Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Spekülatörler Üreticinin Sırtından Yer

Abuzer PINAR
15 Ağustos 2018 11:58

Ekonominin gerçek tarafında insanların ihtiyacı olan malları üretmek için faaliyet gösteren üreticiler yer alır. Üreticiler risk alır, üretim altyapısı için yatırım yapar, işgücü istihdam eder, ürettiği malları pazarlar, piyasa araştırır, daha kaliteli mal üretmek ve daha fazla tüketiciye ulaşmak için çaba harcar.

Bütün bu yatırım faaliyetlerini, girdi tedarikini, mal dolaşımını mümkün kılan, kolaylaştıran bir de ödeme sistemi vardır. Bu finansal faaliyetler de en az reel ekonomi faaliyetleri kadar önemlidir. Ödeme sistemi olmadan ticaret hacmi bu kadar büyüyemez ve üretici bu kadar kazanç elde edemez. Ancak kapitalist sistemin geldiğimiz aşamasında finansal sistem asıl olan üretim ve dağıtıma yardımcı olmak yerine istikrarsızlık unsuru olmaya, ekonomik döngüyü bozmaya başlamıştır.

Bir tarafta üretici, bir tarafta da finansal hizmetler varken, bir de spekülatör var. Kimdir spekülatör ve ne iş yapar? Kavramlar modernleşince ve hele de daha naif görünen yabancı dilden bir karşılıkla kullanılınca pozitif bir anlama bürünür. Spekülatör risk alarak, finansal işlem yapanlara mı denir? Evet, bir tanımı bu. Peki, buna kendi dilimizde vurguncu ya da karaborsacı dersek ne olur? Bir şey olmaz da birileri buna tepki gösterebilir. Neden böyle düşündüğümü şöyle bir örnekle açıklayayım.

1970’lerde karaborsa kavramı çok kullanılırdı. Çünkü finansallaşma bu kadar yaygın değildi ve bazı fiyatlar üzerinde doğrudan devlet kontrolü vardı. Bu yüzden de bir mala olan talep artınca, arz yetersiz ise, bazı kesimler bundan yararlanarak malı stoklar ve kısa bir süre sonra yüksek fiyatlardan satardı. Buna karaborsa denirdi. Yani yasaya aykırı olarak mal olduğu halde satmamak, yani stoklamak ve belirli bir süre sonra devletin belirlediği fiyatın üzerinde satmaktır bu faaliyet.

Bir gerçek var ki, reel olarak üretici paraya ihtiyaç duyar. Kredi imkânı yok iken ürettiği malı kısa sürede paraya çevirmek zorunda kalır bazen. Tarım sektöründe pamuk, arpa, fıstık vs. gibi ürünlerin hasadı döneminde çiftçi biriken borçları nedeniyle, ürünün en azından bir bölümünü hemen paraya çevirerek borcunu öder. Parası olanlar ürünü satın alır. Üreticinin işi görülmüş olur. Ürün satın alan da ürünün bol olduğu dönemde ucuza almıştır. Hasat döneminden sonra, özellikle de kış aylarında ürün fiyatı artmaya başlar ve bu fiyatlardan ürünü satan finans sahibi bir kazanç sağlamış olur. Bu bile normal ticari faaliyetler içerisinde düşünülebilecek bir mekanizma.

Aslında kredi imkânları olsa bu aracılara da gerek kalmayabilir. Ancak bazen kredi daha maliyetli olabileceği gibi, bazen de kredi sisteminin formalitelerinden kaçmak isteyen çiftçi malı daha ucuza satmayı tercih edebilir. Karaborsa veya stokçuluk bunun ötesinde bir işlemdir. Stokçu özellikle piyasadan mal toplar ve mevsimsel bir geçişe gerek kalmadan, piyasadaki fiyatı belirleyecek güce erişince malı daha pahalıya piyasaya sürer.

Finansal piyasalarda hisse senedi ve döviz de spekülasyona konu olabilir. Özellikle hisse senedinde herhangi bir şirketin hissesine yüklü paralarla atak yaptığınızda fiyatını yükseltme veya düşürme yönünde etki yapabilirsiniz. Uluslararası spekülatörler ise yeterli finansal kaynağa sahip oldukları takdirde sadece bir şirketin hissesi değil, bütün bir ülke piyasası ile oynayabilir.

