Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

II. Balkanlar buluşmasında öne çıkanlar

Ejder OKUMUŞ
01 Haziran 2018 12:15

Buluşmanın Genel Çerçevesi

30-31 Mayıs 2018 tarihlerinde Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün (SDE) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ile işbirliği yaparak gerçekleştirdiği II. Balkanlar Buluşması: Tarih, Kültür ve Kimlik, kelimenin tam anlamıyla Balkanlar üzerine güzel bir bilgi şöleni oldu. On bir Balkan ülkesiyle Türkiye’den bilim adamı, akademisyen, din adamı, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve basın mensuplarının katılımıyla Ankara’da gerçekleşen Buluşmanın ilk gününde protokol konuşmalarından sonra alanında uzman Balkan ülkelerinden akademisyenler, üç oturumda  Balkanlar bağlamında tarih, kültür ve kimlik teması merkezinde Balkanları ele aldılar. Balkanlardan, Macaristan, Yunanistan, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Polonya, Makedonya, Arnavutluk, Romanya, Kosova ve Hırvatistan’dan Toplam 13 bilim insanının sunum yaptığı oturumlarda gerçekten de Balkanlar üzerine harika bir bilimsel program yapılmış oldu.

İkinci gün geniş katılımlı Balkanların Geleceği İçin Stratejik Düşünme Çalıştayı yapıldı. Türkiye dahil Balkan ülkelerinden çok sayıda akademisyen, sivil toplum kuruluşu temsilcisi, siyasetçi, bürokrat ve din adamının katıldığı ve görüşlerini paylaştığı Çalıştayda çok geniş düzlemde Balkan ülkelerinin mevcut durumda yaşadıkları sorunlar, bu sorunlara çözüm önerileri ve Türkiye’den beklentileri masaya yatırıldı, müzakere edildi, bu konularda beyin fırtınası yapıldı. Çalıştayda Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın da bir konuşma yaptı ve bahsi geçen başlıklarda Balkanlardan gelen misafirlerin sorularına cevaplar verdi.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun Konuşması

Programın açılışında SDE Başkanı Muhammed Savaş Kafkasyalı ve TİKA Başkanı Serdar Çam birbiri ardınca program hakkında kısaca bilgi verdikten ve misafirlere hoşgeldiniz dedikten sonra Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, yaptığı konuşmada, program vesilesiyle iki gün boyunca Balkanlar coğrafyasının değerli akademisyenleri ve uzmanlarının bizzat kendilerinden, Balkanlara ilişkin güncel tartışmaları ve tarihi arka planı yok saymayan, içeriden yaklaşımları dinleme ve öğrenme fırsatı bulmanın çok önemli olduğunu zikretti. Çavuşoğlu, 90'lı yıllardaki savaş ortamından neredeyse Kosova'nın bağımsızlığına kadar Batı ülkelerinin Balkanlarda aktif ve etkili rol oynadıklarını belirtti ve çok kültürlülüğün en bariz örneklerinden olan Balkanların, hep çıkarlarının peşinden koşan, Avrupa ve Batı merkezci yaklaşan Avrupa ve Batı'nın ilgi alanına girmesinde nelerin etkili olduğu sorusunu sordu. Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Türkiye'nin çabalarının, kriz ve istikrarsızlıktan medet umanların planlarını bozduğunu ifade etti.

Temel gayesi Balkanların barış ve istikrarına katkı vermek, güçlü iş birlikleri meydana getirmek olan ülkemizin bu çerçevedeki çabalarının manipüle edilmeye çalışıldığını vurgulayan Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, Özellikle 1990'lardan itibaren Batı'ya özendirme üzerine kurulu modernleşme projesinin hareket coğrafyasının Balkanlar olduğuna, fakat bu projeyi güdenlerin maksatlarına ulaşamadığına işaret etti.

Çavuşoğlu, TİKA'nın Balkanlardaki toplumsal refahın artmasına, barış ve istikrara katkı sunan önemli projeler gerçekleştirdiğini ve bunların çok mühim olduğunu belirten Çavuşoğlu, TİKA'nın, Balkan coğrafyasında bulunan 11 program koordinasyon ofisi aracılığıyla eğitim, tarım, sağlık ve istihdama yönelik faaliyetlerde bulunduğunu hatırlattı; TİKA'nın, ortak tarih ve geçmişin olduğu, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki çok kültürlülüğü ve birlikte yaşamanın nişanesi olan eserlerinin restorasyonunda da büyük rol oynadığını vurguladı.

