Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

İran Ambargosunun Ekonomik Etkileri Ne Olur?

Abuzer PINAR
07 Temmuz 2018 15:24

Yaklaşık 40 yıldır, İran ambargo ile anılmaktadır. İslam Devrimi’nin yapıldığı 1979 yılından beri, reformist iktidarlar döneminde biraz hafiflemiş olsa da, hep gündemde kalmıştır. Nükleer silah geliştirdiği ve terörizmi desteklediği gerekçesiyle değişik dozlarda ambargolar ile karşılaşan İran, son olarak geçtiğimiz Mayıs ayı başlarında, ABD Başkanı Donald Trump’ın, önceki başkan Barack Obama döneminde P5+1 (ABD, İngiltere, Fransa, Çin, Rusya ve Almanya) ülkelerinin imza attığı anlaşmadan çekilmesiyle yeniden gündeme geldi.

Aslında, İran’a ambargo uygulaması çok daha gerilere gider. İlk ambargo, 1950’lerin başında İran’ın petrolü millileştirme politikası, İngiltere’nin ambargosu ile karşılaştı. O günden beri ne zaman İran’a ambargo gündeme gelse ilk akla gelen petrol fiyatlarıdır. Bugün itibariyle petrolden daha önemsiz olmayan doğalgaz ve savunma sanayii ile birlikte İran pazarında yatırım yapmak isteyen küresel sermaye de işin içerisine girdiği için, dünya ekonomisi üzerindeki etkileri daha fazla sözkonusu olmaktadır.

Yoğun tartışma konusu olan ve ABD yönetimi tarafından Kasım ayında sert bir şekilde uygulanmaya başlanacağı açıklanan İran ambargosunun ekonomik etkileri ne olur? Konuyu üç boyutuyla ele almak gerekmektedir. Ambargonun İran ekonomisi, dünya ekonomisi ve Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri.

Şüphesiz ambargodan doğrudan ve en çok etkilenecek olan İran’ın bizatihi kendi ekonomisidir. İran dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerine sahip olmakla beraber halen üretebildiği miktarın önemli bir bölümünü iç piyasada tüketmektedir. Petrol rezervleri açısından ise Suudi Arabistan ve Venezuela’dan sonra üçüncü sırada yer alıyor. İhracatın %90’ı petrol ve doğalgazdan oluşuyor. İthal ikameci ekonomi stratejisi izleyerek yurtdışından aramalı alıp nihai üretimi yurtiçinde yapmaya çalışıyor. Başta otomotiv ve petrokimya olmak üzere bazı sanayi alanlarında yabancı ortaklıklarla beraber ciddi atılımlar yapmak istiyor. Ancak ambargoların etkisini hafifletmek için son yıllarda özelleştirme girişimleri ve yabancı sermayeye açılma eğilimleri olsa da halen İktisadi faaliyetlerin %80’i devlet kuruluşları veya devlette etkin olan çevrelerin yönettiği vakıf şirketleri tarafından kontrol edilmektedir.

Obama döneminde varılan anlaşma sonrasında İran ekonomisi için bir fırsat doğdu. Başta Fransa ve Norveç olmak üzere Avrupa şirketleri İran’da özellikle enerji alanında yatırım sözleşmeleri imzaladılar. Lakin Trump yönetiminin nükleer anlaşmadan çekilme kararı ve sert ambargoların yolda olması rüzgârı yeniden İran ekonomisi aleyhine çevirdi. Petrol ihracatına sıkı kısıtlamalar gelmesi ülke ekonomisi için ciddi sonuçlar doğurur. Daha ambargo başlamadan milli para muazzam değer kaybetti. Yurtiçi ticaret olumsuz etkilendi ve kaçınılmaz olarak vatandaşların cebine dokunmaya başladı. Kontrol altına alınmaya çalışılsa da ekonomik açıdan bir umut ışığı belirmeden durulma ihtimali zayıf görünüyor. Güvenlik tedbirlerinin sertleşmesi ise bir kısır döngüye götürecek gibi görünüyor.

Başlangıçta AB ülkelerinden ve Hindistan’dan olumlu mesajlar geldi. Ancak zaman geçtikçe bu ülkelerin nasıl pozisyon alacağı çok da belirgin değil gibi görünüyor. Rusya, İran konusunda genellikle ihtiyatlı davranmıştır. Örneğin 2006 ve 2009 yıllarında İran’a ambargo konusunda Çin çekimser kalırken, Rusya desteklemiştir. AB ülkeleri ekonomik menfaatler açısından kararsız kalmaktadırlar. Bir taraftan İran’ın Ortadoğu’daki etkinliğini genişletme eğilimlerinden rahatsız olmakla beraber, diğer taraftan ülke pazarındaki ekonomik çıkarlarını kaybetmekten ve ortaya çıkabilecek enerji fiyatlarındaki artışların etkisinden çekinmektedirler. Trump’ın cepheyi genişleten gümrük tartışmaları olmasaydı, belki de AB ülkeleri ABD ile beraber hareket etmede daha rahat davranacaktı.

