Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Türk-Çin İlişkileri: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Çin Ziyareti

Erkin EKREM
21 Haziran 2018 16:55

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin arifesinde ve Ramazan Bayramın birinci günüde, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 14-15 Haziran 2018 tarihlerinde Çin Halk Cumhuriyeti’ni ziyaret etmişti. Böyle özel günlerde gerçekleşmiş olan bu çalışma ziyaretinin önemi sıra dışı olmalıdır.

Ziyaretin Amacı

13 Haziran 2018 tarihinde Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ikili ülke ilişkilerini özetlemişti: “Çin-Türkiye ikili ilişkileri emin adımlarla ilerlemektedir, iki ülke üst düzey ziyaretleri yoğunlaşmaktadır, ekonomik-ticaret işbirliği giderek derinleşmektedir, kültürel ilişkiler çeşitlilik göstermektedir, küresel ve bölgesel sorunlarda yakın iletişim ve koordinasyon sağlanmaktadır”. Açıklamanın devamında Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Çin ziyareti esnasında Çin Devlet Konseyi üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşeceğini, ikili ilişkilerin, her alanda işbirliği, küresel ve bölgesel sorunlarda görüş alış verişinde bulunacağı, Çin tarafının Türkiye ile birlikte Çin-Türkiye stratejik işbirliği ilişkilerini daha da geliştirileceği amaçlandığı belirtilmiştir. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da kendi twitter hesabında bu ziyaretin amacını beyan etmişti: “Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin daveti üzerine Pekin’deyiz. Temaslarımızda Türkiye-Çin ilişkilerinin yanı sıra bölgesel konuları da ele alacağız. Ayrıca iş çevreleriyle bir araya geleceğiz”.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Çin ziyareti esnasında Çin Devlet Başkan Yardımcısı Wang Qishan ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşmeler gerçekleştirmiştir. Ayrıca Bakan Çavuşoğlu ve Türkiye’nin Çin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen ile birlikte Çin’in önde gelen firmalarının yöneticileriyle bir araya gelmiştir. Türkiye’nin 2. ticaret ortağı olan Çinli yatırımcılarla işbirliği imkânlarını görüşmüşlerdir. Bilgi ve iletişim teknolojileri alanında dünyanın önde gelen Çin şirketi Huawei’in Ar-Ge merkezi ziyaret edilmiş ve akıllı ve güvenli şehirler uygulamaları ve diğer teknolojik çözümler konularında bilgi almışlardır.

Bakan Çavuşoğlu’nun Çin ziyaretinin diğer bir amacı ise Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i Türkiye’ye davet etmesidir. Bakan Çavuşoğlu bu isteği Çin Devlet Başkan Yardımcısı Wang Qishan ve mevkidaşı Wang Yi’ye iletmiştir. Xi Jinping Çin Devlet Başkan Yardımcısı olarak Şubat 2012’de Türkiye’yi ziyaret etmişti. Devlet Başkanı olarak ta Kasım 2015’te Antalya’da düzenlenen G20 zirvesine katılmak için Türkiye’ye gelmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan Temmuz 2015, Eylül 2016 ve Mayıs 2017 tarihlerinde Çin’i ziyaret etmişti. İki lider Nisan 2018’de bir telefon görüşmesi de gerçekleştirmiş, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in bu yılki Türkiye ziyareti planlanmaya başlamıştı. Bakan Çavuşoğlu’na göre, “Seçimden sonra bu ziyaretin planlamasını diplomatik yollardan birlikte koordine edilecek, planlamalar yapılacaktır.”

Ziyaretin Muhtevası

Bakan Çavuşoğlu’nun Çin Devlet Başkan Yardımcısı Wang Qishan ile yapılan görüşmesinde, karşılıklı çıkarlara önem verilmesi, her iki devlet kendi ülkesinin ve halkın çıkarlarına göre kalkınma yolunda ilerlemesi, her alanda pragmatik işbirliğinin geliştirilmesi, Çin’in Yeni İpek Yolu projesi ile Türkiye’nin Orta Koridoru projesinin uyumun sağlanması, büyük projeleri desteklemek esasında her düzeyde pazar etkileşiminin derinleştirilmesi, teröre karşı güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesi, iki ülkenin halkları arasındaki anlayışın ve dostluğun derinleştirilmesi için kültürel ilişkilerin teşvik edilmesi ve böylece Çin-Türk karşılıklı stratejik güveninin gerçek eylemlerle derinleştirilmesi dile getirilmiştir. Bakan Çavuşoğlu, Türkiye’nin Tek Çin politikasını sürdürdüğünü, Yeni İpek Yolu girişimini desteklediğini, güvenlik ve teröre karşı işbirliği dâhil her alanda işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini beyan etmiştir.

