Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Düşük Faizin Getirisi ile Yüksek Kurun Götürüsü

Abuzer PINAR
09 Mayıs 2018 13:23

Demokrasi varsa seçim ekonomisi olur. Siyasal yönetim seçmen oyu ile belirleniyorsa, siyasal partiler daha fazla taraftar toplayabilmek için belirli seçmen kesimlerini memnun edecek vaatlerde veya uygulamalarda bulunurlar. Bu gerçeği kabul etmekle beraber verilen vaatlerin veya yapılan uygulamaların toplumdaki gerçek ve nihai etkisini dikkate almak gerekir. Faiz-döviz dengesi tartışılması gereken sıcak bir konudur. Bu konu içerisinde bulunduğumuz dönemde belki de az fark edilen, lakin sanıldığından daha fazla etki yaratacak nitelikte gibi görünmektedir.

Bu çerçeveden bakıldığında, seçmenin cebine doğrudan giren paranın etkisi elbette küçümsenemez. Diğer yandan dolaylı imiş gibi görünen, ancak sanıldığından daha yüksek etki yaratabilecek bir dönemden geçiyoruz. Ağırlıklı olarak maliyet kaynaklı da olsa yüksek enflasyonun yarattığı algı bozukluğu ve bunun sonucunda yükselen döviz kurunun etkisi ciddiye alınması gereken bir konudur.

Faize karşı olmanın veya düşük faizi savunmanın yaratacağı algı ve destek ile yüksek döviz kurundan kaynaklanan enflasyon ve algı bozukluğunun götürüsünü soğukkanlı bir şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Bizim türümüzden hızlı gelişmekte olan ülkelerde kredi piyasasının küçümsenmeyecek bir enformel tarafı vardır. Bir yandan banka ile çalışmanın gerektirdiği formalitelerden kaçış, diğer yandan inanç gereği faize mesafeli durma ülkemiz şartlarında bunu daha da önemli hale getirmektedir. İş dünyasında küçümsenmeyecek bir iş hacmi vadeli işlemlerle yürümektedir. Bu işlemler bazen güvene dayalı, bazen de çek ve senet teminat alınarak yapılmaktadır.

Bu çerçeveden bakıldığında faizin düzeyi bu kesimi doğrudan etkilememektedir. Ancak dövizin yükselmesinin etkisi için aynı şey söylenemez. Üretim girdilerinin bir bölümü ithal edilmektedir. Döviz yükseldiğinde girdi maliyetleri artmaktadır. Bu artış istikrarlı bir patikada olsa yine de kademeli bir intibak ile tolere edilebilir. Ancak dövizdeki oynaklık belirsizlik yaratırken riskler çok yüksek olacağından iktisadi faaliyetler ciddi ölçüde yavaşlayabilir. Özellikle de kısa sürede ve yüksek oranlardaki kur artışı iş kesimini ciddi olumsuz etkileyebilir.

Şöyle bir örnek verelim. Herhangi bir firmanın mal ürettiğini ve girdilerin %40’nın ithal edildiğini düşünelim. Yani maliyetinin 100 TL’sinden 40 TL’si döviz kuru üzerinden hesaplanmaktadır. Bu firmanın %10 kar marjı ile çalıştığını düşünelim. Döviz kurundaki %10’luk bir artışın firmaya maliyeti %4’tür (%40’ın %10’u). Sonuç olarak sadece bir döviz hareketiyle kazandığı 10 TL’den 4 TL’sini kaybetmiştir. Firma için iki seçenek var. Bu maliyeti olduğu gibi veya bir kısmını fiyata yansıtarak kar marjını korumaya çalışması bir seçenektir. Ancak talebin yüksek olmadığı dönemlerde bu pek de mümkün değildir. Dolayısıyla sözü edilen hareketlere göre karının düşmesi veya hiç kar elde edememesi, hatta zarar etmesi imkan dahilindedir. Daha da kötüsü belirsizlik ortamında ihtiyatlı davranarak işi yavaşlatması veya tamamen durdurmasıdır.

Belirli sektörlerde yüksek rekabetten dolayı karların çok daha düşük olduğu bilinmektedir. Ayrıca ithal girdisi %40’dan çok daha yüksek sektörler de az değildir.

Firmaların ve müşterilerinin bütün işlemlerini banka kredileri ile yaptığını düşünelim. Şu an itibariyle piyasaların faize itirazı yaklaşık olarak %3-4 civarındadır. Yani yıllık bazda Merkez Bankası’nın faizleri 3-4 puan arttırması dövizi sakinleştirecek gibi görünmektedir. Bir yıl içerisinde ödenecek olan bu faiz artışının etkisi döviz kurundaki artışla karşılaştırılamayacak kadar düşüktür. Yukarıda değindiğimiz gibi banka kaynaklarının az kullanılması ya da hiç kullanılmaması durumunda ise bu maliyet daha da azalacaktır.

Konuya ilişkin diğer önemli bir nokta son yıllarda özel kesimin döviz cinsinden yaptığı borçlanmadır. Geçmişten kalan bu borçlar, döviz kuru arttıkça TL cinsinden artmaktadır. Yani bugün itibariyle daha yüksek kurdan dolar alınıp borcun ödenmesi gerekmektedir. Firmaların faiz maliyetleri ile döviz yükümlülüklerinin karşılaştırılması halinde faizde yapılacak bir artışla dövizdeki yükselişin maliyeti daha net olarak görülebilir. Elbette her firma ve sektör için durum aynı değildir. Ancak ekonomideki büyük fotoğrafa bakıldığında kur maliyetinin faiz maliyetinden daha yüksek olduğuna ilişkin kanaat güçlüdür.

Faiz kararı Merkez Bankası’nın yetkisindedir. Esasen fiyat istikrarından sorumlu olan Merkez Bankası’nın enflasyonun özellikle maliyetlerden kaynaklandığı dönemlerde işi zorlaşmaktadır. Elindeki araçları kullansa bile bu maliyetin tamamını ortadan kaldırma imkânı yoktur. Ancak makul müdahaleler dalgalanmaların tahribatını en azından tolere edilebilir düzeylere indirebilir. Aksi takdirde kurdan kaynaklı tahribatın maliyeti düşük faizin getirisinden çok daha yüksek olabilir.

5.5.2018