Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Erdoğan'ın 'Aliyev, İzzetbegoviç, Nazarbayev' Sevgisi

Bülent ERANDAÇ
17 Eylül 2018 10:28

1918 yılının 15 Eylül günü kardeşlerimizin, Azerbaycan’ın başkenti Bakü, işgalden kurtarılmıştı. Osmanlı Devleti'nin desteği ve stratejileri sonucu bu zaferle Azerbaycan Kafkasya'nın kaderini değiştirmiş, Türkiye ve Azerbaycan TEK MİLLET - İKİ DEVLET olarak siyasete damga vurmaya başlamıştı…

İşte böyle bir önemli gün de, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan kardeşlerimizi kucaklamak, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i bağrına basmak üzere Azerbaycan’a gitti. Erdoğan ve Aliyev birlikte, dünyaya harika mesaj verdiler.

Geçen Hafta da, Erdoğan - Nazarbayev, kardeşlerimiz Kırgızistan’da kucaklaşmışlardı. Önceki gün de Nazarbayev, Ankara’ya geldi. Erdoğan’ın Bosna Hersek’in kahraman lideri İzzet Begoviç ve şimdi oğlu Bakir Begoviç’i candan sevdiğini, samimi dostluğunu her dakika gösterdiğine tanık oluyoruz.

Gerçek ve samimi Sevgi noktasından bakarsak, Erdoğan’ın Kardeşlerimize, dünyanın masumlarına, mağdurlarına uzanan elleri saf ve temiz. Candan ve derinden gelen hislerle canlarımıza bakıyor. Böyle bir lidere sahip olan Türkiye’miz için ne mutlu.

Jeopolitik açısından bakarsak, Kafkasya’da derinden kaynıyor. Emperyalist Batı, Başta Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa’nın Kafkasya’daki emellerini biliyoruz: Rusya’nın tarihsel çıkarları için neler çekildiğini biliyoruz.

Erdoğan’ın, Asya’nın Türk liderlerine, özellikle İlham Aliyev, Sultan Nazarbayev, Bakir Begoviç’e olan candan sevgisi, Balkanlarda ve Kafkasya’da Derin ABD-Avrupa planlarını muhakkak sarsmaktadır.

Erdoğan, Batı’nın, Gürcistan-Ermenistan üzerinden Azerbaycan’ı kuşatma planlarını sarsarken, Türk kardeş liderlerini ve Azerbaycan’ı; petrol ve enerji özelliğiyle merkez ülke konumuna getirmektedir. Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini tahkim edilirken, Türkmenistan-Kazakistan hattı da KALE gibi inşa edilmektedir.

Erdoğan’ın, candan sevgisi ve jeopolitik hamleleriyle, Kafkasya’nın dengesi ve istikrarı çok hayati gelişmelere sahne oluyor. İnanıyoruz ki, Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtarılmasında da tarihi bir rol oynayacaktır.

İşte böyle anlamlı, 15 Eylül, Bakü’nün işgal kurtulduğu gün de, İlham Aliyev’i kucaklamak için Azerbaycan’a giden, candan sevgisini gösteren Erdoğan önderliği, gelecek için büyük anlam taşımaktadır.

Bakü'nün kurtuluş günün de Erdoğan - Aliyev’in birlikte verdikleri mesaj; yeni yüzyılda Kafkasya'daki Türkiye varlığının nedenini ve içeriğini net göstermektedir.

KAFKASYA ‘DA JEOPOLİTİK SATRANÇ

Bakü'nün kurtuluşunun 100. yıl dönümü töreninde Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, Kafkasya ‘da ki jeopolitik satrancın önemli hamlelerini yorumladı.

1-) “Yukarı Karabağ sorununun çözülmesi, Ermenistan ile ilişkilerimizin düzelmesinin olmazsa olmaz şartıdır, bu böyle bilinmelidir. Kardeşimizin topraklarının yüzde 20'sini işgal altında tutanların, 1 milyondan fazla kardeşimizi öz yurduna dönmekten alıkoyanların bizden sınırlarımızı açmamızı beklemeleri boşunadır, beyhudedir. “

“25 yıl önce Hocalı'da yaşananların, Yukarı Karabağ'da katledilenlerin hesabını vermeyenlerin, katilleri kahraman ilan edenlerin bize verebilecekleri hiçbir tarih dersi yoktur.”

