Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : info@sde.org.tr

Kudüs Ara İstasyon. Esas Mesele Arz-ı Mev'ud (Büyük İsrail)

Bülent ERANDAÇ
15 Mayıs 2018 20:27

ABD Başkanı Trump’ın,ABD Büyükelçiliğini KUDUS’Ü taşıması,bir sonuç değil,yüzyıllardır yürütülen TEOPOLİTİK PROJELERİN ara istasyonudur.Son istasyon,Sözde Vaat edilmiş Topraklar düşüncesiyle Nil’den(Mısır) Fırat’a kadar(Türkiye)Müslüman dünyanın kalbinde BÜYÜK İSRAİL’dir.


Hatırlayalım.ABD’nin, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararının üzerine Cumhurbaşkanımız Tayyip ERDOĞAN yaptığı açıklamada “Bu işin arkasında evanjeliklerin olduğunu biliyoruz” demişti. ABD Başkanı Trump’ın arkasında Başkan Yardımcısı Pence evanjeliklerin büyük lideri olarak yer alıyor.


Evanjelikler, ABD'yi kuran ve tutuculuğuyla bilinen Protestan mezhebi Prüritenlerin devamıdır.Hristiyan Siyonizmi’dir. Kendilerini, İsa Mesih'in geri döneceği ortamı hazırlamak üzere Tanrı tarafından seçilmiş bir grup olarak görüyorlar. Evanjelist taban, asıl uyanışını Reagan döneminde gerçekleştirdi.


Baba Bush ve Neo-conlar’ın yaşama geçirmeye çalıştıkları projeler, Evanjelistlerin “Yahudilere vaat edilmiş topraklar” ve “Armageddon Savaşı” inançlarıyla birebir ilintilidir.Evanjelizm,11 Eylül'den sonra Oğul Bush ile Küresel Emperyalizmi yönlendiren esas güç haline geldi.Trump,Neo-Con’ların yeni lideridir.


Evanjeliklerin İnandıkları Eski Ahit’e göre kıyamet (Armegedon) savaşında İsa Mesih Kudüs’e inecek ve kendisine inananlarla birlikte “Tanrı Krallığı” adını verdikleri bir devlet kuracak.Yahudi inancında ise Mesih Kudüs’ü putperestlerden temizleyecek, Süleyman Mabedini tekrar yaptıracak, dünyayı hâkimiyeti altına alacak, yeryüzünde tanrı krallığını kuracak kişi olarak kabul edilir.


Eski Ahit’te geçen bir bölüm, Evanjelistlerin ve Siyonistlerin ele geçirmek istediği toprakları göstermektedir. Nil ve Fırat arasındaki bu topraklar Irak, Suriye, Mısır, Sudan ve Türkiye’yi kısmen; Ürdün, Lübnan ve Kuveyt’in ise tamamını kapsamaktadır. Dikkat edilirse bu bölgelerin, istikrarsız ve iç savaşlarla boğuşan bölgeler olduğu görülür. Bu Ülkerler içerisinde sadece Türkiye her şeye rağmen ayakta kalmayı başarabilmiştir.


Kudus’ün Başkent ilan edilmesi ve sözde İsrail’e vaad edilmiş topraklar Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit etmektedir.Cumhurbaşkanımız ABD’nin Kudüs’ü İsral’in başkenti olarak tanıma kararına karşı tüm Dünyaya haykırırken , tam da bunlara karşı haykırıyordu


Büyükelçiliğinin Kudus’e taşınması Evanjelistlerin emrindeki ABD’nin , Ortadoğu’da planlarına yönelik hamleler yaptığını gösteriyor. Evanjelistlere göre, insanlığın kaderi ilahi bir senaryo ile önceden belirlenmiştir ve herkes gibi Yahudiler de bu kozmik tiyatroda kendilerine biçilmiş rolü (Büyük İsrail’i kurmak) oynamaktadırlar.


İsa’nın yeryüzüne dönebilmesi için gelişini tamamlayacak alametlerin tamamlanması gerektiğine inanmaktadırlar.Şöyle:
1. Yahudilerin Filistin’e geri dönmeleri (olarak değerlendirilmektedir.) 2. Büyük İsrail’in kurulması “Irak ve Afganistan’ın işgal edilmesi,Suriye’nin Daeş’e karşı savaş görüntüsü altında teröristlere adeta teslim edilmesi, İran işgal etme planları ve Irak’ın kuzeyi ile Güneydoğu Anadolu bölgemizi içine alan bir Kürt devleti kurma niyetlerini de bu çerçevede değerlendirebiliriz.)


3. 4. 5. 6. Armageddon Savaşı 7. Kıyametin kopması ve İncil’e iman edenlerin cennete yükseltilmeleri.
Bir önemli konuyu daha muhakkak hatırlayalım.


ABD Eski dış işleri bakanı (Neo-Con iktidar)Condoleezza Rice 07.08.2003 tarihli Washington Post gazetesinde yayınlanan “Transforming the middle east – Ortadoğu’yu dönüştürmek” isimli makalesinde“Ortadoğu parçalanacak, 22 yeni ülke doğacak” diyerek, bu planların çok önceleri yapıldığını göstermektedir. Bu plan çerçevesinde Türkiye'yi de toprak kaybedecek ülkelerden birisi olarak görüyorlardı.


Türkiye bu planlara karşı atması gereken adımları, Suriye Savaşı başlayana kadar daha ziyade savunmada kalarak attı.15 Temmuz darbe girişimi ile karşı karşıya kaldığımızda ise aslında tam ifadeyle bir kader günü yaşadık.Çünkü bu sadece bir darbe girişimi değil , bir işgal girişimiydi.Bu girişim bertaraf edildikten sonra siyasi ve askeri mekanizma gücünü göstererek ; savunma ve taarruz durumuna geçildi.Dünya “Türk ordusu 15 Temmuz sonrası en güçsüz durumunda” manşetleri atarken, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları çok başarıl ile ifa edildi.


Türkiye İslam Coğrafyasında oynanan Evanjelist oyunlara karşı sürekli bir reaksiyon göstermekte.Bu reaksiyon doğrudan doğruya Evanjelist-Siyonist ittifaka zarar verirken ümmet’te de bu şeytani plana olan direncini artırmaktadır.DURMAK YOK.

 

15.05.2018