Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Tarihten Ders Alınırsa Tekerrür Etmez

Bülent ERANDAÇ
16 Temmuz 2018 21:13

100 yıl önce, 'Ya istiklal ya ölüm' parolasıyla Kurtuluş Savaşı'nı zaferle taçlandıran Türk milleti, bu sefer İSTİKBAL SAVAŞINI KAZANMAK İÇİN TARİHİ YÜRÜYÜŞÜNÜ SÜRDÜRÜYOR.

2. yılını idrak ettiğimiz 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Gününde 81 milyon tek yürek oldu… 100 sene önce Anadolu'yu işgalcilere dar eden kahramanların torunları 15 Temmuz'da da FETÖ'cü alçaklara, Türkiye’nin hizaya sokulmasına, terbiye edilmesine, müstemlekecilerin uydusu haline getirilmesine izin vermedi. NATO-CIA Gladyosu FETÖ'nün darbe kalkışması karşısında Büyük Türk Milleti vatanına el sürdürmedi. Ebediyen de sürdürmeyeceğini dünyaya ilan etti.

‘Tarihten ders alınırsa tekerrür etmez’’ ( İstiklal marşı yazarımız, Milli Şair Mehmet Akif Ersoy )…

Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi,’’Yıl dönümleri aynı zamanda muhasebe ve murakabe günleridir. Ülke, millet ve devleti yönetenler, 15 Temmuz gecesi ve sonrasında yaşananlardan çok büyük dersler çıkarmalıdır’’

Millet ve Devlet olarak alınan, 15 Temmuz dersleri:

1. Türkiye'yi vesayetin boyunduruğundan tamamen kurtaracak, demokrasimizin önünü açacak yönetim sistemimizi kalıcı istikrara kavuşturacak sürece girildi.

2. Tarihi değişimle Türk demokrasisine çağ atlatılırken, ülkemizde artık darbe defteri bir daha açılmamak üzere kapatıldı. 27 Mayıs-12 Eylül-28 Şubat-15 Temmuz darbecileri günahlarıyla tarihin çöplüğüne atılmıştır.

3. Yaşadıklarımız kimin ülkemizin kara gün dostu olduğunu, kimin de sadece iyi gün dostu olduğunu gösterdi. Ülkemizden kaçan darbecileri bağırlarına basanların ilkesizlikleri asla hafızamızdan silmeyeceğiz.

4. Somali'den Pakistan'a, Medine'den Malezya'ya, Sancak'tan Türkistan'a kadar dünyanın dört bir ucunda ülkemiz ve milletimiz için meydanlara koşan kardeşlerimizi bir an yalnız bırakmadık, bırakmayacağız.

5. Anadolu’da Çanakkale-İstiklal savaşı-15 Temmuz ruhu ayakta oldukça Türkiye'yi yolundan alıkoyacak hiçbir güç yoktur. Milli Devlet refleksi yaşıyor.

6. CIA ajanı-Kardinal Fetö’nün büyük bir gizlilik içinde büyüttüğü ahtapotun kolları kesildi. Son 2 yılda örgütün devlet, iş dünyası, bürokrasi, ticaret, medya ve sivil toplum alanlarındaki yapılanmalarını büyük ölçüde çökertildi. Vakit, ahtapotun kafasının koparılması vaktidir.

7. 23 Nisan 1920 ruhunun canlanmasında 15 Temmuz’un büyük rolü -etkisi vardır.

ATATÜRK ve devamında Tayyip Erdoğan'ın, TAM BAĞIMSIZLIK VE KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLİ EGEMENLİK YÜRÜYÜŞÜ KESİNTİSİZ SÜRÜYOR. Asırlarca dünyaya hak ve adalet dağıtan Osmanlı İmparatorluğu'nun, Birinci Dünya Savaşı'yla Haçlı Batı tezgâhlarıyla parçalanmasından sonra, 23 Nisan 1920, Türkiye şanlı tarihinin yeni bir başlangıcı ve yeni bir dönüm noktasıydı.