Döviz konusuna gelince, ihracatçı döviz elde ederken, ithalatçı dış ödemeleri için dövize ihtiyaç duyar. Bu işlemler normal durumlarda sürekli yapılır zaten. Ya da yurtdışından döviz geliri elde eden bunu TL’ye çevirip ihtiyaçlarını karşılar. Veya TL cinsinden bir tasarruf aracına yatırabilir. Diğer yandan yurtdışına herhangi bir nedenle gidecek olan kişiler döviz satın alır. Uluslararası iktisadi ilişkilerde bunlar normal şartlarda sürekli yapılan işlemlerdir. Ancak spekülasyon bunun ötesine geçer.

Başka ülkelerin paraları ile finansal işlem yaparak kazanç sağlamanın da ötesine geçen bir işlem, piyasadan döviz toplayıp yükselmesine neden olmaktır. Tek başına bir kişi veya kurumun işi midir bu? Büyük ölçüde değil. Ancak yükseliş dalgası bir başladığında, cebinde 100 TL’si olan bir insan bile ne olur ne olmaz diyerek bu dalgaya kapılır. Hele şu birkaç gün içindeki hareketlere bakıldığında durum daha açık görülecektir. Dövizdeki hareketlilik reel ekonomik işlemleri için dövize ihtiyacı olanları daha fazla olumsuz etkiler. Şirketin borcu vardır. Özel şahsın dolar cinsinden ödemesi vardır. O kadar yüksek fiyattan döviz alıp borcunu ödemek zorunda kalabilir. Hele de girdisi döviz cinsinden olan üretici yanar böyle dönemlerde. Bir ay sabretmek diye bir şey yoktur. Sipariş almıştır. Malı teslim etmek zorundadır.

Aynı gün içerisinde dolar kuru 6,5-7 aralığında dalgalandığı zaman birileri 6,5 TL’den, birileri de 7 TL’den alıp satmıştır. Dolar kuru yükselirken ve düşerken birileri kazanırken birileri kaybetmiştir. Kazanan ve kaybeden kimlerdir? Kaybedenlerin bir kısmı da spekülatörlerdir elbette, ancak asıl kaybeden amatörler ve reel sektörde faaliyet gösteren üreticilerdir. Amatörler sadece dalgaya kapıldıkları için kaybeder. Üreticiler ise asıl faaliyetleri dolayısıyla döviz ile işlem yapmak zorunda oldukları için kaybederler. Profesyonel spekülatörlerin çoğunlukla kazandığı bir gerçektir. Aksi bir örnek de yakın tarihimizde var aslında. 2001 krizi sonrasında uygulanan politikalarla dolar kuru 1,2 TL düzeylerine kadar indiğinde bir kesim çıldırmıştı mesela. Çünkü parasını dolara bağlayıp nasılsa yine patlar ve kazanırız beklentisi gerçekleşmemişti.

Sonuç olarak, başka ülke paralarının bir ülkede mal gibi alınıp satılması veya spekülasyon aracı olması nihayetinde üreticiyi zorlar. Çünkü üreticinin döviz talebi keyfi değildir. Tamamen faaliyet alanına ilişkindir. Spekülatif amaçlı hareket edenler yüzünden gerçek üretim yapan insanın uykuları kaçar. Hâlbuki kurduğu tesis, istihdam ettiği insanlar yerinde duruyordur. Ürettiği mala talep de devam etmektedir. Ancak birilerinin üretime katkıda bulunmadan, elindeki para ile oyun oynayarak gelirden daha fazla pay almak istemesi üreticiyi ve üretimi sıkıntıya düşürür.

Bunun çaresi var mıdır? Mevcut küresel yapıda dışa açık ve küçük ekonomilerde zordur, ancak elbette çaresi vardır. Öncelikle kayıtlı ekonomi şarttır. Gerçekten döviz kazanan ve dövizle ödeme yapan, sistem üzerinden yapıyorsa bunu görmek kolaydır. Reel işlemlerini döviz üzerinden kaçınılmaz olarak yapan üretken kesimi, para ile oynayan kesimden ayıracak mekanizmalar kurmak gerekir. Bazen bu iki kesimi birbirinden ayırmak zor olsa da büyük ölçüde yapılabilir bir iştir. Üretken kesimi ödüllendirecek, ancak spekülatif dalga yaratan işlemleri kısıtlayacak formüller her zaman bulunabilir. Bu yaklaşım yabancı sermayeyi ürkütür mü? Gerçekten üretken kesimi destekleyecek politikalar tasarlanıp uygulama yönünden de güven verici bir tarzda sunulursa yerli veya yabancı sermaye neden ürksün ki? Ürküp kaçacak olan sermaye olsa olsa emek vermeden ve hak etmeden sizden yüksek miktarlarda kazanç elde eden kesimler olabilir.

 

15.08.2018