Ambargo dünya ekonomisini nasıl etkiler? İlk akla gelen petrol fiyatlarıdır. Bir dönem ciddi düşüşler yaşanan petrol fiyatlarında, OPEC ülkeleri ve Rusya’nın üretimi kısma politikası ile zaten dikkate değer artışlar oldu. Dünyanın en büyük üçüncü petrol ülkesine uygulanacak ambargo hiç şüphesiz petrol fiyatlarını arttıracaktır. Bu da maliyetleri arttırarak büyümeyi olumsuz etkileyecektir.

Azalan petrol arzının Suudi Arabistan, Irak ve Rusya tarafından telafi edilmesi mümkündür. Nitekim Suudi Arabistan’ın üretimi arttırma yönünde kararlı olduğu haberlere yansımaktadır. Ancak fiyatlardaki belirgin düşüşler, özellikle Rusya ekonomisini olumsuz etkilediğinden, bu telafinin fiyatları aşağı götürmesi beklenmemelidir. Dolayısıyla petrol fiyatlarının hâlihazırdaki düzeyin üzerine çıkacağını tahmin etmek zor değil.

Ambargonun özellikle petrolü kapsayacağı dile getirilmektedir. Bu durumda bundan en çok etkilenecek olan ülkeler arasında Hindistan, Çin ve Güney Kore ile beraber Türkiye de yer almaktadır. Muhtemelen bu ülkeler kendilerini etkileyen boyutlarıyla bazı istisna girişimlerinde bulunacaklardır.

İran ambargosu Türkiye için daha da önemli bir konudur. Zira birkaç açıdan en çok etkilenecek ülkelerden birisi Türkiye’dir. Öncelikle İran bizim Rusya’dan sonraki önemli doğalgaz tedarikçilerimizden birisi. Giderek artan doğalgaz ihtiyacımızın halen yaklaşık %17’sini bu ülkeden karşılıyoruz. Ancak önemi bunun da ötesinde. Dış ticaret hacmi beklenen kadar olmasa da en azından iki devlet arasındaki niyet bunun 30 milyar dolara çıkarılması yönünde. Ancak ithalatımız vazgeçilmez olan petrol ve doğalgaz olduğundan ve İran pazarını açma konusunda ihtiyatlı davrandığından, ticaretimiz ağırlıklı olarak ithalattan oluşuyor.

Bu yapıyı değiştirme yönünde imkânlar var aslında. Ülkemizde imalat, tekstil, inşaat, makine, sağlık ve turizm konusunda ciddi yetişmiş insan gücü ve bilgi birikimi var. İran’ın pazarını açma konusunda daha istekli davranması halinde hem ticaret hacmi artar hem de açığımız azalabilir.

Niyetler bu yönde olsa da ambargo bu gelişme sürecini tamamen kesmese bile ciddi zarar verecektir. Özellikle uluslararası ödeme sisteminin İran’ı tamamen dışarda tutması halinde elbette başta İran ekonomisi zarar görecektir ama ticaret ortaklarına da zarar verecektir. Ülkemiz ve bizim durumumuzda olan Hindistan ve Güney Kore gibi ülkeler için bazı esneklikler sağlansa da bu durumu değiştirmeyecektir.

Geriye sınır ticareti ve milli paralarla yapılabilecek ticaret kalmaktadır. Sınır ticareti üzerinde kısıtlar bulunmaktadır. Uluslararası para sisteminin dışındaki ticarette dikkate değer artışlar beklemek pek gerçekçi değil zaten. Milli paralar ile ticaret yapmak mümkün elbette. Yapılıyor da. Ancak toplam ticaretin halen sadece %5’i civarında. Ayrıca İran parasındaki değer kayıplarının yarattığı istikrarsızlık dolayısıyla Türkiye de bu konuda ihtiyatlı davranacaktır. Eğer tamamen denk olmasa da denkliğe yakın bir ticaretimiz olsaydı mümkün olabilirdi. Ancak ticaretimizin önemli bir bölümü bizim açığımızken bunun yürümesi pek de mümkün görünmemektedir.

Uluslararası anlaşmalarda zora düşmemek kaydıyla bir yolu var elbette. O da İran’ın ekonomik mantıkla hareket ederek pazarını Türkiye’ye daha fazla açmasıdır. 

 

07.07.2018