Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : info@sde.org.tr
"Hukuk ve Uygulama Arasında İnsan Hakları" Toplantısı
SDE'de UNESCO İnsan Hakları Kürsüsü Üyesi Prof. Dr. Ali Sedjari’nin katılımıyla 16.11.2012 tarihinde "Hukuk ve Uygulama Arasında İnsan Hakları" başlıklı bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantının moderatörlüğünü SDE İç Politika ve Demokratikleşme Programı Koordinatörlüğü Uzmanı Doç. Dr. Hamit Emrah Beriş yaptı. Gazi Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Öğretim Görevlisi Ertuğrul Cenk Gürcan ise; Sedjari’yi ve Sedjari’nin editörlüğünü yaptığı “Evrensellik ve Tekillik Arasında İnsan Hakları” adlı kitabı tanıttı.
16 Kasım 2012 18:17
 
 
Gürcan’ın ardından sözü alan Sedjari konuşmasına Fransız Büyükelçiliği’ne ve bu organizasyondan dolayı Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne teşekkür ederek başladı.
 
2005 yılından beri insan hakları konusunda çalışan Sedjari,  bu süre içerisinde insan hakları konusuna daha genel bir bakış açısıyla bakmaya çalıştığını ifade ederek “Evrensellik ve Tekillik Arasında İnsan Hakları” başlıklı kitabından söz etti.
Dünyadaki bütün değişimlerin temelinde insan haklarının bulunduğunu belirten Sedjari;  “İnsan haklarını ele alan bu kitabı tam da İnsan Hakları Evresel Beyannamesi’nin 60. yıldönümünde çıkardık. Çünkü insan hakları günümüzde bile hala tartışılıyor” dedi.
 
“Arap Baharı, Evrenselliktir”
 
Sedjari Ortadoğu’da son dönemde yaşanan gelişmeleri insan hakları kapsamında şu şekilde değerlendirdi; “Arap baharı, evrenselliktir. İnsanların haklarına, onurlarına sahip çıkmaları demektir. Şu an Ortadoğu’da var olan her şey tersine dönüyor. Fakat hala kafamızda insan hakları ile ilgili sorular var.”
 
Günümüzde iki farklı ideolojinin olduğunu ve bunların sürdürülebilir kalkınma ve insan hakları olduğunu anlatan Sedjari; “Sürdürülebilir kalkınma sadece modern toplumların sorunlarını ele alıyor ve bunlar bütün kamuoyunu ilgilendiriyor. Fakat sadece ekonomiye dayalı bir dünya inşa edemeyiz. İnsan hakları ise tek tek bireyleri ilgilendiriyor. Bu son yıllarda insan haklarının kadın hakları, çocuk hakları gibi konularda geliştiğini gördük. Fakat sorun devam ediyor” diye konuştu.
 
Başlangıçta insan haklarının siyasi bir olgu olduğunu, daha sonra bunların sosyal bir sözleşme haline getirildiğini vurgulayan Sedjari, İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşananların ardından toplumların yeni bir sayfa açmak istediğini, bunun için BM şartı oluşturulduğunu, ekonomik ve sosyal haklar temalı sözleşmeler yapıldığını, fakat bunların aynı zamanda paradokslara yol açtığını belirtti.
 
“İnsan Hakları Hala Evrensel Değil”
 
Sedjari, insan haklarının evrenselliği konusuna da değindi ve şunları kaydetti; “İnsan haklarının evrenselliğine anlam kazandırmak için hala kat edilmesi gereken bir yol vardır. İnsan hakları bu bakımdan yeniden düşünülmelidir. Bu tür bir çaba kolay değildir. Zira insan haklarının evrenselleştirilmesinin önünde hala üç engel vardır. Birincisi tarihselcilik, ikincisi kültürcülük, üçüncüsü de farklılık. Tarihselcilik davranışlarımınızın ve kamusal eylemin kurallarını sadece hukuksal deneyimden yola çıkarak meşrulaştırır. Tarih, halkların kaynağı olarak görülür ve öyle de kalmalıdır. Hak, bir halkın tarihinden kaynaklanır, insan eseridir, insan tarafından kutsallaştırılır.”
 
