Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Erdoğan - Maduro - Venezülla - Meksika Hattı

Bülent ERANDAÇ
06 Ağustos 2018 17:45

Amerika’nın arka bahçesinde artık yeni Türkiye var.

Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, "İhracatta yeni dönemde önceliğimiz Meksika, Çin, Rusya ve Hindistan pazarlarıdır" sözlerine ve Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Kalın’ın Maduro ile beraber çektirdiği son fotoğrafına iyi bakınız Aziz Milletimiz.

Büyük Türkiye’nin gelecek 60-70 yılının hamleleri ve fotoğrafıdır bu.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Venezüella Devlet Başkanı Maduro’ya yapılan suikastı protesto ederken, beraber çekilmiş fotoğrafını paylaştı, "Güçlü ol dostum" ifadesini kullandı. Bu fotoğrafla verilen mesaj, ’Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için yeni çok kutuplu dünyanın lideri' tabirini kullanan Venezüella Başkanı Maduro’ya tam destekti.

Birbirini tamamlayan 2 konu, gelecek yıllardaki jeopolitik dengeleri çok etkileyecek ERDOĞAN–MADURO-VENEZÜELA-MEKSİKA HATTI, harika bir şekilde, dünya kamuoyunun dikkatine sunulmuştur.

Venezüella ve Meksika, ABD Emperyalizminin göz diktiği 2 ülke. Amerika’nın arka bahçesi. Darbeler yaptırdığı, masum insanların kanına girdiği bu ülkelerle, mazlumların gür sesi Başkan Erdoğan’ın özellikle ilgilenmesi, çok dikkate değerdir. Güney Amerika’ya uzanacak Türkiye’nin gerçek dost eli, Derin ABD’ye yapılmakta olan çok akıllı hamlelerdir.

TÜRKİYE-ABD – S/400 – F/35 DERİNLİĞİ

Son zamanlarda ülkemizin gündemini çokça meşgul eden S-400 yüksek irtifa hava savunma füzeleri hakkında medyada oldukça fazla sayıda haber çıkarken, algı operasyonları da peşinden gelmektedir.

Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400’ler konusunda Batı medyasının planlı algı operasyonlarıyla ciddi bir bilgi kirliliği oluşturuluyor.

Şimdi konuyu, jeopolitik, bağımsız dış politika ve yakın coğrafyamızdaki tehditlerin ülkemize de yönelmesi noktasında yoğun bir şekilde hava savunma sistemi arayışımız açılarından irdeleyelim.

Türkiye Lideri Başkan Tayyip Erdoğan-Devlet Aklı, dış tehditlere karşı Türkiye’yi daha korunaklı hale getirmek, sınırları içinde bir savunma kalkanı oluşturmak üzere, son 10 yılı aşkın bir süredir füze savunma sistemlerinin tedariği konusunda detaylı çalışmalar yapıyor, görüşmeler yürütüyor.

2002 yılında, ABD Neo-Con Dışişleri Bakanı Condeliza Rice’in, 22 Müslüman devletin sınırlarını değiştireceğiz demesinden sonra, Derin ABD’nin özellikle, 2013 yılından itibaren Suriye üzerinde yeni haritalar üzerinde çalışmalarını arttırmaları, BEKA TEHDİTİ karşısında bulunuşumuz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan-Türk DEVLET AKLI tarafından çeşitli boyutlarıyla masaya yatırılmıştı.

Hazırlanan raporlardan birisi de, acil olarak füze savunma sistemlerinin tedariki konusunda çalışmalar yapılmasıydı.

Suriye’deki savaşın kızıştığı, sınırlarımızdaki terör tehdidinin tavan yaptığı dönemde Türkiye'nin yoğun baskıları sonucunda NATO’daki müttefiklerimiz Türkiye’ye Patriot bataryaları getirmişler, ancak çok kritik aşamalarda ABD, Almanya ve Hollanda sırayla Türkiye'deki Patriot füzelerini geri çekmişti.

