Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Medya Enerjisini İç Siyasetin Kısır Gündeminde Tüketiyor

Alper TAN
31 Temmuz 2018 13:35

Basılı yayınlar, yani dergiler, gazeteler artık eskisi kadar rağbet görmüyor. Okuyucudan karşılık bulamayınca tek tek kapanmaya başladılar. Devam edenler ise zorla yani ciddi desteklerle ayakta tutuluyor. Kar eden veya gelir-gideri denkleştirebilen yayın kuruluşları gayet sınırlı.

Bunun en önemli sebebi, elektronik medyanın, radyo, televizyon, dergi, gazete, yani klasik medyanın her çeşidini ihtiva eder hale gelmesi. İnternete girdiğinizde bunların her birini, her yelpazeden ve her an bulabiliyor ve bir ücret ödemeden takip edebiliyorsunuz. Okumak için gazete bayiine gidip para ödemenize gerek kalmıyor. Üstelik evinizde, ofisinizde yer de işgal etmiyor, elinize mürekkep bulaşmıyor.

Türk medyası önemini ve etkisini kaybediyor. Ama bunun tek sebebi internet medyası değil. Farklı sebepleri var.

Radyo, televizyon, dergi, gazete.. Bunların hepsi yelpazenin tüm renkleriyle cebinizde. Ancak bir şey eksik.. Medyamızın çeşidi çok,  basılı yayınların çoğunun kağıtları birinci sınıf, matbaaları son model, baskıları çok renkli ve albenisi yüksek. Ama medyamızın etkisi yok. Çok azı hariç neredeyse bütün gazetelerin manşetleri, birinci sayfaları, haber içerikleri, dünyayı algılama biçimleri aynı.. Aslında muhalif-muvafık iki gazeteyi okuduğunuzda Türk medyasının o günkü gündemini anlayabilirsiniz. Bir sürü gazeteye zaman harcamanıza gerek kalmıyor.

Türk medyası, dünyayı, iç siyaset üzerinden algılama kısır döngüsünden kurtulamadı. Duvarlar yıkıldı. İki kutuplu küresel sistem çöktü. Dost ve düşman anlayışları yeniden şekilleniyor. Yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Lakin medyamız olayları hala eski algılar üzerinden okuyup anlatıyor. Çünkü böyle yapmak çok konforlu. Böyle haberlerin ve analizlerin müşterisi hazır. Yeni bir şeyi anlatmak daha meşakkatli.. Yeni şeyleri “komplo” olarak yansıtıp yok saymak daha ucuz.

Yıllardır CHP’yi tartışıyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu kalacak mı gidecek mi? Muharrem İnce yeterli imzayı toplayacak mı toplayamayacak mı? Veya yeni gündem: Meral Akşener.. Genel başkanlığa tekrar aday olacak mı olmayacak mı?

Olsa ne olur olmasa ne olur? Beş benzemez Ak Parti ve Erdoğan karşıtlarının bir proje için geçici olarak oluşturduğu böyle bir yapıdan ne olabilir. Veya 1950’den bu yana 67 seneden beri tek başına iktidara gelememiş, milletin ahını ve bedduasını almış bir partinin başına kimin geleceğinin ne önemi var? 67 seneden beri kimler geldi, kimler geçti. CHP’de ne değişti ki bundan sonra değişsin..

Bu ülkenin zamanı ve kaynakları bu kadar bol mu ki bu kadar etkisiz ve lüzumsuz konulara bu derece zaman ve enerji harcıyoruz.

Halbuki biz Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu, Muharrem İnce’nin imza sayısını, Meral Akşener’in partisine küsüp küsmediğini lüzumsuz miktarda haftalarca konuşurken dünyada çok tarihi ve milletlerin, devletlerin geleceğini etkileyecek mühim hadiseler, değişiklikler yaşanıyor.

Dünya düzeni yeni baştan şekilleniyor. Uluslararası ilişkilerin denklemi değişiyor. Uluslararası finans sistemi iflasa gidiyor. Batının, siyasi, teknik ve ekonomik küresel üstünlüğü doğuya kayıyor. Osmanlı’nın asırlarca hüküm sürdüğü coğrafyada asırlık sömürü düzeninden kurtulmak için ciddi mücadeleler başladı. Afrika’da çok hızlı bir uyanış ve diriliş var. Hala yönetimlerin bir kısmı eski alışkanlıklara devem etseler de Müslüman halklar kendine gelmeye ve medeniyet kodlarına dönmeye başladı.

Dünyada bunlar gelişirken, bu gelişmeleri en doğru şekilde halka yansıtmak için gayret etmesi gereken medyamızın yedi gün 24 saat siyasetçilerin koltuğunu ve lüzumsuz politik polemiklerini konuşarak zaman öldürmesi bu millete yapılabilecek en ağır zulümlerden biri değil midir?

Dünya yeniden şekillenme sürecinde iken, rutin bir trafik kazasının, karısını hançerleyen manyağın, bilmem kimle yatta veya plajda görüntülenen mankenin, her gün yüzlercesi olan mobese kamerasındaki trafik olaylarının maç anlatır gibi her gün haber bültenlerinde bu denli yayınlanmasının kime ne faydası var.

Hangi gelişmiş ülkelerin medyasında bu kadar cinayet haberi yayınlanır? Hangi gelişmiş devletlerin medyalarında bu denli trafik kazası haberi yer alır?

Duygusal milletimiz seyrediyor, bu tür haberler reyting ve tiraj yapıyor diye böyle yayıncılık yapılır mı? Bu derece olumsuz haberler insanları, birbirlerine güvenmeyen yanında, yakınındaki herkese şüphe ve endişe ile bakan bir ruh haline sürüklüyor. Toplum neredeyse paranoyak hale getirilecek. Her gün saatlerce kaza, cinnet, cinayet, tecavüz, gasp, ihanet, haberlerine maruz kalan bir toplum birbirine güvenir mi?

Medyamız bu tür haberleri bu kadar çok ve yoğun verince bu tarz olayları önlemiş mi oluyor, özendirmiş mi?

Bunların da elbette haber değeri olanları vardır. Ama ciddi bir süzgeçten geçirmek kaydıyla..

Türkiye kaynakları o kadar zengin bir ülke değil. İnşallah medyamız da enerjisini ve kaynaklarını daha gerekli yayınlarda kullanmayı tercih eder..

 

Alper TAN

31.07.2018