Kültürcülük konusunda ise Sedjari şunları ifade etti; “Kültürcülük, kültürü hakların yüce temeli ve tarihselciliğin tamamlayıcısı olarak görür, ama küçük bir farkla: Kültür hazır bir veri olarak görülür, kültür içimizdedir, bizde ikamet eder, tavırlarımızı ve düşünce tarzlarımızı belirler, her birimizin kimliğini ortaya koyar. Tarihselcilik belli bir boşluk ve yorum payı bırakır. Ama kültürel mesele, birkaç yıldır sahip olduğu özel öneme rağmen, ‘ekonomik düzey’ meselesini gölgelememelidir. Mevcut durum itibariyle, ‘kalkınma hakkı’na verilen yanıtlar umutları karşılamaktan uzaktır. İnsan hakları bakımından yol bütünüyle kat edilmemiştir. Ama artık engellere rağmen, başka yola sapmanın mümkün olmadığını düşünmek makul gözükmektedir. Bu engeller esas itibari ile iki tanedir; demokrasisinin bir manipülasyon aracı olarak kullanılması ve insan haklarının özel ekonomik çıkarların bir aracı haline getirilmesi. Bütün çeşitliliği ve zenginliği ile kültürün evrenselleştirilmesinden daha acil bir diplomasi yoktur. Bu nedenle evrensellik bütün farklılıkların karşılıklı olarak tanınmasını gerektirir. Bu bağlamda uzun bir süre küresel vicdan olarak görülen Avrupa kibrinden kurtulmalıdır.”
 
İnsan haklarında iki tür yaklaşım olduğuna değinen Sedjari optimist ve pesimist yaklaşımları şu şekilde açıkladı;  “Optimist yaklaşım, insan haklarının uluslararasılaşması, hakların sürekli genişlemesi, medeni ve siyasal haklar ile ekonomik, sosyal ve kültürel hakların bölünmezliğinin ilanı, ayrımcılığın, ırkçılığın, soykırımın ve insanlık dışı muamelenin artışı konusunda gerçek bir farkındalık fikrine dayanır. Daha kötümser bir okuma olan pesimist yaklaşım ise insan haklarının uluslararası planda saygı görmekten uzak olduğunu ve insan haklarının evrenselliğinin de yerleşmiş bir olgu olmadığını tespit eder.”  
 
“İnsan Haklarının Jeopolitiği Paramparça Olmuştur”
 
“Dünyanın şu ya da bu bölgesinde fakir ülkelerde olduğu gibi gelişmiş ülkelerde de insan hakları sürekli ihlal edilmektedir. İnsan haklarının jeopolitiği paramparça olmuş bir manzara arz etmektedir ve farklı kavrayışlar arasındaki devasa ayrılıkları gizlemektedir. Uzun bir süre boyunca en önemli ayrım insan haklarına ilişkin Batılı kavrayış ile yeni bir toplumun ifadesi olmak isteyen sosyalist ülkelerin kavrayışı arasındaydı.”
 
Bir diğer konu olarak insan onuruna saygı meselesini ele alan Sedjari; “Bu evrensel bir ilkedir. Bunun anlamı şudur; bir bütün olarak alındığında insan hakları deklarasyonunun söylemi her yerdeki insanlara dönüktür ve bütün dünyayı kapsamaktadır. İnsan hakları uyruğu, ikamet ettiği yer, cinsiyeti, etnik ya da ulusal kökeni, dini, dili ya da başka nitelikleri ne olursa olsun bütün insanların vazgeçilmez haklarıdır. Dolayısıyla evrensellik sorunu hala önümüzde durmaktadır. Ama başka bir mesele daha vardır. Etkililik meselesi. Etkililik testini geçebilen çok az ülke vardır. İnsan hakları, iktidar oyunları ve ekonomik çıkarlar arasında hükmetme arzusu ile gözetleme arzusu arasında çoğu kez farazi kalmaktadır.”
 
“En Problemli Alan: Kadın Hakları”
 
İnsan hakları konusunda merkezi sorunların en problemli alanı olan kadın hakları konusunu ele alan Sedjari sözlerini şu şekilde tamamladı; “Bu durum Ortadoğu ülkelerinde daha büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Kadın haklarının tam olarak uygulanmadığı ülkelerde tam bir demokrasi olduğunu söyleyemeyiz. Kadınlara haklarını teslim etmemiz gerek. Bunun için çalışmalar yapılmalı. Kadınları siyasette görmemiz lazım. Ve sonuçta bunların hepsinin kültürle ilişkisi olduğunu bilmemiz lazım. Dolayısıyla yeni bir pedagojik anlayış ve yeni araçlar gerekiyor.”
 
Sedjari’nin konuşmasının ardından toplantı soru-cevap kısmıyla son buldu.