Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Türkiye Sadece Türkiye Değildir

Bülent ERANDAÇ
17 Ağustos 2018 15:14

TARİH 16 EKİM 2016

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan Rize’de kendi adını taşıyan üniversitenin akademik yıl açılışında tarihe notlar düşüyordu.

 “Bizim fiziki sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız bambaşkadır.  Fiziki sınırlara elbette saygı gösteririz ama gönlümüze sınır çizemeyiz. Çizilmesine de müsaade etmeyiz.”

Hatay’dan çıkın, Fas’a kadar uğradığınız her Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkesinde bizden bir şeyler mutlaka görebilirsiniz. Trakya’dan Doğu Avrupa’ya kadar olan coğrafyada attığınız her adımda ecdadın izlerinden birine mutlaka rastlarsınız.  Aynı dili konuştuğumuz, aynı kültürü paylaştığımız Gazze’yi Sibirya’ya kadar kendimizden ayrı düşünebilmemiz için aslımızı inkâr etmemiz lazım.   Irak, Suriye, Libya, Kırım, Karabağ, Bosna ve diğer kardeş bölgeler ile ilgilenmek, Türkiye’nin hem görevi hem de hakkıdır. Türkiye sadece Türkiye değildir.

Peki, Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Tayyip Erdoğan dünya için neyi ifade ediyor? Büyük Türkiye nereye yürüyor?

Gelecek on yılların BÜYÜK TÜRKİYE haritasını çiziyoruz. Türkiye’miz 100 yılın küllerini üstünden atıyor, başını kaldırıyor. Artık sınırlarının çok ötesine bakıyor. 100 yılda bir çıkardığı Büyük Lideri Tayyip Erdoğan’la beraber, GÜÇLÜ TÜRKİYE YOLUNDA YÜRÜYOR.

Ülkemizin  “şahlanış” devri başladı. Batı dünyası ise 2000 sonrasında bir parçalanma sürecine girdi. Batı’nın liderliği konumunu sürdürmekte zorlanan ABD’nin çatısı akıyor. Dünya çok kutuplu dünyaya evriliyor.

Erdoğan, zalimin korkusu, mazlumun umudu oldukça, dünya yeni ufuklara yelken açıyor. Gücümüzü arttırdıkça, sadece ülkemize değil, bölgemize ve dünyaya hizmet etmenin yollarını buluyoruz.

İşte bu noktada, Türkiye lideri ufka bakan gözleriyle, parçalanmış, daha parçalanmaya çalışılan İslam dünyasına, BİRLİK OLMAYA ÇAĞIRIYOR. İslam dünyasını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmek için yoğun bir çaba sarf eden, ABD-Batı’ya karşı, gür sesle, DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR diyerek haykırıyor.

2001 yılını hatırlayalım. 21. Yüzyılın ilk yılı. ABD, çakma ikiz kuleler operasyonu ile İslam dünyasına ağır bir fatura çıkardı, önce Afganistan’ı, ardından Irak’ı işgal etti. Neo-Con Başkanları Bush açıkça, HAÇLI SEFERİ BAŞLADI dedi. Ardından, peşi sıra ORTADOĞU-AFRİKA’DA 20.Yüzyıl Kurulu düzeninin yerine yeni düzen kurma hazırlıklarını hızlandırdı.

Bush’un neo-con dışişleri Bakanı Condolize Rice, açıkça, ’’22 Müslüman devletin sınırlarını değiştireceğiz ’dedi. İslam’ı rezilce, düşman hedef haline getirdiler. Terörizm silahını İslam dünyasına yönelttiler. Terör örgütleriyle Müslümanları katlettiler. Irak ve Suriye’de gün yüzüne çıkan El Kaide, DEAŞ gibi terör örgütleri Batı’ya, Batılılara bir zarar vermedi, Müslümanlara zarar verdi.

Kim çıktı, yeni emperyalist ABD-Batı’ya karşı? Başkanımız Tayyip Erdoğan.

2002 sonrasında Türkiye güçlü bir siyasi liderlik ve istikrarla tanıştı. Türkiye bu imkân sayesinde yoksulluk, dışa bağımlılık, devlet-millet ayrışması ve terör sorunlarına karşı çözüm üretti. Büyüdü, büyüdü.

MİLLET-DEVLET-GÜÇLÜ ORDU omurgasında Türkiye, güç kazandıkça terör başta olmak üzere bölgesindeki sorunlara daha fazla eğilme imkânı bulan Türkiye süreç içinde bölgesel bir aktöre dönüştü. BÖLGESEL AKTÖR ERDOĞAN’DIR

Geldiğimiz noktada,  Türkiye, şahlanış dönemine girdiği bu ortamda artık küresel terörizme ve küresel alanda yaşanan adalet sorunlarına eğilme imkânı buluyor.

Erdoğan sadece Erdoğan olmadığı için, Türkiye EKSEN KOYMA AŞAMASINA GELDİ. İnsanlığın küresel alanda yaşadığı sorunlara Hristiyan Batı dünyasının çözüm üretme imkân ve kabiliyeti yok. Türkiye’nin ortaya koymakta olduğu EKSEN, Türk-İslam medeniyetinin yeniden ihyasına yönelmiştir. İşte, Erdoğan sadece Erdoğan değildir. Yeni dünyanın kuruculuk masasındaki AKTÖRDÜR.

YA ESKİ TÜRKİYE(KOALİSYON HÜKÜMETİ) OLSAYDI?

Haçlı-Siyonistlerin Türkiye’mize ekonomik saldırılara başladıkları çok kritik günlerde ya KOALİSYON HÜKÜMETİ OLSAYDI NE OLURDU?

24 Haziran Millet zaferine şükredelim. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tam zamanında uygulamaya girmesini sağlayan Başkan Tayyip Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin uzak görüşlülüğü sayesinde hayasız işgali durdurduk. Güçlü yönetim ve lider sayesinde haçlı-Siyonist saldırıları püskürttük.

Eski sistem olsaydı, AK parti tek başına iktidarda olmayacaktı.

Erdoğan-Bahçeli beraberliğiyle, öyle bir zamanda öyle büyük bir tehlikeyi göğüslüyoruz ki, Türkiye’mizi Allah korudu.

Eğer, 24 Haziran’da Aziz Millet farklı oy kullansaydı. CHP-İP-HDP-SP koalisyon yönetimi olacaktı. Kemal Kılıçdaroğlu-Muharrem İnce-Meral Akşener-HDP -SP’liler bırakın krizle uğraşmayı, birbirini yerlerdi. DOLAR SALDIRISI bizi daha çok sarsardı. Yoksa yıkılacak koalisyonlar, seçimler, kaosla uğraşacaktık.

1994 VE 2001 KRİZLERİ: Ülkemizin yaşadığı 1994 ve 2001 büyük krizlerinde de koalisyon hükümetleri vardı. Maalesef ipleri elde tutmamışlar, kriz derinleşmişti.

1994 krizinde başbakan Tansu Çiller, özelleşmeleri engelleyen CHP zihniyetli SHP ‘li Mümtaz Soysal’ı aşamamış, hükümet yıkılmıştı. Siyasi kaos ve 28 Şubat Post darbesi ile sivil-asker oligarkların elinde kalmıştık.

2001’de DSP-ANAP-MHP Koalisyonu krizin altında ezilmişti.  IMF valisi Kemal Derviş’e mahkum edilmiştik.

 

17.08.2018