2-) “Azerbaycan ve Türkiye askerleri ortak tatbikatlar gerçekleştirirken Afganistan gibi dünyanın değişik bölgelerinde birlikte faaliyet gösteriyor. Hiç şüphesiz bu başarılarda, Umum Milli Lider Haydar Aliyev'in vefatına kadar sergilediği dirayetli liderlikle aziz kardeşim İlham Aliyev'in gayretlerinin çok büyük bir payı vardır.”

3-) “Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu ve Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) gibi müştereken hayata geçirilen projeler tüm bölgeye damgasını vuruyor.”

HAZAR ANLAŞMASININ JEOPOLİTİK YANSIMALARI

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla Hazar Denizi kıyısında beş bağımsız devlet oluşmuştu. Denizin paylaşımı ile ilgili 1992 yılında başlayan görüşmeler sonucunda önceki haftalarda Aktau Anlaşması imzalandı. Hazar Denizi’nin statüsü belirlendi.

Hazar Denizi ile ilgili imzalanmış anlaşmanın jeopolitik dengeyi, bölgesel güvenliği ve enerji projelerini nasıl etkileyeceği, ne kısaca bakalım.

Hazar kıyısında bulunan beş devlet- Azerbaycan, Rusya, İran, Kazakistan ve Türkmenistan cumhurbaşkanları bir araya gelerek yıllardır üzerinde tartışılan belgeyi imzaladılar.

ABD ve NATO’nun Hazar kıyısında askeri üs kurma girişimleri olduğunu herkes biliyor. Bu anlaşma ile Derin ABD’nin uykularını kaçmıştır.

Rusya’yı devre dışı bırakacak Trans Hazar projesinin Aktau anlaşmasından sonra gerçekleşmesine Kremlin’in yeşil ışık yakması çok önemlidir. Özellikle, dünyanın petrol kaynaklarının yaklaşık %4’ünü, doğal gaz kaynaklarının yaklaşık %6’sına sahip olan Hazar Denizi’nin Azerbaycan kısmından çıkarılan enerji kaynaklarının taşınılmasında bugün sorun olmasa da, Trans Hazar projesinin bir parçası olan Türkmenistan’dan doğal gaz boru hattının çekilmesi denizin statüsünün belirlenmesinden sonra daha da mümkün olabilecektir.

 Uzun bir süredir çözüme kavuşamayan bir sorunun bölgedeki tüm devletler tarafından kabullenilmesi ve çözüm çabaları olumlu sonuç vermesi, Türkiye’nin jeopolitik hamlelerine yeni bir nefes kazandıracaktır.

Aktau anlaşmasıyla tüm Hazar kıyısı devletler kazandı. Bundan sonra, kardeşimiz Azerbaycan’ın enerji projeleri tam hızıyla devam edecektir. Trans Hazar projesinde Türkmenistan’ın karşılaştığı sorunların daha rahatlıkla halledilmesi yolunda bir platform inşa edilmiştir.

Bir gerçeği de unutmamak lazım. Bölgede Azerbaycan-Ermenistan arasındaki sorunun çözülmemiş olması; Rusya ve Gürcistan arasındaki sorunların farklı boyutlarda ortaya çıkması Hazar Havzası güvenliğini olumsuz etkileyebilir.

Hazar anlaşmasını yapan beş ülke ile Türkiye’nin çok yakın ilişkileri var. Türkiye, Hazar anlaşmasının yapılmasından sonra, Kafkasya’da daha akıcı NETWORK’LAR kurma şansını elde etmiştir.

Nitekim Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın, Azerbaycan-Türkmenistan-Kazakistan Türk liderlerine olan candan sevgisi, önümüzdeki dönemin hayati parametrelerinden birisine işaret etmektedir.