Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr
SD ANALİZ - Rusya’nın Doğu’ya Yönelişi: Doğu Ekonomik Forumu-2018
Hasan Bekdeş
23 Eylül 2018 12:19

İlki 2014 yılında gerçekleştirilen Doğu Ekonomik Forumu’nun dördüncüsü 11-13 Eylül 2018 tarihleri arasında Vladivostok’ta gerçekleşti. Rusya’nın inisiyatifiyle gerçekleştirilmekte olan foruma bu yıl başta Vladimir Putin olmak üzere Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Güney Kore Başbakanı Lee Nak-Yeon ve Moğolistan Cumhurbaşkanı Khaltma Battulga katıldı. Aynı zamanda Asya kökenli uluslararası şirketlerin başkanları veya üst düzey yöneticileri de forumda hazır bulunanlar arasındaydı. Örneğin Şi Jinping’in heyetinde Alibaba’nın başkanı Jackk Ma yer alırken Abe ve Lee’nin heyetinde ise Mitsui, Mazda, Daewoo ve Lotte gibi Japon ve Güney Kore’li şirketlerin yöneticileri vardı. Rusya Başbakan Yardımcısı Yuriy Trutnev’in ifadesine göre foruma toplamda otuz beş ülkeden altı bin delege iştirak etti. Öte yandan forumda yaklaşık 3,1 trilyon ruble değerinde iki yüz yirmi adet yatırım anlaşması (sözleşme, memorandum vs.) imzalandı. Bu haliyle bu yılki forumu hem katılımcı sayısı hem de içeriği bakımından şu ana kadar düzenlenenler arasında en başarılı olanı olarak görmek mümkündür.

Rusya’nın Doğu’ya yönelişinin bir parçası olarak görülen forumun ilkinin 2014 yılında gerçekleştirilmesinin sebebi tahmin edilebileceği üzere Batı’nın tam da o tarihte Rusya’ya yönelik çeşitli yaptırımlar uygulamaya başlamasıdır. Tarihsel olarak baktığımızda da Rusya’nın Doğu’ya yönelişi ile Rusya-Batı ilişkisinin niteliği arasında doğrudan bir bağ söz konusudur. Özellikle 18. yüzyıldan itibaren Rusya ne zaman ki Batı ile ilişkisinde sorun yaşasa, Doğu’ya yönelik bir politika oluşturarak Doğu’da ortak(lar) arayışına girmektedir. Bunu 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında da Bolşevik devrimin hemen arifesinde de görmek mümkündür. Şark Meselesi’ni (Doğu Sorunu) Rusya’nın içişleri sorunu olarak gören Çarlık Rusyası 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında ve sonrasında Batı’dan umduğunu bulamayıp hayal kırıklığına uğradığında yönünü Doğu’ya -Orta Asya’ya- çevirmişti. Yine 1921 yılında Almanya’da sosyalist bir devrimin gerçekleşmeyeceğinin farkına varılmasıyla birlikte Bolşevikler ilk iş olarak Bakü’de bir Doğu Konferansı tertip ederek yüzlerini Doğu’ya döndürmüşlerdi. Dolayısıyla Doğu Ekonomik Forumu’nun motivasyonunu yine aynı gerekçenin oluşturduğunu söylemek mümkündür.

