Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Siyaset ve Meşrûiyet

Ejder OKUMUŞ
19 Ekim 2018 16:21

Toplum Hayatında Meşrûiyetin Zorunluluğu

Meşrûiyet, insanın, sözleri ve yapıp ettikleriyle kendisini ve başkasını onaylaması durumunu ifade eden bir mekanizmadır. Toplum, inancı, fikri, ahlâkı ve değerlerine bağlı olarak meşrûiyet ilişkisiyle kurulur, sürdürülür ve değişir. Toplumsal hayat, meşrûiyetle sağlıklı, normal, akışkan, istikrarlı bir şekilde var olur, varlığını korur. Nasıl ki insan, İslam filozoflarının ifadesiyle tabiatı gereği, Umran alimi İbn Haldun’un Mukaddime’sinde ifade ettiği gibi zorunlu olarak toplumsal bir varlık ise, toplumsal hayat da tabiatı gereği, dolayısıyla zorunlu olarak meşrûiyet ilişkisiyle ve meşrûlaştırma süreçleriyle kurulur ve varlık bulur. Meşrûiyet, toplumsal ilişkilerin gerçekleşmesi, toplumsal yapının inşası ve dolayısıyla toplumsal hayatın kuruluşu ve sürdürülmesinde kaçınılmaz bir kurumdur.

Toplumda meşrûiyet mekanizması, ailede, ekonomide, siyasette, eğitimde, dinde, hukukta, bilgide, mülkiyette, üretimde, tüketimde, düşüncede, kimlikte, dilde ve ahlâkta, kısaca toplumsal münasebetlerin bütün alanlarında işler. Meşrûiyetin işlemediği, geçersiz olduğu veya dışarda kaldığı bir toplumsal hayat alanı yoktur. İnsan yaptıklarını, davranışlarıyla ortaya koyduklarını, dilini ve bedeninin, dili ve bedeniyle ortaya koyduklarını kendi öznel dünyasında ve nesnel dünyada, kendi içinde de dışında da meşrû görmeye ve göstermeye, yani geçerli kılmaya, onaylamaya ve onaylatmaya, kabul etmeye ve ettirmeye, anlamlı görmeye ve göstermeye ihtiyaç duyar. Bu mekanizma olmadan yaşamak mümkün değildir.

Toplumda, kişilerde, kültürde hakim olan inanç, ilke, ahlâk, değerler, normlar ne ise meşrûiyet ilişkisi onlara göre kurulur ve işler. İnsanlar, birbirlerinin yaptıklarını onlara göre meşrû görürler veya görmezler; haklı kabul ederler veya etmezler. Denilebilir ki, toplumsal ve kolektif bir eylem durumu olarak meşrûiyet, var olan bir durumun veya uygulamanın, arkaplanında dinin, inancın, düşüncenin, ideolojinin, ahlâkî ilke ve değerlerin, kültürel kod ve kalıpların yer aldığı verili bir bilgi vasıtasıyla toplum üyeleri katında tasdikini, geçerliliğini, izah olunmuşluğunu ve haklılığını ifade eden bir mekanizma veya kurumdur. Sosyolojik düzlemde  meşrûiyet, toplumsal düzenin, rıza, sükunet ve uzlaşma içerisinde geçerliliğinin kabul edilmesine işaret eder.

Buraya kadar belirtilenlerden anlaşılacağı üzere meşrûiyet elde eden davranış meşrû davranış demektir. Meşrû davranış, insanların topşlumsal evrende, örneğin ailede, iş yerinde, grup içinde birbirlerinden yapmalarını bekledikleri davranıştır. Öyleyse meşrûiyet, insanlara meşrû davranışlarını gerçekleştirme hakkı verir. Herkes meşrûiyet sınırları içinde kendi pozisyon veya statüsüne göre hareket etme özgürlük ve de hakkına sahiptir.

Meşrûiyet ve Siyasal İktidar

Çok yönlü özellikleri olan, toplumda bütün insanî hayat alanlarında gerçekliği belli bir bilgi ile geçerli kılma durumu olan meşrûiyet, siyaset boyutuyla somut olarak karşımıza çıkan bir mekanizmadır. Siyaset, belki de meşrûiyet ve meşrûlaştırımın, meşrûlaştırıma dayalı ilişki biçiminin en etkili olduğu alandır. Bilindiği gibi her toplumda insanlar, diğerlerinin eylemleri üzerinde otorite kurma ve kontrolde bulunma kabiliyeti olarak güç gerçekliğini tecrübe ederler. Bu gerçeklikler, öncelikle aile bağlamında ve bir çocuğun hayatının diğer dar alanlarında  tecrübe edilir. Tabii ki er ya da geç her şahıs, özellikle siyasal sistemle ilişkilerinde kendi toplumunun güç alanlarının daha büyük yapılarıyla karşı karşıya gelir. İşte bu tür deneyimlerinde bireyler siyasal düzlemde meşrûiyet ilişkisine girerler. 