Bakan Çavuşoğlu mevkidaşı Wang Yi ile görüşme esnasında aynı konular görüşülmüş ve Wang Yi de Çin şirketlerin Türkiye’de faaliyet yapabilmesi için uygun bir iş ortamının sağlanmasını talep etmiştir. Ayrıca toplumlar arasında anlayışın teşvik edilmesi ile karşılıklı Kültür Merkezlerinin çalışmalarının önemini dile getirmiştir. Bakan Çavuşoğlu da Türkiye’nin Çin politikası stratejik düzeyde bakıldığını, teröre karşı güvenlik ve istihbarat işbirliğinin derinleştireceğini ifade etmiştir. Görüşmede iki ülkenin enerji, altyapı, ticaret ve yatırım alanlarındaki pragmatik işbirliğinin derinleştirilmesi,  daha fazla Çinli şirketlerin Türkiye’de yatırım yapması konusunda teşvik edilmesi gibi konular da konuşulmuştur. Bakan Çavuşoğlu Çin basınına verdiği röportajda Yeni İpek Yolu projesi ile Orta Koridor projesi arasındaki uyumluluk ve işbirliği konusunda durmuştur. Türkiye’nin Orta Koridor projesi ile beraber daha önce İpek Yolu Girişimi ve Kervansaray Projesi de mevcuttu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ortak basın toplantısında Çin-Türkiye işbirliği alanlarını da belirtmiştir. Karşılıklı siyasal güvenin sağlanması ve ikili stratejik işbirliği ilişkilerinin derinleştirilmesi için mevcut bölgesel ve uluslararası belirsiz duruma karşı Çin-Türkiye stratejik istikrarın korunması konusunda işbirliğinin arttırılması gerektiği vurgulanmıştır. 1. Ulusal istikrarı ve güvenliği sağlamak için birbirini desteklemelidir. Çin tarafı, Türk tarafının Türkiye’de Çin’in güvenliğine zarar verecek faaliyetlere izin vermeyeceği tutumunu tekrarlamasını takdirle karşılamaktadır. 2. Yeni yükselmekte olan ekonomilerin istikrarlı gelişimin sürdürebilmesini sağlamasıdır. Yeni yükselen ekonomiler birlikte mali ve finansal istikrarını korumalı ve dünya ekonomisinin canlanması ve gelişmesine katkılarda bulundurmalıdır. Çin, Türkiye ile birlikte Yeni İpek Yolu ile Orta Koridoru girişimi için yenilikçi işbirliği fikirleri ve yöntemleri üretilecek, nükleer enerji, iletişim, finans ve e-ticaret alanlarında işbirliğine odaklanarak ikili işbirliğinin düzeyi ve kalitesini sürekli iyileştirmelidir. 3. Bölgesel istikrarını birlikte korunmalıdır. Ortadoğu kritik ve hassas dönemine girmiş ve İran nükleer sorunu, Suriye ile Filistin sorunları derin değişikler yaşanmıştır. Çin, Türkiye ile birlikte temas ve koordinasyon çerçevesinde çok taraflı anlaşmaların istikrarının korunması, sıcak sorunlara yönelik politik çözüm üzerinde durulması, uluslararası terörle mücadele işbirliğinin güçlendirilmesi, bölgede barış ve istikrarın korunması için çabalayacaktır.