Rusya-Çin

Yaklaşık bin kişilik heyetiyle foruma en çok katılımı Çin gerçekleştirmiştir. Şi Jinping forumda yaptığı açıklamada Rusya’ya ait Uzakdoğu Federal Bölgesinin en önemli ticaret ve yatırım ortağının Çin olduğunu belirterek Rusya ile stratejik ortaklığın devam edeceğinin altını çizmiştir. Putin ise Rus ekonomisi için Çin’in öneminden bahsederken iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2018 yılında 100 milyar dolara ulaşabileceğini ve bu durumun kendisini fazlasıyla memnun ettiğini belirtmiştir. Forumda iki ülke arasında çeşitli alanlarda işbirliği anlaşmaları imzalanmıştır. Çin millî petrol-gaz şirketi CNPC ile Rosneft Rusya’daki petrol-doğalgaz arama ve üretim alanında işbirliği yapma konusunda anlaşmışlardır. Bununla birlikte Rosneft’in Sibirya’daki petrol-doğalgaz projelerinde Çinliler hisse satın almaya hak kazanmışlardır. Ayrıca Rosneft ile Çinli şirket Beijing Gas taşıtlar için Rusya’da 160 tane gaz istasyonu inşa etmek için ortak bir girişim kurulması konusunda mutabakata varmışlardır. Öte yandan (Rusya) Uzakdoğu Federal Üniversitesi ile Çinli Huawei şirketi masraflarının ve ekipmanlarının Huawei şirketi tarafından karşılanacağı bir akademi oluşturmak için anlaşmaya varmışlardır. Aynı zamanda Uzakdoğu Federal Üniversitesi Çin Bilimler Akademisi temelinde Çin’de bir temsilcilik açacaktır. Bunların yanı sıra Rusya ve Çinli şirketlerin forumda gerçekleştirdiği anlaşmalardan en dikkat çekeni Alibaba Group ile Megafon, Mail.Ru Group ve Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RFPI) arasında imzalanan anlaşma olmuştur. Adına AliExpress denilecek olan yeni bir şirket kurulması üzerine anlaşan taraflar bu şirketi 2019 yılında faaliyete geçirmeyi amaçlamaktadır. Yeni kurulacak şirketin % 48’lik hissesi Alibaba’ya ait olacakken, kalanları da % 24’lük hisse ile Megafon’a, % 15’lik hisse ile Mail.Ru’ya ve % 13’lük hisse ile Rusya Doğrudan Yatırım Fonu’na ait olacaktır.

Rusya-Japonya

Japonya Başbakanı Shinzo Abe Uzak Doğu’da Rus-Japon işbirliğini en yüksek seviyeye çıkarmak için komşu Japonya’nın üzerine düşen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu belirtmiş ve Sahalin adası ile Japonya’yı birbirine bağlayan bir demiryolu köprüsü inşa etmeyi önermiştir. Putin ise Sahalin’i anavatan Rusya’ya bağlayan bir köprü inşa edeceklerini ve bunun bölgedeki limanların potansiyelini artıracağını ileri sürmüştür. Ayrıca Putin Kuril adalarından kaynaklanan iki ülke arasındaki sorunları bir tarafa bırakarak koşulsuz ve şartsız olarak yıl sonuna kadar bir dostluk anlaşması imzalanmasını ve sorunların çözümü için daha sonra müzakere edilmesini teklif etmiştir. Forumda iki ülke arasında var olan projeler de değerlendirilmiştir. Şu an hâlihazırda Rusya ile Japonya arasında sayısı 150’yi bulan ortak proje söz konudur. Enerjiden altyapıya kadar bu projelerin 30’dan fazlası ise Rusya’nın Uzakdoğu Federal Bölgesinde gerçekleşmektedir. Forumda ayrıca 2016 yılında kurulan Rus-Japon Yatırım Fonu’nun şu ana kadar 200 milyon dolarlık yatırımı finanse ettiği açıklanmıştır. Ayrıca Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov yıl sonuna doğru Putin’in Japonya’yı ziyaret edeceğini ve bu ziyaret sırasında iki ülke arasında bir dizi yeni projelerin hayata geçirileceğini belirtmiştir.