Bu işin ardından, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak, tehditlere açık hale getirip savunmasız bırakmak için bilinçli hareket ettiklerini düşünmemek mümkün değildi. Türkiyemiz diplomatik vefasızlığa rağmen ilk tercihini NATO sistemine bütünleşmiş edilebilecek bir sistemden yana koyarak temaslara başlamıştı. Patriot füze sistemlerini üreten ABD sistemin Türkiye’ye satışı konusunda isteksizdi. Türkiye’nin görüşmelerde öncelikli şart olarak sunduğu teknoloji transferine de  yanaşmadı.

Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine füze savunma sistemi alınmasına yönelik ihale yapılmış ihalede ilk sırada Çin firması CPMIEC, ABD'den Raytheon ikinci, Avrupa ortaklığı EUROSAM-T üçüncü gelmişti. Rusya'dan Rosoboronexport son sırada yer almıştı.

Türkiye’nin şartlarını kabul eden ve en iyi teklifi veren Çin’in uzun menzilli hava savunma füzesi olan FD-2000’e talip olduk. 2013 yılına gelindiğinde Çin ile anlaşma son aşamaya gelmiş büyük ölçüde anlaşılmıştı.

Sonra, alternatif olarak Fransız ve İtalyan hükümetlerinin desteklediği EuroSam konsorsiyumunun ürettiği Aster SAMP/T uzun menzil, orta irtifa, hava savunma sistemini almak istedik. Süreci uzatıp durdular.

Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, bu sıralarda,  “Kötü komşu bizi mal sahibi yapacak” diyordu. ABD ve NATO’yu sarsan bir hamle yaptık. Çin’e yöneldik. Hem teknoloji alacaktık, hem de hava savunma sistemini çabuk kuracaktık. Nefesleri kesildi. Yapmadıkları madrabazlık kalmadı. El altından tehditler, taktik saldılarla vazgeçirmek üzere üstümüze geldiler. Eski Başkanları Obama utanmadan yüklendi. Vazgeçtik.  ABD’nin yoğun muhalefeti ve ardı ardına yaşanan gelişmeler bu anlaşmayı rafa kaldırma noktasına getirdi.

Türkiye, Çin seçeneğinden vazgeçti. Yeniden ABD-AB'nden şirketlerin oluşturduğu bir konsorsıyum ile görüşmelere başladı. Yine olmadı. Tavırları ilk seferki görüşmelerden farksızdı. Mecburen doğuya yöneldik.

Nihayet, Rusya Lideri Putin-Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan mihveri harekete geçti. Rusya'dan S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemi alımı konusunda ABD-Nato’nun yüreklerine indiren hamleyi yaptık.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Rusya ile gerekli adımların ve imzaların atıldığının müjdesini verdi, “inşallah S-400'leri ülkemizde göreceğiz. Bunların ortak üretimiyle de süreci işleteceğiz” dedi. Peşin ödemeler yaptık.

Rusya-Türkiye’nin hava savunma sistemi anlaşması yürürken, Amerika ve Batı dünyasını telaş sardı. Kaygılar tavan yaptı. İşin ciddiyetini gördüler. Yine ayak oyunlarına başladılar. Sürdürüyorlar. Türkiye’yi bir kez daha NATO baskısıyla karşı karşıya bırakmaya çalışıyorlar.

Evet. Türkiye bağımsız. Dış Politika da DiK DURUŞ İÇİNDE. Bir taraftan “Türkiye kendi güvenliğini sağlama noktasında özgürdür” diyoruz, diğer taraftan iç işlerimize Batı’nın burnunu sokmalasını engelliyoruz.