Pekin’deki Diaoyütai Devlet Konukevi’nde Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşen Bakan Çavuşoğlu, iki ülke liderlerinin mutabık kaldığı hususlarda ikili ilişkileri geliştirmeyi istediklerini aktarmış ve Türkiye’nin Çin ile ilişkilerini daha ileri seviyeye taşıma iradesinin altını çizmiştir. İki ülke liderlerinin çizdiği çerçeve doğrultusunda ilişkileri daha ileriye götürme konusunda kararlı olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, Türkiye-Çin arasındaki ticareti artırmak istediklerini kaydetmiştir. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “bölgesel konularda da uluslararası konularda da Çin ile görüş ve tutumlarımızın örtüştüğünü görüyoruz, özellikle siyasi ve barışçıl çözümler için iş birliğimizi sürdüreceğiz” diye konuşmuştur.Türkiye ile Çin’in önemli stratejik projelerinin hayata geçirilmesi için birlikte çalıştığını dile getiren Çavuşoğlu, “Yenilenebilir enerji ve nükleer enerji santrali, üçüncü nükleer enerji santralinin inşa edilmesi gibi önemli konuları da bugün değerlendirdiğini, savunma sanayi konusunda da birlikte çalışabileceğini, ortak projelerin de olduğunu açıklamıştır. Turizm konusunda ise Çin’den Türkiye’ye gelen turist sayısında neredeyse yüzde 100 artış olduğunu, artışın yüzde 98 olduğunu” ifade etmiştir. Çin hükümetinin, Türk vatandaşlarına vize kolaylığı konusunda attığı adımları memnuniyetle karşıladıklarını anlatan Çavuşoğlu, atılan adımların uygulamada görmek istediklerini belirtmiştir.

Bakan Çavuşoğlu görüşme esnasında, “Kuşak Yol” ile “Orta Koridor” projelerinin entegrasyonu ve “Edirne-Kars Hızlı Tren Projesi” dâhil birçok önemli projede Türkiye ve Çin’in birlikte hangi adımları atacağını değerlendirdiklerini dile getirerek, “Türkiye, Kuşak Yol Projesi’nde diğer bölgesel aktörlerle, kardeş Azerbaycan, Gürcistan ile beraber önemli bir aktördür. Dolayısıyla birlikte atacağımız adımlar önemli” ifadelerini kullanmıştır.

Ortadoğu Sorunları

İki bakan arasındaki görüşmelerde Ortadoğu bölgesindeki sorunlar da odak nokta olmuştur. Çin tarafının bu konu üzerinde durması Çin’in bölgedeki çıkarı için Türkiye’nin desteğini aradığı anlamına gelebilir.

Türkçe basına göre,  Filistin sorununun bir adalet sorunu olduğunun altını çizen Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, “Çin tarafı olarak biz adaletin yanındayız. Filistinlilerin yanındayız. Filistinlilerin davasına destek veren tüm ülkelerin yanındayız, Türkiye’nin yanındayız” diye görüşünü beyan etmiştir. Çince basına yansımayan bu ifadeler iki ülkenin İsrail’e karşı Filistin’i destekleme politikası konusunda hem fikir olduğunu gösteriyor. Çin’in Filistin siyaseti Bakan Çavuşoğlu’nun Ağustos 2017’de Çin ziyaret esnasında Wang Yi tarafından vurgulamıştı, barışçıl siyasî diyalog yolu ile çözümlenmesi gerekmektedir. Çin’in son Filistin politikası ise Başkan Xi Jinping tarafından ortaya koymuştu: 1. İki devletli siyasi çözüm; 2. Diyalog yolu ile çözüme varılması; 3. “Toprak karşılığı barış” prensibi; 4. Uluslararası toplum barış sürecinin devam olması için taahhüt edilmesi önemlidir. Aslında Çin’in Filistin’i destekleme politikası 50 yıldır kesintisiz devam etmektedir. Bakan Çavuşoğlu’nun son Çin ziyaretinde Filistin meselesi görüşülmüş ve Çin’in desteğine teşekkür eden Çavuşoğlu Çin’in, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararından sonra da Filistin’e destek olduğunu belirtmişti.

