektedir.[35]

Diğer yandan, Yeni İpek Yolu güzergâhi üzerindeki bazı ülkelerin kaygılarından dolayı Çin’in bu projesine olumsuz bakılmaktadır. Ülkelerin büyük bir kısmı projeyi Çin’in genişleme (yayılmacı) politikasının bir parçası olarak algılamaktadır. Bir kısmı da projenin kendi içişlerine müdahale etmenin aracı olacağı kanaatindedir. Çin uzmanları Türkiye’nin de bu ülkelerin arasında yer almasından endişe duymaktadır.[36]

Doğu Türkistan’ın Yeni İpek Yolu Projesindeki Yeri

Doğu Türkistan bölgesi, üç tarafı dağlarla (Altay, Tanrı ve Kunlun) kuşatılmış ve birçok geçitlerle Orta Asya ile bağlanmaktadır. Bu jeostratejik konumu Çin’in güvenliğin tehdit edilmesine karşı doğal koruma rolünü icra etmektedir. Doğu Türkistan Çin’i Orta Asya ve daha ötesi olan Avrasya’yı bağlayan bir bölgedir. Çin’in kuzeybatı bölgesinin güvenliği için vazgeçilmez bir konumdadır. Doğu Türkistan’ı işgal eden Mançu İmparatorluğu komutanı Zuo Zongtang (1812-1885) bu konumu kastederek: Doğu Türkistan’a önem verilmesi Moğolistan’ın korunmasıdır, Moğolistan’a önem verilmesi Pekin’in korunmasıdır diye işgal gerekçisini açıklamıştı.[37] Doğu Türkistan’ın kaybedilmesi kuzeybatı Çin’in kaybetmesi ve Çin’in güvenliği de sarsılacak anlamına gelmektedir.[38] Doğu Türkistan’a sahip olmasının düşmanın Çin’e saldırısını engellenmiş olacak, aksi halde düşmanın Çin’e girmesini kolaylaştıracaktır.[39] Doğu Türkistan, Moğolistan ve Manchuriya’nin her hangi birisini kaybetmesi Çin’in korunmasız kalması anlamına gelmektedir.[40] Yani Doğu Türkistan, Çin’in güvenliği için vazgeçilmez bir konumdadır.

Asya’nın tam ortasında yer alan ve 1,68 milyon kare büyüklüğüyle bütün Çin toprağının 1/6’sını oluşturan Doğu Türkistan bölgesi, Gan-su ve Qing-hai eyaleti, Moğolistan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Tibet gibi topluluk ve ülkelerle ortak sınırı paylaşmaktadır. Doğu Türkistan’ın yabancı ülkelerle olan sınırın uzunluğu Çin sınırının toplamının 1/4’ini teşkil etmekte ve Doğu Türkistan, Çin’in 14 sınır komşusunun 8 ile hemhuduttur.

Doğu Türkistan Jeoekonomi açısından da önemlidir. Bölgede petrol rezervi 30 milyar ton olup Çin’in toplam rezervinin %30’u oluşturmaktadır. Doğalgaz rezervi 10.3 trilyon metreküp olup Çin’in toplam rezervin %34’ü oluşturmaktadır. Kömür rezervi 2.19 trilyon ton olup Çin’in toplamının %40’ı oluşturmakta ve 1. sıradadır. Rüzgar enerjisi kaynak rezervi 890 milyon kw olup Çin’in toplam rüzgar enerjisinin %20.4’ü oluşturmaktadır. Fototermal kaynakları da zengindir, yıllık toplam güneşlenme süresi 2550-3500 saat olup bütün Çin’de 2. sıradadır.

Doğu Türkistan, Asya enerji üsleri ve boru hatları ve tedarik ülkelerle tüketen ülkeleri bağlayan bir bölgedir Doğu Türkistan, Orta Asya ile Rusya enerjilerinin Çin’e ulaştırma için inşa ettiği enerji boru hatlarını geçiş noktasıdır. Doğu Türkistan’da meydana gelebilecek herhangi istikrarsızlık bir durum, Çin’in bu boru hatların güvenliği tehdit altına girebilir, enerji ihtiyacını sekteye uğratabilir.