Hala, S-400 alımının, Türkiye ile ABD ve diğer NATO müttefikleri arasındaki ihtilafları derinleştireceğini söyleyip duruyorlar. Akıllarınca aba altından sopa gösteriyorlar. İstiyorlar ki; Türkiye bir kez daha geri adım atsın. Rusya ile karşılıklı güven üzerine geliştirdiği iyi ilişkileri bıraksın. Jeopolitik hamlelerimiz dursun. Batı’ya mahkûm olmak durumunda yeniden kalmamızı istiyorlar. Geçmişteki Eski Türkiye’yi arıyorlar.

Türkiye’ye yüklenerek kararından caydırmak isteyen ABD-Batı’ya sormak lazım; Türkiye’yi NATO dışındaki alternatiflere, Rusya’ya mahkûm eden kim?

Rusya’nın S-400’lerin ilk iki bataryasının teslimatını 2018 yılı içinde yapabileceği konuşuluyor. İlk etapta acil ihtiyacını karşılayacak bataryalar gelecek. Rusya, pek çok devlet tedarik etmek istemesine rağmen Çin hariç S-400 teknolojisini daha önce hiçbir ülkeye vermedi. Buna rağmen Türkiye ile ortak üretim konusunda bile mutabakata vardı.

S-400'ler Türkiye'nin ihtiyaçlarını büyük ölçüde karşılayabilecek bir sistem. Dünyadaki en iyilerinden biri... ABD-NATO çıldırdığına göre, caydırıcılık kabiliyeti de oldukça yüksek. İlk parti S-400’ler elimize ulaştığında uzun menzilli yüksek irtifa hava savunması kabiliyeti kazanacağız. En önemlisi, S-400 teknolojisini bilerek, görerek yürüyeceğiz. Türkiye gibi ordusu güçlü bir ülke, dünyanın en gelişmiş hava savunma sistemlerinden birine sahip olacak. Asıl nihai hedef milli hava savunma sistemini kurabilmek.

Türkiye savunma sanayinde büyük adımlar atıyor. Karadan karaya uzun menzilli füze sistemi Bora'nın geliştirilmesi noktasında çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Roketsan, Aselsan, MKE tam gaz çalışıyor. Türkiye düşmanlarını ürkütüyor. Türkiyemiz tarihin kendisine omuzlarına yüklendiği rolü oynamaya başladı.

F-35 FIRININA ODUN ATIYORLAR

Amerika şimdi utanmadan, ortak üretim olan, peşinatlarını da ödediğimiz F-35 leri bize vermeyecekmiş.

Bu uçak, NATO ülkeleri ve güvendiği müttefiklere satılacak. Günümüzdeki F-16 gibi, gelecekte NATO’nun ana muharebe uçağı olacak. Aynı zamanda da, Amerika’dan sonra müttefikleri de 5. nesil dediğimiz stealth yani radara yakalanmayan bir uçağa kavuşacaklar. Önümüzdeki 50-60 yıl bu uçak hem Amerika, hem de müttefiklerinin hava kuvvetlerinin bel kemiği olacak. Dolayısıyla bu uçağın Türkiye’ye verilmemesi, Nato’nun   savunma planlarını alt üst etmesi, büyük sıkıntı yaratması demek.

F-35’i çok değerli yapan iki özellik var, birisi sensorleri, diğeri ise düşük görünürlük. Ancak elimizdeki F-16 daha yüksek manevra yeteneğine ve nerdeyse 50 yaşındaki F-15’in ise daha fazla menzil ve taşıma kapasitesine sahip olduğu unutulmamalı. F-35’leri vermediler. NATO düşünsün. Türkiye çare bulur.

Türkiye’ye artık diz çöktüremezler. Türkiye artık, Batı’nın karakolu değildir.Batı Eksenine karşı Doğu ekseni gelişirken, Türkiye çok kutuplu yeni dünyanın  ÜÇÜNCÜ EKSEN lideri olma şansına adım adım yaklaşıyor.

EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ, BİRLİK VE BERABERLİK. TARİH YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’Yİ SAHNEYE ÇIKARIYOR.