Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : info@sde.org.tr

Batının Gizli İşgaline Karşı Ne Yapmalıyız?

Alper TAN
22 Mayıs 2018 17:06

Doğu-Batı denkleminde Batı merkezli üstünlük algısı hızla değişmeye başladı. Böyle devam ederse kısa zaman sonra muhtemelen önce bir dengelenme sonra da Doğu ağırlıklı bir denklem doğacak.

Dünyadaki değişiklikler çerçevesinde, yükselenleri ve inenleri takip edenler bunu rahatlıkla görebilirler. ABD ve Avrupa'nın karizması çizildi artık. Bundan sonra Batı ülkelerinin yeniden toparlanmaları ve eski günlere dönebilmeleri kısa ve orta vadede kolay değil. Batı şimdilerde uzatmaları oynuyor.

İslam dünyası başta olmak üzere kader, Doğunun önüne yeniden büyük imkânlar sunuyor. Fakat handikap şu ki, Doğunun halkları bunu büyük ölçüde anlamış olmasına rağmen elit veya entelektüel sayılan kesimler hala Batı merkezli düşünce kalıplarını kıramadılar. Gözlemimiz şudur ki; istisnalar hariç olmakla birlikte Doğudaki tahsilliler ne yazık ki genel manada tahsil süreleri oranında Batıya daha bağımlı düşünüyorlar. Batının sadece teknolojik üstünlüğünden değil, değerler konusundaki üstünlük afyonundan daha çok etkileniyorlar. Doğuda tahsil düştükçe Batının bu olumsuz etkisi de azalıyor.

Bu durumu "cahil cesareti" olarak görenler olabilir. Bunun cehaletle alakası yok. Batı merkezli eğitim sistemlerinin, müfredatın sinsi ve sistematik olarak zihinlerimizi, kalplerimizi esir almasıyla alakası var.

Akıllar, zihinler, gönüller Batının işgali veya gönüllü esareti altında, tarihe bakış da şaşı olunca, medeniyeti, kültürü, terakkiyi, insanlığı ve istikbali Batının dışında bir yerde aramak "ahmaklık"la eşanlamlı görülüyor.

Neticesinde ise Haçlı/Siyonist/Budist ittifakının İslam'la veya Müslümanlarla savaşını ABD'nin İngiltere ile rekabeti olarak görüyorsunuz. Hollanda'nın Türkiye'ye saldırıları Başbakan Mark Rutte'nin seçim kampanyası, Almanya'nın Türkiye'ye saldırıları Angela Merkel'in seçim yatırımı, Fransa'nınki Ermeni diyasporasının yönlendirmesi sayılarak izah ediliyor. ABD'nin bize karşı düzenli ve istikrarlı olarak terör örgütlerini desteklemesi ise Barack Obama veya Donald Trump'ın hataları olarak telakki ediliyor. Böyle olunca ABD ve Avrupa bizim yakın dostlarımız, sahici müttefiklerimiz olarak anlatılmaya devam ediliyor.

Bütün bunlar gerçeklere gözlerimizi kapatmaktan başka bir şey değil. Haçlı dünyası, Müslüman düşmanlığını hiçbir zaman terk etmedi. Daha önce biraz daha kapalı yürüttüğü husumeti son zamanlarda fazla gizleyemez oldu. Fark sadece bundan ibaret. Bunun bu kadar aleniyet kazanması ve fark edilir olmasının önemli bir sebebi de Müslüman milletlerin uyanışıyla ilgili.

Batıya meftun Müslümanların şu kolay soruya cevap vermeleri gerekir. Yeryüzünde var olan ve devam eden ve hatta başlama potansiyeli olan savaşların hepsi neden Müslüman coğrafyalarda oluyor? Bunlar, Müslümanların “cehaletinden” mi kaynaklanıyor?

Trump kötü de ABD iyi mi? Merkel kötü de Almanya iyi mi? Rutte kötü de Hollanda iyi mi? Bu İslam düşmanı siyasi liderlerin hepsini o ülkelerin siyasi ve toplumsal dinamikleri getirmiyor mu?

İsrail'de küçük bir şey olduğunda seferber olan Batı Arakan'da yüzbinler katledilirken neden kör ve sağır. Terör, Fransa'da, İngiltere'de, Belçika'da olunca kötü de Suriye'de, Irak'ta, Türkiye'de olunca neden iyi? Batı açısından bunun sebepleri çok açık değil mi?

Son sahnelere bir bakınız…

ABD Başkanı Trump, açıktan desteklediği işgalci İsrail’e on bin kilometre öteden başkent belirliyor. Filistinlilerin topraklarını Siyonist İsrail’e bahşediyor. Dünyanın süper gücünün, arkasında olduğunu düşünen Siyonist yönetim hiçbir insani değeri gözetmeksizin bir günde yetmişe yakın Müslümanı katledip 2500’den fazlasını yaralıyor. Adları uluslararası kuruluşlar listesinde geçen hiçbir kurum bu katliamları umursamıyor..

Varoluş sebebi Kudüs olan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ise toplanıp Filistin meselesini çözmek için BM’den medet bekliyor…

İslam coğrafyası İslam düşmanlarının işgali altında. Topraklarımızı, bu işgalden kurtarmalıyız. Ama topraklarımızı işgalden kurtarabilmek için önce kafalarımızı ve kalplerimizi bunların işgalinden kurtarmak zorundayız. Kısa, orta ve uzun vadeli stratejik planlarımız olmalı. Bu konuda büyük bir seferberliğe ihtiyaç var.

Alper TAN

22.05.2018