Bölgede keşfedilen maden 138 çeşit olup bütün Çin’in (171 çeşit) bilinen madenlerinin %80.7’sini oluşturmakta ve Çin’in 2. sırada yer almaktadır. Altın (500 ton), yeşim taşı ve diğer değerli taşlar da zengindir. Bakır rezervi 9.07 milyon ton olup Çin’in toplam rezervinin %9.2’sini teşkil etmekte ve Çin’in 4. sıradadır. Uranyum rezervi Çin’in toplamının %30’zu oluşturmaktadır Kurşun ve çinko kaynakları Çin’in bütün rezervin 4. sıradadır. Pamuk üretimi 4.082 milyon ton olup Çin’in bütün üretimin %74’ü oluşturmaktadır.

Doğu Türkistan, Çin’in orta ve uzun vadeli demiryolu planında Avrasya’ya açılan yolun boğazı konumundadır. Asya karayolu trafiğini bağlayan bir bölgedir. Çin’in batıya açılan havayollarında stratejik konuma sahiptir.

Çin, Doğu Türkistan’ı Avrasya’nın insanların akışı, üretim malların dağıtımı ve lojistik merkezi yapma planı vardır. Pekin, Doğu Türkistan’ı Orta Asya ile Güney Asya’nın çekim merkezine dönüştürmeye çalışmaktadır

Doğu Türkistan Jeokültürel açıdan da önemli konuma sahiptir. Doğu Türkistan dâhil komşu ülkelerinin çoğu Müslüman ve Türk halkıdır. Bazıları ise ortak tarih ve kültürü paylaşan etnik gruplardır. Bölge halkının bir kısmı sınır ötesinde yaşamaktadırlar, yani siyasî sınırın her iki tarafında aynı halklar bulunmaktadır. Doğu Türkistan’ın siyasî yönetimi Pekin’e bağlı olmasına rağmen, etnik menşei, tarih, kültür, dinî ve diğer örf-âdetleri açısından Doğu Türkistan halkı Orta Asya halklarıyla bir bütündür. Bu nedenle Pekin hükümeti, Orta Asya Türk devletlerinin Doğu Türkistan ve Uygur sorunundan uzak kalması ve desteklememesini istemektedir. Terörizm ile mücadeleyi araç olarak kullanmakta ve bölge ülkelerle işbirliği zemini oluşturmaktadır. Doğu Türkistan ve Uygur meselesinden dolayı Çin daha çok Orta Asya ülkelere muhtaç duymaktadır, söz konusu mesele de Orta Asya ülkeleri Çin’e karşı bir korunma duvarı rolünü oynamaktadır.

Doğu Türkistan, Türklerin anayurdudur, İslamiyet öncesi ve İslam’a girme sürecine kadar Türk medeniyeti bu topraklardan yayılmıştır. Çin literatüründe “Türkler” kavramı olmadığı için Uygurları, hatta Doğu Türkistan’da yaşamakta olan Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler ve Tatarları Türkler kategorisine sokmamaktadır. Türkoloji kelimesi hassas bir sözcüğe dönüşmüştür. Ayrıca Türkiye Türkleri Batı Gök Türklerin neslinde olduğu kanaatinden dolayı Uygurları Türkiye halkı ile ayrı bakmaktadır. Uygurlar Gök Türklerle alakası yoktur, aksine düşman idi. Uygurları Türkler kimliğe sokması sadece emperyalistlerin bir oyunudur, amacı Çin’i bölmektir.[41] Türkiye de benzer emellerin peşindedir.[42]

Doğu Türkistan aynı zamanda Türk halkının kitlesel İslam’ı kabul eden Karahanlıların toprağıdır, İslam dünyasının en doğudaki toprağıdır. Çin tarafı Uygur ayrılıkçı hareketinin ideolojik kaynağını Pan İslamizm ve Pan Türkizm olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle Doğu Türkistan’da bu iki fikirden arındırmak için baskıcı tedbir almaktadır. İslam’ı Çinlileştirme 伊斯蘭中國化, İslam medeniyeti ve kültürünü Araplıktan arındırma 去阿拉伯化 politikasını uygulamakta ve Uygur Müslümanları İslam’dan uzaklaştırmak için her türlü tedbir ve uygulamaları yasallaştırmaktadır.[43] Söz konusu yasalarda Doğu Türkistanlıların dinî ve insan hakları ile ilgili maddeleri olmasına rağmen[44] uygulamada çok farklı yürütülmektedir.