Oturumlar

Buluşmanın ilk günüde yapılan üç oturumdan birincisinde "Balkan Tarihinde Temel Kırılmalar" başlığıyla Balkan ülkelerinden gelen dört bilim insanı tarih, kimlik ve kültür konusunu birarada yaşamaya dair parametreler çerçevesinde tarihsel ve güncel düzlemlerde değişik açılardan ele alan sunumlar yaptı. Panelistler, bu oturumda Balkanların tarihindeki önemli dönüm noktalarını ve bu dönüm noktalarıyla ortaya çıkan değişimleri tartışmaya çalıştılar.

"Balkanlarda Çok Kültürlülüğün Sürekliliği" başlıklı ikinci oturumda, farklı Balkan ülkelerinden dört akademisyen bölgenin geçmişten bugüne sahip olduğu çok kültürlü yapısı, bu yapının korunmasını sağlayan unsurlar, çok kültürlülüğün tarihi boyutu ve Osmanlı bağlamı ile din boyutu üzerine önemli bilgiler paylaştılar.  

"Balkanlarda Doğal ve Kurgusal Kimlikler" başlıklı üçüncü oturumda ise beş Balkanlı bilim insanı, bölgedeki toplumların sahip olduğu doğal kimliklerin, bir arada var olmaya engel görülmeden yaşayabildiği dönemler ile bu doğal kimlikleri zedelemek maksadıyla üretilmiş kurgusal kimliklerin ön plana çıktığı dönemleri ele alıp müzakere etti. 

Denilebilir ki, Balkanlar buluşmasında oturumlarda sunum yapan hocalar, Balkanlarda bir arada barış içinde yaşama kültürünün İslami, bilhassa Osmanlı tecrübesiyle gelişmiş tarihi boyutlarına vurgu yaptılar. Bu neredeyse bütün Balkan akademisyenlerinin ortak vurgusuydu. Hocalar bu vurgu üzerinden bugün de Balkanların söz konusu tarihi tecrübeden azami ölçüde yararlanarak barış içinde bir arada yaşama kültürünü geliştirmesi gerektiğine işaret ettiler.

Çalıştay

Girişte belirtildiği gibi Buluşmanın ikinci gününde geniş katılımlı çalıştay gerçekleştirildi. SDE Başkanı Muhammed Savaş Kafkasyalı’nın başkanlık ettiği çalıştayda Balkanlardan gelen misafirler ile yine bir Balkan ülkesi olan Türkiye’den katılımcılar çok önemli konuları  üzerinde yoğunlaştırlar.

Konuların üç ana başlık altında ele alındığı Çalıştayın birinci kısmında görüşlerini ortaya koyan katılımcılar, Balkanların öne çıkan problemlerini ele aldılar. Bu bölüm devam ederken programa katılan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, “ Türkiye'nin Balkanlar'daki derdi nüfuz değil barıştır.” Cümlesiyle özetlenebilecek önemli bir konuşma yaptı. Konuşmanın devamında İbrahim Kalın, gelen soru, öneri ve taleplerle ilgili de önemli hususlara işaret etti. Çalıştayda katılımcıların ortaya koyduğu hususlar çerçevesinde öne çıkan başlıklar; barışın ve birarada yaşama kültürünün önemi, dünyanın ve dolayısıyla Balkanların algı üzerinden yönetilmeye çalışılması, istiklal sorunu, AB ile ilişkiler, İslamofobi, Türklere ve Müslümanlardan nefret, etnik milliyetçilik sorunu, dini aşırılıkçı gruplar tehlikesi, eğitim, ders kitaplarında Türkiye aleyhine bazı bilgilerin varlığı sorunu, zihniyet, saygı ve hoşgörünün geliştirilmesi, ekonomik sorunlar, işssizlik, Türkiye’nin Balkanlardaki Türklere karşı önyargıların kalkması için politikalar üretmesinin gerekliliği, göç problemi, Balkanlar isimlendirmesi, Balkan enstitülerinin kurulmasının elzem olduğu, Balkanların iyi bilinmemesi, sivil toplumun güçlendirilmesi olarak tespit edilebilir.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Konuşması

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, II. Balkanlar Buluşmasının ikinci gününde gerçekleştirilen çalıştayda yaptığı konuşmada, Balkanlar konusunda Türkiye'nin "Balkanlar'da siyasi istikrarın sağlanması, ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesi, bir kültürel canlanış hareketinin başlatılması" olmak üzere 3 temel önceliği olduğunu ifade etti. Bu bağlamda istikrarsızlık, mikro milliyetçilik, fitne, bazı ekonomik sorunlar gibi önemli problemlere değindi.