Suriye sorunu Çin’in temel çıkarları (devletin bekası ve halkın refahı) ile hayati bağlantısı yoktur, ancak BM Güvenlik Konseyi daima üyesi ve dünyanın birinci ticaret gücü ve ikinci ekonomik gücü olarak Çin Suriye gibi uluslararası sorun ile ilgilenmek zordur. Dünyanın önde gelen bir gücü olarak Çin’in bazı sorumluluğu vardır. Çin, Esad yönetimini desteklemektedir. İç işlerine karışmamak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü savunan Çin, Esad ordusuna konvansiyonel silahları, askerî zırhlı araçları ve ekonomik yardımda bulunmaktadır. Bazı haberlere göre Çinli özel kuvvetler de Suriye’ye gönderilmiştir. Esad Suriye’sinin en büyük ticaret ortağı olan Çin, biryandan Suriye meselesinin çözümünü siyasal diyalog olarak belirtirken diğer yandan Rusya’nın silahlı çözüm yolunu benimsemektedir. Çin’in düşüncesi ise ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin Suriye’deki askerî müdahalesi meselesini daha da şiddetlendirdiğini, ancak Rusya silahlı kuvvetleri ise meşru hükümet olan Esad yönetimin davetlisi olarak gelmekte ve DEAŞ grubu gibi terörle mücadele ettiği kanaatindedir. BM’de Suriye sorunu ile ilgili kararları oylamada Çin hep veto verdi veya çekimser kalmıştı. Çin aynı zamanda Suriye’ye özel elçi tayin ederek Esad yönetimi ve bazı muhalefet grupları görüşerek siyasî çözüm yollarını aramaktadır. Bu şekilde Çin Suriye sorunu üzerindeki etkisini de sağlanmış olacaktır. Dünyanın önde gelen güçlerinin Suriye sorununa dâhil olması Çin için de yararlı olmaktadır ve bu güçler mevcut sorunlarla ilgilenirken Çin ise Yeni İpek Yolu projesini hayata geçirmesinin peşindedir. Çin’in Suriye sorunu üzerindeki diğer bir güvenlik çıkarı ise Suriye’deki ayrılıkçı Uygur silahlı grubudur. Çin’i ilgilendiren ekonomik-ticaret çıkarı ise Suriye sorunu sona erdiğinde söz konusu yeniden yapılandırma sürecinde yatırıma gelmeleridir. Çin’in Suriye üzerindeki çıkarları ve tutumu, Türkiye’nin Suriye politikası ile uyumlu gözükmemektedir.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi İran nükleer sorunu için üç maddeli bir öneri sunmuştur. 1. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ve Almanya’nın yanı sıra İran ile yapılan Ortak Geniş Eylem Planı (JCPOA) anlaşması ciddiyet ve otorite özelliğe sahip, bu anlaşmanın devam etmesi bir prensip meselesidir. 2. Yaptırımlar ve güç kullanma sorunları çözemez, diyaloga bağlı kalmalıdır. 3. İşbirliğine bağlı İran siyasetini sürdürmelidir. Çin bu yolunda devam edecektir.

İkili İlişkideki Sorunlar

1985 yılından buyana Türkiye-Çin ticari ilişkileri Türkiye’nin aleyhine gelişmiştir. Nisan 1999 yılında Çin Halk Kongresi Başkan Li Peng’in Türkiye ziyareti esnada söz konusu ticari dengesizliğin düzeltilmesi için bazı önerileri sunmuştu. Bugüne kadar Türkiye-Çin arasında üst düzey ziyaretlerinde bu konu gündeme gelmiş ve çözüm aranmasına rağmen sonuçlanmamıştır.

Türkiye ve Çin her iki ülke kalkınmakta olan iki ülkedir, bazı imalat ürünleri benzemekte ve hedeflediği pazar da aynıdır. Yani iki ülke bu alanda rekabetçi ilişkilerini sürdürmektedir. Çin’in sahip olduğu avantajları Türkiye’yi bu rekabette aciz bırakmaktadır. Türkiye’nin Çin ile rekabet edebilmesi için ürünün kalitesine önem vermesi zorunludur ve bunu başarabilmek için ileri teknolojilere sahip olmalıdır. İleri teknolojiye sahip olmak için eğitimin geliştirilmesi ve mali gücünün güçlenmesi gerekmektedir. Bu sorunlar kısa dönemde çözülmediğine göre Türk-Çin ticaretteki dengesizlik sorunu ve ekonomik işbirliği konusunda ekonomik değil, bir siyasî imtiyaz ile ancak gerçekleşebilir. Kalkınmakta olan bir ülke için en çok ihtiyaç duyduğu iki faktör vardır, finansal yatırım ve teknoloji intikalidir. Bu ikisini Çin’in sağlayabileceği açıktır ve Türkiye de Çin ile geliştirdiği düzeyli ilişkilerden bu çıkarları sağlayabilir.