Rusya-Güney Kore

Güney Kore Başbakanı Lee Nak-Yeon bölge ülkeleri arasında sanayi sektöründeki işbirliğinin güçlendirilmesi yönünde çağrıda bulunarak insansız araçlar ve alternatif enerji gibi yeni teknoloji alanlarındaki tecrübelerini Rusya ile paylaşmaya hazır olduklarını belirtmiştir. İki Kore devleti arasındaki ilişkilerin eşi görülmemiş bir şekilde ısınmaya başladığını söyleyen Lee, Kore yarımadasındaki durumun normalleştikçe, üçlü işbirliğinin daha da gelişeceğinive bunun da Uzak Doğu bölgesini rahatlatacağını öne sürmüştür. Öte yandan Rusya ve Güney Kore iş yatırım konseyleri forumda gerçekleştirdikleri toplantıda ikili işbirliği alanlarının genişletilmesi ve ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi için çerçeve oluşturulmasını öngören bir mutabakat anlaşması imzalamışlardır. Rusya Stratejik Girişim Ajansı Rusya’da teknolojik projeler hayata geçirmek isteyen Güney Koreli şirketleri desteklemeye hazır olduklarını belirtmiştir. Gazprom Genel Başkan Yardımcısı Alexander Medvedev, Rusya’dan Güney Kore’ye kuzeyden bir gaz boru hattının yatırımı için görüşmelerin devam ettiğini ve kısa süre içinde bu doğrultuda önemli bir aşamaya gelmeyi arzuladıklarını belirtmiştir.

Sonuç ve Değerleme

Doğu Ekonomik Forumu’na katılan ülkelerin dünya siyasetindeki ve ekonomisindeki önemleri düşünüldüğünde bu durum Rusya hanesine bir başarı olarak yazılabilir; fakat katılımcıların ne oldukları veya neden foruma katıldıkları üzerine düşünüldüğünde aynı şeyi söylemek biraz zordur. Her şeyden evvel hem Japonya’nın hem de Güney Kore’nin Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ile ittifak halinde olduklarını unutmamak gerekir. Nitekim iki ülkenin foruma başbakan seviyesinde katılma sebepleri aslında başkaca kaygılardan ileri gelmektedir. Şöyle ki Japonya Başbakanı Abe’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sorun olagelen Kuril adalarındaki meseleleri çözmek için Putin’le diyalog kurmayı çoktan beri istediği sır değildir. Yine Güney Kore Başbakanı Lee de gerek Kuzey Kore’nin nükleer programının sonlandırılmasına gerekse de Kuzey Kore ile sağlamak istedikleri barışın gerçekleşmesine etki edecek ülkeler arasında Rusya’nın da var olduğunun farkındadır ve bu hedeflerine ulaşmak için Putin’den destek almayı arzulamaktadır. Her iki ülke de kendilerine ait meselelerin üstesinden gelebilmek için Rusya ile çeşitli ekonomik projelerde yer almaya hazır görünmektedirler. Öte yandan elbette Rusya bu durumun farkındadır ve mümkün olduğunca bunu fırsata çevirmek için uğraşmaktadır.

Foruma katılan ülkeler arasında Batı’nın yaptırımlarına karşı Rusya’nın Doğu’da ortaklık kurabileceği en güçlü aday ülke ise Çin’dir. Rusya ile Çin’in ekonomik ilişkileri Putin’in iktidara gelmesiyle birlikte 2000’li yıllardan itibaren sürekli ivme kazanmıştır ve önümüzdeki dönemde bu durumun tersine çevrileceğine dair herhangi bir emare de bulunmamaktadır. Fakat bununla birlikte Rusya’nın Çin ile ekonomik ilişkilerinde şu ana kadar denge merkezli bir politika güttüğünü de hatırlatmak gerekir. Öyle ki geçen yılki (2017) 87 milyar dolarlık toplam ticaret hacminde Rusya’nın Çin’e karşı verdiği açık sadece 2 milyar dolar civarındaydı. Öte yandan Sibirya bölgesindeki nüfusun azlığı da Rusya’nın Çin’e karşı temkinli yaklaşmasına sebebiyet vermektedir. Sibirya’da Çin endişesi -her ne kadar resmî makamlarca dillendirilmese de- güçlüdür ve bununla ilgili kaygıları gerek Rus basınında gerekse de sosyal medya blog yazılarında sıkça rastlamak mümkündür. Dolayısıyla Rusya’nın Doğu’ya yönelişinde her ne kadar ortaklık kurabileceği en güçlü aday Çin olarak görülse de bu ortaklığın sınırları söz konusudur.  Bu sınırların belirleyicisi ise sanılanın aksine uluslararası dengeler değil Rusya’nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve kendisinin doğal bir uzantısı/parçası olarak gördüğü yerlerdeki çıkarlarıdır.