Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : info@sde.org.tr
Türkiye’nin Ulusal ve Uluslararası Düzeyde Enerji Sorunları
SDE Ekonomi ve İş Konseyi bünyesinde 04.02.2010 Perşembe günü Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Başkanı Süreyya Yücel Özden ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Selahattin Çimen’in konuşmacı konuk olarak katıldıkları “Türkiye’nin Ulusal ve Uluslararası Düzeyde Enerji Sorunları” konulu bir toplantı gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın yaptığı toplantının moderatörlüğünü Büyükelçi (E) Nüzhet Kandemir üstlendi. Çok sayıda işadamı ve basın mensubunun katıldığı toplantıda konuklar hazırladıkları görseller ile konuyu detaylandırdı.
08 Şubat 2010 13:14

İlk olarak sunum gerçekleştiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Selahattin Çimen, ‘Dünya enerji talebi’, ‘Petrolün rezerv dağılımı ve rezerv üretim oranları’, ‘Enerji fiyatları ve ekonomi üzerindeki etkisi’ gibi konuların üzerinde dururken Türkiye’de enerji sektörü ile ilgili tespitlerini şu şekilde sıraladı:

1) Yüksek talep artışı- yüksek yatırım ihtiyacı
2) İthalata olan bağımlılık
3) Yüksek verimlilik potansiyeli
4) Jeopolitik konum ve avantajlar
Dünyada 2030’da yüzde 40 daha fazla enerji tüketiminin ortaya çıkacağını bununla beraber küresel ısınma oranının da yüzde 6 artacağını belirten Çimen, Türkiye’nin birincil enerji talebinin de yüzde 6 gibi bir oranla giderek arttığının altını çizdi. Türkiye’de özellikle elektrik ve doğalgazda yüksek talep artışı olduğunu, bu bakımından Dünyada ikinci sırada yer aldığını belirten ve elektrik enerjisi yatırımlarının gelişimi konusuna da değinen Çimen, “Artık piyasa oyuncusu özel şirketler olacak, dolayısıyla yatırım yapan özel sektörün boyutu ve bu yatırımların trendi önemli” dedi.
Çimen: “Türkiye İthalat Bağımlılığını Azaltılmaya Çalışıyor”
“Bugün izlenen ekonomik politikanın bu şekliyle sürmesi halinde, ana aktörler, Çin ve Hindistan gibi, gelişmekte olan ülkeler olacaktır” diyen Çimen, rezerv miktarları ve dağılımlarının mevcut ekonomik krizde oynadığı role de değinerek, yüksek zam oranlarının yüksek enerji fiyatları ile bağlantılı olduğunun unutulmaması gerektiğini ve bu durumun enerji talebinin azalması sonucunu doğurduğunu ifade etti.
‘İklim değişikliği’ ve ‘sürdürülebilirlik’ konularının üzerinde duran Çimen, sürdürülebilirliğin genel bir sorun olduğunu vurgulayarak, çevre sorunlarının bu bağlamda ele alınmasının gerekliliğine işaret etti. İkilim değişikliğini yaratan durumların enerji üretim ve tüketim şeklimizle doğrudan bağlantılı olduğunu, sera gazının sınırlandırılmasının yüksek maliyetli yatırımları gerektirdiğini ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi gibi bir durumun ortaya çıktığını belirten Çimen, Türkiye’nin ithalat bağımlılığının azaltılmasına çalışıldığını ve yerli kaynaklara önem verildiğini, uygulamanın ise tatminkâr durumda olduğunu sözlerine ekledi. Çimen şunları kaydetti:
“Türkiye’nin 45.000 MW’lık kurulu gücü var. Rüzgâr ve güneş gibi yenilenebilir enerji gücü ise 800 MW’a çıktı. Yerli kaynaklarımıza önem veriliyor. Enerji tüketim yoğunluğu ülkemizde düz bir çizgi halinde iken diğer ülkelerde, az da olsa, bir düşüş sözkonusu ve Türkiye, uygun maliyet arayışı içinde, bölgesel projelere sahip olmak için çalışıyor.”
Özden: “Yerli Kaynak Sözcüğü Hayata Geçirilmelidir”
Ardından söz alan Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Başkanı Süreyya Yücel Özden ise, 1923-1949 ve ondan sonrasının kısa bir değerlendirmesini yaparak, Türkiye’ de enerjinin verimsiz kullanıldığını ifade etti. “Türkiye’de kamu ağırlıklı bir enerji sektörü bulunmaktadır. Özelleştirme hala hayata geçirilmemiştir. Lafta kalmıştır” diyen Özden, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile diğer kurum ve kuruluşlar arasındaki eşgüdüm sorununun çözüme kavuşturulması gereğine işaret etti ve bugünkü 45.000 MW’lık enerji potansiyelinin iki misline çıkarılması konusunun öneminin altını çizdi.
Türkiye’ deki kayıt dışı kullanım ve kaçak tüketime vurgu yapan Özden, enerji fiyatlarında yatırımcı ile tüketici arasında enerji fiyatları konusunda bir uyuşmazlığın olduğunu, yatırımcının yüksek fiyat, tüketicinin ise düşük fiyat istediğini belirtti.
Özden, Türkiye’ de enerji konusundaki diğer problemleri şöyle sıraladı: “Arz güvenliği bakımından gaza bağımlılığımız vardır. Yerli kaynak sözcüğü hayata geçirilmelidir. Doğalgaz boru hattımız var ancak doğalgaz depolama tesisimiz yok ve ülke olarak kaynak çeşitlendiremedik, dolayısıyla, Rusya’ya bağımlı kaldık.”
“Enerji kaynaklarına sahip olan ülkeler bunu baskı aracı olarak kullanırlar. Bu açıdan bakıldığında, hali hazırda uyguladığımız enerji politikası ve Kyoto protokolünü imzalamamış olmamız uluslararası ilişkilerde karşımıza çıkacak unsurlardandır. Türkiye’nin enerjiyi iyi yönetmesi gerekir.”
Süreyya Yücel Özden’in konuşmasından sonra soru cevap kısmına geçildi. Toplantı SDE’nin düzenlediği bir kokteylle son buldu.
2010 yılına "Enerji" sektörü yön verecek isimli raporu okumak için TIKLAYINIZ..