Türkiye’nin her bir Balkan ülkesinde yaptığı çalışmaların önemini vurgulayan Kalın, Türkiye'nin Balkanlar politikasının kesinlikle nüfuz politikası değil, istikrara dayalı bir sistem olması siyaseti, eşitlik siyaseti olduğuna işaret etti ve bu konu üzerinde önemli hususları ele aldı. Tarım ve hayvancılıktan bankacılığa, güvenlikten yol yapımı ve restorasyon çalışmalarına kadar birçok alanda Türkiye’nin Balkanlarda önemli işler başardığını söyleyen Kalın, Balkanların, bütün dünya için önemli bir ilmi ve entelektüel birikimin merkezi olduğunu da belirtti.

Bazılarının Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisini artırmasından rahatsızlık duyduğunu ifade eden Kalın, Türkiye'nin Balkanlar'daki derdinin barış, huzur ve güvenliği sağlamak olduğunu, bunu da defalarca ispatladığını vurguladı. “Balkanlarla ilgili başka bir gündemi olsaydı Türkiye, çok daha farklı angajmanlara girerdi. Girdiği ilişkilerinde son derece şeffaf, bütün tarafları eşit muhatap kabul eden bir yaklaşıma sahiptir.” diyen Kalın, konuşmasının devamında bizim Türkiye olarak dünya sisteminden de adalet ve eşitlik talep ettiğimizi, Cumhurbaşkanımızın “'dünya beşten büyüktür” dediğini, çünkü bu dünya düzeninin adalet ve eşitlik üretmediğini, bu yüzden acil sorunlara çözüm bulamadığını söylemek üstediğini söyledi.  

Kalın konuşmasında ayrıca dini eğitimin önemi üzerinde de durdu. Daiş, el-Kaide, hatta Fetö gibi İslam’ı kötü gösteren terör örgütlerine dikkat etmek lazım geldiğini, bunların Müslümanlara zarar veren tehlikeli örgütler olduğunu, İslamofobi kültürünü derinleştirdiğini vurguladı. Din eğitimi alanında Balkanlar'la Türkiye arasında iyi ilişkiler olduğunu ifade eden Kalın, Fetö’nün çok tehlikeli olduğunu, Dinimize verdiği zararın Daiş’in verdiği zarardan az olmadığını, bu terör örgütünün Türkiye'de darbeye bile teşebbüs ettiğini, sadece Türkiye için değil, Balkanlar ve diğer ülekeler için de, aslında bulundukları her yerde çok tehlikeli olduğunu zikretti.

Balkanlar'ın hak ettiği ekonomik kalkınma seviyesini henüz yakalayamadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, Türkiye’nin ekonomik kalkınmayı geliştirmek için bölgede bir dizi önemli projeyi hayata geçirdiğine işaret etti. Bu bağlamda Kalın, Türk yatırımcıları bölgeye yatırım yapmaya teşvik ettiklerini ve dolayısıyla yüzlerce Türk firmasının hemen her alanda Balkanlarda faaliyet gösterdiğini hatırlattı.

TİKA'nın gurur vesilesi olan restorasyon, yardım, tarım, destek, kredi ve eğitim çalışmalarının Türkiye'nin Balkanlar'a uzattığı yardım elinin önemli örneklerini teşkil ettiğini anlatan Kalın, Tiran'da inşa edilen Namazgah Camisi'nin de Balkanlar'ın gurur vesilesi eserlerinden biri olacağını dile getirdi.

Balkanlar coğrafyasında Türkiye’nin bir medeniyet iddiası olduğunu kaydeden Kalın, küreselleşmenin ve nihilizmin yaygınlaştığı bir dönemde Türkiye’nin birçok alanda söyleyecek çok sözünün olduğunu belirtti. Kalın, Siyaset, bilgi, sanat, eğitim, kültür ve medeniyet alanlarında çok daha iyi işler yapılacağına ve tüm sıkıntılara rağmen geleceğin daha aydınlık olacağına inandığını belirten Kalın, güçlü bir Türkiye’nin, Balkanlar için iyi olması gibi, güçlü, müreffeh, istikrarlı bir Balkanların da, Türkiye için, dünya için iyi olacağını vurguladı.