Doğu Türkistan bölgesi, Çin’in Yeni İpek Yolu projesinin İpek Yolu Ekonomik Kuşağı kolu için batıya doğru açılan kapı veya köprü rolünü üstlenmektedir. Bölgenin zenginlikleri ve jeostratejik konumu, Yeni İpek Yolu Projesi’nin ilk çıkış kapısını oluşturduğu gibi projenin hayata geçirebilmesi için ilk adımı teşkil etmektedir. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping Yeni İpek Yolu Projesi’ni ilan etikten sonra, Mart 2015’te Çin Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu, Çin Dışişleri Bakanlığı ve Çin Ticaret Bakanlığı birlikte Yeni İpek Yolu Vizyonu ve Eylemi Belgesi’ni yayınlamıştı. [45] Bu belgeye göre, “Xinjiang’ın (Doğu Türkistan) özel bölgesel avantajdan ve batıya doğru açılmasının önemli pencere rolünden yararlanmalı; Orta Asya, Güney Asya ve Batı Asya gibi ülkelerle iletişim ve işbirliğini derinleştirmeli; İpek Yolu ekonomik kuşağında önemli bir ulaşım merkezi, ticaret ve lojistik, kültür, bilimi ve eğitim merkezi oluşturmalı, böylece Xinjiang’ı (Doğu Türkistan) İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’nın temel merkezi konumunu yaratmalıdır”. Bu siyaset çerçevesinde Urumçi Hükümeti Doğu Türkistan’ı üç bağlantı merkezine dönüştürme planını ortaya koymuştur. Bu plana göre Orta Asya, Güney Asya, Batı Asya ve Rusya bölge ve devletleri bağlayan kuzey, orta ve güney üç yolu inşa etme söz konusudur. Urumçi Hükümeti ayrıca “Beş Merkez” rolünü de üstlenmiş olacaktır: 1. Ulaştırma hubın merkezi; 2. Ticaret ve lojistik merkezi. 3. Kültür ve bilimler merkezi. 4. Tıbbi hizmetler merkezi. 5. Bölgesel finans merkezi. [46] Çin’in Yeni İpek Yolu Projesi’nin İpek Yolu Ekonomik Kuşağı koluna verdiği önemi anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda Çin, Doğu Türkistan bölgesinin güvenliği ve toplumda istikrarın sağlanması zorunlu olmaktadır. Bölgedeki zenginlikleri istifade etmek ve ayrılıkçı hareketlerine karşı çıkmak için Çin Hükümeti baskıcı ve asimile siyaseti tercih etmiştir. Bu siyaset İpek Yolu Projesi’nin gerçekleşmesini daha da zorlaştırabilmektedir. Çin Hükümetinin Doğu Türkistan’daki uygulamalar bölge halkının dinî ve milli düşmanlığını arttırmaktadır. Uygurlar üzerinde yapılmış uygulamaları Kazaklar, Kırgızlar ve Moğollar gibi etnik gruplara da yapmasıyla Kazakistan, Kırgızistan ve Moğolistan arasında diplomasi sorunları yaratmaktadır. Çin’in bölgedeki uygulamalar uluslararasında da karşılığını bulmuştur, insan hakları kuruluşlar yakından takip ederek bölgedeki durumları yansıtmaktadır; BM ve AB gibi uluslararası kuruluşlar da durumu incelemek için oturumları düzenlemektedir. ABD ve bazı AB siyasetçiler Çin’in Doğu Türkistanlılar üzerindeki uygulamaları eleştirmektedir. Yükselen Çin’in uluslararasındaki imajı da zedelenmiştir. Bundan dolayı Çin’in yürütmekte olan Yeni İpek Yolu projesi de benlenmediği bir zorluklarla karşı karşıya kalabilir.

 

[1] Parag Khanna, Connectography: Mapping the Future of Global Civilization, New York: Random House, 2016:16-17.