Siyasî bağlamda meşrûiyet, toplumsal sistemin, mevcut ve yeni, değişmeyen ve değişen siyasî mekanizma ve kurumlarının, topluma en uygun mekanizma ve kurumlar oldukları inancını oluşturup-yaşatmak yeteneğiyle ilgilidir. Bu münasebette siyasal liderler ve diğer aktörler, aldıkları ve uygulamaya geçirdikleri siyasal kararları, toplumun diğer aktörlerine, yönetilenlere meşrûlaştırmak, geçerli göstermek, haklı göstermek ve kabul ettirmek zorundadırlar. Denilebilir ki meşrûiyette esas olan, birey, grup, kurum ve yöneticilerin kendilerinin, pozisyonlarının, davranışlarının, iddia ve taleplerinin, toplumun diğer üyeleri tarafından kabulüdür. Bu durumda meşrûiyet elde ederek geçerlilik kazanmış olan düzen veya otoriteye meşrû düzen veya meşrû otorite denilebilir.       

Meşrûiyet Krizi ve Hükümet

Devlet, hükümet ve toplum düzeninin istikrar kazanmasıyla meşrûiyet arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Siyasal olarak konuşmak gerekirse, denilebilir ki meşrûluk, yönetimi kolaylaştıran, sağlamlaştıran, daha istikrarlı yapan, devam ettiren ve etkili kılan bir etkendir. Eğer düzen veya iktidar, meşrûiyet elde etmiş ve meşrûlaştırıcıların haklılaştırımını almışsa o takdirde söz konusu düzen ve iktidarın istikrarından söz edilebilir. Meşrûluğun düzeyi yüksekse istikrar da o oranda yüksektir. Meşrûiyetin düzeyi düşükse istikrar da o oranda düşüktür. Aksi halde, yani otoritenin geçerliliği veya haklılığı toplum veya toplum içindeki güçlü bazı gruplar tarafından kabul edilmezse, bir meşrûiyet krizinden, bir meşrûlaştırım krizinden, otoritenin meşrûlaştırımı krizinden bahsedilebilir.

Genellikle hızlı değişim ve farklılaşım zamanlarında, çalkantılı durumlarda, örneğin ekonomide baş gösteren zor süreçlerde kendini gösteren meşrûiyet krizi, çeşitli sebeplerle ve farklı unsur veya araçlarla sahneye çıkabilir. Mesela benimsenen meşrûiyet prensipleri veya standartları ihlal edildiği, yönetimin yeni bir yapılanmaya geçtiği ve yeni yapılanmada mevcut aktif meşrûlaştırıcı aktörlere yeterince yer vermediği zaman ortaya çıkacağı gibi toplum içindeki farklı kutupsal, sınıfsal vb. meşrûlaştırıcıların birbirinden farklı meşrûiyet kaynak veya faktörlerine sahip oldukları ve meşrûiyet uyumsuzluğu nedeniyle çatışmaya girdikleri zamanlarda, yani meşrûiyet çatışması olduğu durumlarda da ortaya çıkar.

Meşrûiyet krizi, ayrıca devlet veya hükümetin yahut siyasal liderin kendine yönelik siyasal, ekonomik, ahlâkî, eğitimsel, dinî, hukukî vs. itirazları boşa çıkaramadığı, meşrûlaştırım için ahlâkî, aklî, dinî vs. yönden getirdiği izahlar yeterince tatmin edici olmadığı zamanlarda da kendini gösterir. Meşrûlaştırım krizi ortaya çıktığında, olması gereken itaat ve sadakatin yeterince olmadığı, Legitimation Crisis kitabında Habermas’ın dediği gibi meşrûlaştırıcı sistemin, istenen kitlesel sadakat düzeyini devam ettirmede başarılı olmadığı anlaşılır. Meşrûiyet kriziyle meşrûiyetin erozyona uğraması, aşınması mümkün hale gelir. Meşrûluğun erozyonunun tonu oranında meşrûiyet krizinin tonu da değişir.

Meşrûiyet krizinin olduğu bir toplumda meşrûiyet açığı ve kaybı, meşrûiyet kaybı oranında da istikrarsızlık baş gösterir. Meşrûiyet ve meşrûlaştırım açığı ve kaybı, ne kadar çok olursa, o kadar çok meşrûlaştırım zorluk ve problemleri olur. Meşrûlaştırım açığı ve kaybı, meşrûlaştırım sisteminin zayıflaması, etkili meşrûlaştırımın yerini zayıf meşrûlaştırımın alması, meşrûlaştırım gücünde azalma, meşrûlaştırımın problemli hale gelmesi, yapı içinde meşrûiyete dayalı ilişkilerin bu ilişki özelliğini kaybetmesi, meşrûlaştırıcıların desteğini çekmesi demektir. Meşrûiyet ve meşrûlaştırım kaybı, mevcut  yönetimin meşrûiyet kaybı oranında muhalefetin veya alternatif yönetim biçimlerinin meşrûiyet gücü elde etmelerini sağlar.

 

19.10.2018