Diğer yandan Çin’in 2013’te ortaya koyduğu deniz yolu ve kara yolundan oluşan Yeni İpek Yolu projesi Türkiye’nin bu projedeki önemini artırmıştır. Çin pazarının Avrupa pazarına bağlanması amaçlanan bu projenin kara yolu Türkiye üzerinde Avrupa’ya ulaşmaktadır. Bu projenin gerçekleşmesi halinde Çin dünya ticaret ve ekonomik kuralları yeniden çizmesine yetki kazanmış olacaktır. Bu yetkiye sahip olan Çin ise uluslararası sistem ve dünya düzenini de etkileyebilmektedir. Çin’in süper ülke olma rüyasının (2020, 2035 ve 2050 yıllarında üç aşamalı bir süreçte dünyanın en ileri devlet olmak) gerçekleşmesi Türkiye’nin stratejik konumuna muhtaçtır. Çin’in Yeni İpek Yolu projesinde kilit noktaları oluşturan ülkelerden biri olan Türkiye, Çin’in özel ilgi gösterdiği bir ülke olacaktır. Türkiye’nin ulaşım ve iletişim alanları, enerji sektörü, üretim kapasitesi ve bilişim teknolojisinin sağlam bir altyapıya sahip olması Çin’in ideal terciihi olacaktır.

Ancak Çin’in diğer bir talebi de vardır, o da Uygur/Doğu Türkistan sorunudur. Söz konusu sorunlar aslında Çin’in yönetim sorunudur, 1949 yılından sonra Doğu Türkistanlıların Türkiye’ye yerleşmesi ve ilgili faaliyetleri sürdürmesi ile birlikte söz konusu sorunlar iki ülke ilişkilerinin hassas noktasını oluşturmuştur. Türkiye bu sorunu başta iki ülke ilişkilerini güçlendiren bir faktöre dönüştürmeye çalışmış, sonra sorunu ikili ilişkilerinden çıkarma yolunu izlemiştir. Bu sorunları çözmek için iki ülke güvenlik ve istihbarat işbirliği yapmaya karar vermiştir. Bakan Çavuşoğlu ile mevkidaşı Wang Yi arasındaki görüşmede bu konu tekrar gündeme gelmiştir. Başbakan Binali Yıldırım da Türkiye’nin bu konudaki siyasetine açıklık getirmiştir. Başbakan: “Çin’in egemenliği, toprak bütünlüğü bizim için çok önemli. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz, soydaşlarımız var ama teröre bulaşırlarsa, toprak bütünlüğü, egemenlik haklarına açıkça karşı çıkarlarsa biz onlara olumlu bakmayız” diye konuşmuştur.

Çince literatürde Uygurlar terör ve terörist kavramı ile özdeşleştirilmektedir. Bu nedenle Çin’in terör ile mücadelesi aslında ayrılıkçı Uygurlarla mücadele etmesidir. Yakında Doğu Türkistanlı Kazaklar da bu kavrama dâhil edilmiştir.  Bu da Türkiye’nin PKK ve FETÖ gibi terör ve terörist tanımı ile farklıdır. Türkiye Doğu Türkistan İslam Partisi’ni terör örgütü olarak ilan ederken Çin ise PKK ve FETÖ’yü terörist örgütü olarak beyan etmemiştir. Çin, bazı Uygurları geri isterken Çin’de bulunan FETÖ’cüleri henüz Türkiye’ye iade etmemiştir.

Uluslararası mevcut sistemi ve dünya düzeninin çökme arifesinde yaratılan belirsizlik bir sürece girerken, uluslararası ilişkiler daha karmaşık bir hal alacaktır. Böyle bir ortamda Türk-Çin ilişkileri de bazı zorluklarla yüzleşeceği açıktır, bu zorlukları çözmek için her iki ülkenin smart akla ve tecrübeye ihtiyacı vardır.

21.06.2018