[2]黃河, <公共產品視角下的「一帶一路」>, 《世界經濟與政治》2015年第6期, 頁138-155.

[3] Charles P. Kindleberger, The World in Depression, 1929-1939, London: Penguin Books, 1973:56-61.

[4]王義桅, <「一帶一路」2.0引領新型全球化>, 《中國科學院院刊》2017年32卷第4期, 頁387-395.

[5]洪郵生、孫燦,  <「一帶一路」倡議與現行國際體系的變革 一種與「馬歇爾計畫」比較的視角>, 《南京大學學報》2016年第6期, 頁28-38. 王明國, <「一帶一路」倡議的國際制度基礎>,《東北亞論壇》2015年 第6期, 頁77-90.

[6]陳弘毅、黃基禎(2017)。以中共地緣戰略論證其「21世紀海上絲綢之路」之戰略意涵。海軍學術雙月刊,51:1,74-90

[7]翁明賢, <解構與反思地區安全複合體理論的適用性:以中國一帶一路戰略對兩岸關係影響為例>, 翁明賢主編, 《我國的安全挑戰:兼論我國當前面臨的國安危機》臺北: 淡江大學出版中心, 2016:261-290,

[8]翁明賢, <解構與反思地區安全複合體理論的適用性:以中國一帶一路戰略對兩岸關係影響為例>, 翁明賢主編, 《我國的安全挑戰:兼論我國當前面臨的國安危機》臺北: 淡江大學出版中心, 2016:261-290,

[9]莫大華, <新古典地緣政治理論的再起:以中共「一帶一路」倡議地緣政治經濟戰略佈局為例>, 《國防雜誌》第31卷第1期 (2016年3月), 頁 1-20

[10] Rumi Aoyama, “‘One Belt, One Road’: China's New Global Strategy”, Journal of Contemporary East Asia Studies, Vol. 5, No. 2 (Mar 2016), pp. 3-22.

[11]王崑義, <中共的國際戰略與「一帶一路」倡議的形成>, 《台灣國際研究季刊》第12 卷第3 期 (2016年秋季號), 頁23-50.

[12] Betsey J. Robertson and Barlow E. Morris, “Sustaining U.S. Global Leadership: Priorities for 21st Century Defense”, Department of Defense, 05 January 2012, p. 2.

[13] The White House, “National Security Strategy of the United States of America”, Washington DC, December 2017, p. 45-46.

[14] Alex N. Wong, “Briefing on The Indo-Pacific Strategy” (Special Briefing), Press Correspondents Room, Washington, DC, April 2, 2018. https://www.state.gov/r/pa/prs/ps/2018/04/280134.htm

[15] Australia, U.S., India and Japan in talks to establish Belt and Road alternative: report, Reuters,  February 19, 2018 / 7:16 AM. https://www.reuters.com/article/us-china-beltandroad-quad/australia-u-s-india-and-japan-in-talks-to-establish-belt-and-road-alternative-report-idUSKCN1G20WG

[16] The White House, “National Security Strategy of the United States of America”, Washington DC, December 2017, p. 25.

[17] U.S. Secretary for Defense, “National Defense Strategy of The United States of America”, January 2018, p. 1.

[18] “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Çin İş Forumu’na Katıldı”, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, 30 Temmuz 2015. https://tccb.gov.tr/haberler/410/34000/cumhurbaskani-erdogan-turkiye-cin-is-forumuna-katildi.html

[19] “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İpek Yolu Ekonomik Kuşağının, 21. Yüzyıl Denizdeki İpek Yolunun ve Orta Koridor Girişiminin Uyumlaştırılmasına İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun”, Resmî Gazete, Sayı: 30001, 8 Mart 2017 ÇARŞAMBA. http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2017/03/20170308-28.htm. TBMM’nin kabul metni için bakınız https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem26/yil01/ss378.pdf

[20]蘇小慶、王頌吉, <2015年中國—中亞—西亞經濟走廊發展報告>, 任宗哲、白寬犁、谷孟賓主編, 《絲綢之路經濟帶發展報告 (2015-2016)》, 北京:社會科學文獻出版社, 2015:23-42.