İstiklaline aşık Türk Milleti, Büyük Millet Meclisi'ni Cenâb-ı Hakk'ın lütfüyle Nisan'ın 23'üncü Cuma namazından sonra açmıştı. Milletin vekilleri ve bakanlar, Hacı Bayram Veli Camii Şerifi'nde namaz kılmış, Kur'an-ı Kerim'in ve namazın nurlarından feyiz alınmıştı. Sakal-ı Şerif ve Sancak-ı Şerif'i alınıp Meclis'e gidilmiş, kapıda dua okunarak kurbanlar kesilmişti. Aynı anda, vilayetlerde hatim indirilmiş, Buhar-i Şerif okunmuştu. Ezandan önce minarelerde salâ verilmiş. Mevlid-î Şerif okunmuştu.

Hacı Bayram-Meclis muhtevası tam anlamıyla bir Türkiye manzarasıydı. Milletin bütün unsurları, Kurtuluş Savaşı'nı sevk etmek için gönül birliği yapmışlardı. Türkiye Cumhuriyeti'nin mayası işte orada atılmıştı. 98 yıl sonra, 9 Temmuz Millet Zaferinin mimarı Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ve yeni hükümet, aynen 23 Nisan 1920'de olduğu gibi, Hacı Bayram'dan yola çıktı. 100 YIL ÖNCE İSTİKLAL SAVAŞINI KAZANDIRAN RUH, 100 YIL SONRA İSTİKBAL SAVAŞINI KAZANDIRMAK ÜZERE YENİDEN CANLANDI.

MEDENİYET İHYASI

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, 9 Temmuz konuşmasında şunu vurgulamıştı; "Bundan sonra bize düşen MEDENİYETİMİZİN İHYASI için kaybettiğimizi zamanı geri kazanmak için çalışmaktır, ama çok çalışmaktır."

TARİH: 21 Ekim 2017.

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, Medeniyetler Şurası'nda konuşmuştu: "İslam medeniyeti, kimi zaman Arapların, kimi zaman Farisiler ‘in, uzunca bir zaman da Türkler ‘in ön planda olduğu 1400 yıl boyunca dünyaya damgasını vurmuş bir medeniyettir. Selçuklu ve Osmanlı'nın yönü, istisnalar hariç hep Batı'ya dönük olduğu için Avrupa'nın İslam telakkisi, genellikle bizim ecdadımız üzerinden şekillenmiştir. İslam medeniyeti, köklerinin derinliği ve beslendiği kaynaklar itibarıyla ilelebet ayakta kalacak bir medeniyettir. Tüm saldırılara rağmen medeniyetimizin o çelik çekirdeği sağlamdır.

Dünyayı insani çizgide tutabilecek yegâne güç İslam medeniyetidir. Bize düşen, bu kıymetli hazineyi üzerindeki çamurlardan arındırıp insanlığın hizmetine sunmaktır. Bunun için de tek yapmamız gereken kendimizi sürekli geliştirmek, ikmal etmek, çalışmak, mücadele etmektir. Kendi Rönesanslarını bize borçlu olduğunu söyleyenlerin karşısında bugün ortaya koyacak neyimiz var? Elhamdülillah kaynaklarımız sağlam. Saf ve sahih şekilde yerli yerinde duruyor ama eğer bu kaynakları değerlendiremiyor, hayatınıza aktaramıyorsanız hayatınız zayıf kalmaya mahkûmdur.

Bir zamanlar Himalaya'lardan Pireneler'e, Karadeniz'den Hint Okyanusu'na kadar geniş bir coğrafyaya ışık saçan, insanların huzur ve mutluluk kaynağı olan İslam medeniyetini yeniden ayağa kaldırmak bizlerin elindedir. İnancı, ilmi, tefekkürü hep birlikte hayatın merkezine yerleştirmeden de bu vazife yerine getirilemez. İnşallah silkinişin, dirilişin, yükselişin çok yakın olduğuna inanıyorum.’’

 

 16.07.2018