[21] Erkin Ekrem, “Türkiye-Çin İlişkilerinin 40 Yılı (1971-2011)” Raporu, Stratejik Düşünce Enstitüsü, Ankara, 9 Nisan 2012, s. 16-17, 37-40.

[22] 李亚彪、白洁, <习近平会见土耳其总统埃尔多安>, 《新华社》, 2016年09月03日 12:38:07. http://www.xinhuanet.com/politics/2016-09/03/c_1119505466.htm;习近平, <携手推进“一带一路”建设—在“一带一路”国际合作高峰论坛开幕式上的演讲> (2017年5月14日,北京), 《人民日报》 2017年05月15日   03 版; <习近平应约同土耳其总统埃尔多安通电话>, 《人民日报》2018年04月20日   01 版;

[23] 李雲鵬, <土耳其外交策略新特點及對我「一帶一路」倡議的影響>, 《和平與發展》2017年第6期,  頁73-89.

[24]昝濤, <歷史與想像:中國和土耳其之間的思想聯繫>,《文化縱橫》 2018年第1期, 頁68-79.

[25]唐志超, <中國與土耳其對接「一帶一路」需注意五大風險>, 《中國中東研究網》, 2015年07月11日. http://www.mesi.shisu.edu.cn/0d/a4/c3711a69028/page.htm. 魏敏, <「一帶一路」框架下中土產能合作面臨的機遇和挑戰>,《當代世界》2017年第8期, 頁54-57.

[26]張屹、郭丹、張繼國, <「一帶一路」倡議與土耳其戰略對接風險探析>, 《西北民族大學學報:哲學社會科學版》 2017年第5期, 頁1-6.

[27] 鄭東超, <土耳其內政外交變動及對中東格局的影響>,《和平與發展》 2017年第6期, 頁60-72.

[28]徐華, <中國與土耳其經貿發展機遇與障礙分析——“一帶一路”戰略下>, 《現代商貿工業》 2017年05期, 頁29-33.

[29]鄒志強, <「一帶一路」背景下中國與土耳其的國際產能合作>,《西北民族大學學報:哲學社會科學版》2017年 第6期, 頁131-139.

[30]薛晶晶, <「一帶一路」背景下中國與土耳其的關係>, 《法制與社會》2017年20期 2017年07月, 頁143-144. 王勇、希望、羅洋, <「一帶一路」倡議下中國與土耳其的戰略合作>, 《西亞非洲》2015年06期, 頁70-86.

[31]徐勝、章海倫, <「一帶一路」倡議下的中土合作前景——從世俗化、歐亞主義與「土耳其夢」談起>, 《西北民族大學學報(哲學社會科學版)》,  2017年09月, 頁7-11.

[32] 李雲鵬, <土耳其外交策略新特點及對我「一帶一路」倡議的影響>,《和平與發展》 2017年第6期, 頁73-89.

[33]唐青葉、伊丹丹, <中國和土耳其的形象互構-基於報刊媒體的分析>,  《阿拉伯世界研究》2016年第9期, 頁104-120.

[34]張燕子, <基於語料庫的土耳其英文報紙對「一帶一路」倡議的形象構建分析>,《梧州學院學報》 2017年第5期, 頁77-82.

[35] 昝濤, <歷史視野下的「土耳其夢」—兼談「一帶一路」下的中土合作>, 《西亞非洲》2016年第2期, 頁65-90.

[36]盛睿, <「一帶一路」戰略下中國土耳其關係>,  《唯實》2015年第11期, 頁 89-91.

[37]左宗棠, 《左文襄公全集》奏稿卷五十, 台北: 文海出版社, 1964:75-76.

[38]鐘廣生, 《新疆志稿》卷1 <建置志一>,  載沈雲龍主編《近代中國史料叢刊》第21輯, 台北: 文海出版社,  1969:1.

[39]洪滌塵, 《新疆史地大綱》, 上海: 正中書局, 1947:1.

[40]羅運治, 《清高宗統治新疆政策的探討》, 臺北: 裡仁書局, 1983:13.

[41]許建英, <近代土耳其對中國新疆的滲透及影響>,《西域研究》2010年04期, 頁35-4; 楊聖敏, <歷史上維吾爾族與突厥及土耳其的關係>,  《西北民族研究》2016年03期, 頁11-21; 賈春陽, <泛突厥主義對中國新疆的滲透及影響>, 《世界民族》2011年01期, 頁2-12; 王豔, <中國—土耳其關係中中國新疆因素的波動及前景>,《新疆大學學報(哲學·人文社會科學版) 》2016年第05期, 頁70-76; 楊聖敏, <用歷史事實駁斥泛突厥主義——維吾爾族與突厥及土耳其的關係>, 《西北民族大學學報:哲學社會科學版》2017年第1期, 頁87-91.

[42] 19. yüzyılda Çinliler Türkistan kelimesini Türkiyeistan 土耳其斯坦 ve Doğu Türkistan’ı Doğu Türkiyeistan 東土耳其斯坦 olarak tercüme etmişti, ancak bugünkü Çinliler bu yanlış çevirmesine bakmadan Türkiye’nin hem Türkistan’da hem de Doğu Türkistan’da gayri niyetleri olduğu tespitinde bulunmaktadır. Bu kavramsal hatalardan dolayı Türkiye’nin Doğu Türkistan üzerinde gizli emelleri olduğu çıktısında bulunmuşlardır.

[43]金宜久, <探討伊斯蘭教中國化問題>, 《回族研究》2012年第04期, 頁13-16; 金宜久, <三論伊斯蘭教在中國的地方化和民族化>,  《西北民族大學學報(哲學社會科學版) 》 2015年04期, 頁1-8; 李興華, <伊斯蘭教中國化的幾個理論問題>, 《回族研究》2018年第1期, 頁5-10; 李維建, <伊斯蘭教中國化的歷史經驗與現實分析>,   《中央社會主義學院學報》 2018年第02期, 頁127-133; 馬志麗、丁耀全,  <伊斯蘭教「烏瑪」中國化及其當代價值>,  《中國民族報》  2018年7月10日, 第006 版; 楊發明, <堅持我國伊斯蘭教中國化方向要行穩致遠>, 《中國穆斯林》2018年03期, 頁7-8; 陳琪, <新疆宗教事務立法研究—兼評「新疆維吾爾自治區宗教事務條例」>, 《新疆社會科學》 2015年01期, 頁102-108; <新疆維吾爾自治區宗教事務條例>,  《新疆日報》  2014年12月09日第007 版; <新疆維吾爾自治區實施《中華人民共和國反恐怖主義法》辦法>,  《新疆日報》2016年08月01日第003 版;

[44] <新疆各民族平等團結發展的歷史見證 (2015年9月)>, 中華人民共和國國務院新聞辦公室, 《人民日報海外版》 2015年09月25日   第 07 版; <新疆的宗教信仰自由狀況>, 中華人民共和國國務院新聞辦公室, 《人民日報》2016年06月03日 第10 版; <新疆人權事業的發展進步 (2017年6月)>, 中華人民共和國國務院新聞辦公室, 《人民日報》2017年06月02日   09 版.

[45] <推動共建絲綢之路經濟帶和21世紀海上絲綢之路的願景與行動>,  國家發展改革委 外交部 商務部,  《人民日報》  2015 年3 月29 日, 第004 版.

[46]石鑫, <新疆發佈《絲綢之路經濟帶核心區建設發展報告》 >, 《新疆日報》2018年08月01日 第A01版. http://wap.xjdaily.com/xjrb/20180801/112309.html. <新疆推進絲綢之路經濟帶核心區建設取得積極進展>, 新疆維吾爾自治區發展和改革委員會辦公室網站, 2016年08月02日 15:44. http://www.xjdrc.gov.cn/info/11753/4581.htm; <新疆絲綢之路經濟帶核心區建設穩步推進>, 新疆維吾爾自治區發展和改革委員會辦公室網站, 2017年11月15日16:18.  http://www.xjdrc.gov.cn/info/11753/19668.htm; <海關總署關於支援新疆絲綢之路經濟帶核心區建設的19條舉措>,   新疆維吾爾自治區發展和改革委員會辦公室網站, 2016年08月18日 12:35. http://www.xjdrc.gov.cn/info/11857/17632.htm